Filenin Sultanları madalya yolunda: Arena Paris Sud’den izlenimler

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Lüks mağazalardan kapalı yollara, metrolardan otellere her noktaya sinmiş Olimpiyat Oyunları aromasını almanın kaçınılmaz olduğu Paris’te gün doğumunun hemen ardından yola koyuluyoruz. İstikamet, Mavi'nin desteğiyle Türk spor tarihinin en heyecan verici takımlarından Filenin Sultanları’nın C grubundaki 2. maçını izlemek için Arena Paris Sud. Adını berbat kokusuyla meşhur bromun kaşifi kimyager Antoine Jérome Balard’dan alan metro durağından çıkarak sabahın mahmurluğunu üzerimizden atıyoruz. Havada artık sadece voleybol kokusu var.
Rakip Dominik Cumhuriyeti maçlara hızlı girmesiyle tanınan, fizik ve atletizm avantajıyla yüksek oynamayı seven ama teknik açıdan sınırlı bir takım. Hâl böyle olunca akıllara hemen Hollanda maçına yaptığımız kötü başlangıç geliyor. Nitekim ilk set, korkularımızı haklı çıkarıyor. Dominik Cumhuriyeti çok disiplinli ve enerjik. Türkiye ise bir o kadar dağınık ve sakar. “Eyvah” diyoruz, "Ya bir kez daha sıçrayamazsak?"
İlk setler kahve niyetine
Neyse ki 2. setle birlikte atmosfer değişiyor. Belki de Gizem Örge’nin maçtan sonra dediği gibi “İlk setleri uyanmak için kullanıyoruz”dur. Paris’te kahveler gerçekten Olimpiyat köyündeki İtalyanların dalga geçtiği üzere “Seine suyundan yapılıyorsa” haksız sayılmazlar! Tabii sabahın 9’unda üst üste 2 maç oynamak da talihsizlik ve uyarıcıya ihtiyaç duyulabilir!
Kuşkusuz sahadaki teknik değişikliklere de bakmak lazım. İlk sette sadece Melissa Vargas’a kalan hücumlarımız—ki maç başlangıcı bunun aksini sağlamak üzere kurgulanmış gibiydi—ikinci setle birlikte çeşitlilik kazandıkça Vargas da rahatlıyor, Kaptan Eda da, büyük baskı altındaki İlkin Aydın da, 2 ay sonra takıma dönen Zehra Güneş de, sakatlıktan yeni çıkan Hande Baladın da...
En önemlisi: Hücum çeşitliliği
İlk setteki kötü oyunun yarattığı moral bozukluğundan sonra tabloyu bu kadar hızlı şekilde değiştirebilmek takımı gözle görülür biçimde yüreklendiriyor. İlk sette 10 basit hata yapan takım, kalan 3 sette sadece 12 hata yapıyor. Melissa Vargas’ın 31 sayısı (%56 hücum yüzdesi) muazzam elbette ama onun dışında Eda Erdem’in 14, Hande Baladın ve İlkin Aydın’ın 10’ar, Zehra Güneş’in 9 sayılık katkısı, hep önemsediğimiz hücum çeşitliliğinin en açık göstergesi.

Kaptan Eda Erdem’in imkansız hamlesi.
Son set başlarken teknik açıdan Filenin Sultanları’yla baş etmesi mümkün olmayan Dominik Cumhuriyeti’nin yorulduğu ve moral mühimmatını da tükettiği açık. Tribündeki taraftarlarının da artık bu sabah seansından tek beklentisi dans etmek, eğlenmek. Türkiye’nin güzel oyununun, Vargas’ın hem hücum hem savunmadaki muazzam performansının onların da takdirini kazandığını görebiliyoruz.
Formalite değil esas sınav
Akşama doğru İtalya’nın Hollanda’yı yenmesiyle çeyrek finali garantiliyor Türkiye ama grubun liderini belirleyecek İtalya maçının formalite olması beklenemez. Bilakis artık seviye yükseliyor ve çok iyi takımları barındıran Paris 2024’te bizim de oyunumuzu yükseltmemiz şart. Bu anlamda hem kulüpler hem millî takım bazında ciddi bir rekabet içerisinde olduğumuz İtalya maçı kritik bir sınav.

Muazzam 2023 sezonu sonrası 2024, Filenin Sultanları için kolay geçmedi. Sakatlıklar, saha dışı tartışmalar, hazırlık sürecinin aksaması, rakiplerin bilenmesi… Hollanda ve Dominik Cumhuriyeti maçları da kazanılsalar dahi dersler barındırıyor. Nasıl ki Dominik Cumhuriyeti müsabakası, tartışmaların odağındaki İlkin Aydın’dan faydalanılabileceğini gösterdi, İtalya maçı da hücum çeşitliliği ve Vargas’a destek olabilecek bir smaçör olarak Ebrar Karakurt’un önemini yeniden hatırlatma işlevi görebilir. Çünkü tüm favorilerin bu kadar iyi göründüğü bir platformda millîlerin tüm yıldızlarından katkı alması şart. Burada en büyük görevin düştüğü Koç Daniele Santarelli’nin bunun fazlasıyla farkında olduğunu gözlemleyebiliyorum. Hedef voleybol tarihimizdeki ilk Olimpiyat madalyası ve esas serüven Pazar günü İtalya maçıyla başlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
BTK Instagram'a erişimi engelledi. Punto, A Millî Kadın Voleybol Takımı'nın Dominik Cumhuriyeti maçını izlemek üzere Paris'teydi. Uğur Ugan, insanlarla köpeklerin ilişkisini edebiyatın penceresinden gören kitapları inceledi.
02 Ağu 2024

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen
Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Her şeyi kazanan, bütün rekorları kıran ve rakiplerini geride bırakan biri neden hâlâ bırakamaz? "Novak Djokovic: Kış Kurdu" belgeseli, bu soruyla yola çıkıyor ama Djokovic’in karakterini tüm karmaşıklığıyla ele almak yerine çoğu kez onun kendi anlatısına teslim oluyor. Ortaya, zaferi mutlulukla karıştıran ve bütün dünya yenildiği hâlde rahatlayamayan huzursuz, çelişkili ve zaman zaman insanı öfkelendiren bir adam hakkında fazlasıyla huzurlu bir hikaye çıkıyor.

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.





