FinTech Dosyası #4: DeFi 101

FinTech Dosyası #4: DeFi 101

26 Eylül - BizimHesap - Quando
BizimHesap ile birlikte

BizimHesap ’la işletmelerin gücü katlanıyor Şirketinizi BizimHesap ile dünyanın her yerinden 7/24 yönetebilirsiniz E-ticaret firmalarının günden güne artan ihtiyaçlarını takip eden BizimHesap , kullanıcı dostu uygulamaları uygun fiyatlarla birleştirerek kullanıcılarına kapsamlı bir hizmet sunuyor. Nedir? BizimHesap , bir şirketin dünyanın herhangi bir noktasından web veya mobil cihazlarla tüm ticari işlerini takip edebileceği bulut tabanlı bir ön muhasebe programı olarak öne çıkıyor. Neler var? Yedi farklı e-fatura entegratörü, iki farklı sanal pos altyapısı, onlarca banka ve pazaryeri ile entegre çalışan BizimHesap , kullanıcılarına sınırsız depo tanımlama, depolar arası aktarım yapma, depo sayımı gibi fiziki stok işlemlerini, carilerini, tahsilatlarını, e-ticaret satışlarını çevrimiçi olarak takip etme ve raporlama şansı sunuyor. Ücretsiz SMS entegrasyonu imkânıyla sistem içinden müşteri ve tedarikçilerine SMS bilgilendirmesi gönderebilen BizimHesap kullanıcıları, aynı zamanda istedikleri zaman müşterileriyle hesap ekstresi paylaşabiliyor. Dahası: BizimHesap kullanıcıları, muhasebeci ve mali müşavirlerini uygulama içindeki BizimMuhasebeci modülüne kaydedebiliyor, BizimSipariş özelliğiyle ise müşterilerinden hızlıca sipariş alabiliyorlar. BizimHesap ’ın sektörde öne çıkan yıllık abonelik ücretinden faydalanarak, ön muhasebenin yanında, ürün listelemeden, fiyat güncellemeye, faturalaştırmaya kadar tüm e-ticaret ihtiyaçlarınızı da ücretsiz olarak karşılamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

2020, gezegenimiz için oldukça tuhaf bir yıl oldu. Covid-19 virüsünün kendisini çok ağır bir şekilde hissettirdiği 2020 yılı boyunca dünya benzeri görülmemiş küresel zorluklarla karşı karşıya kalırken bizler de değişen düzene olabildiğince adapte olmak için çabaladık. Ancak 2020 aynı zamanda finans dünyasında da köklü bir değişimin başlangıcını gördü. Evet, DeFi’ın yükselişinden bahsediyoruz.

Borç verme, ticari işlemler ve yatırım gibi tipik finansal hizmetleri herhangi bir aracı olmadan ve olabildiğince şeffaflığıyla açık bir şekilde sunmak için blok zinciri teknolojinden, akıllı sözleşmelerden ve merkezî olmayan uygulamalardan (dApps) faydalanan bir finans biçimi olan DeFi’ın tarihi aslında gizemli mucit Satoshi Nakamoto tarafından 2009 yılında geliştirilen Bitcoin’e kadar uzanıyor. Kimilerine göre tam anlamıyla “merkeziyetsiz” denebilecek tek sistem olan Bitcoin; güvenilir bir üçüncü taraf veya herhangi bir merkezî finans kurumu olmadan eşler arasında çevrimiçi değer aktarımını güçlendiren peer-to-peer mimarisine sahip blok zincir teknolojisiyle, merkezi güçlerdeki teorik olarak duyulması gereken finansal güveni ortadan kaldırmak ve alternatif merkezî olmayan finansal ürünler üretmek için web hizmetlerinde aktif olarak kullanılıyor.

Bitcoin'in "kişiden kişiye güveni ortadan kaldıran ve şeffaf para transferi" ürünü olarak misyonunu yerine getirdiği ve hâlâ da getiriyor olduğu söylenebilir; ancak DeFi sayesinde günümüz kompleks finansının da merkeziyetsiz dünyada bir karşılığı olabileceği değerlendiriliyor. DeFi’ın ne zaman gerçek anlamıyla adından söz ettirdiğine gelecek olduğumuzdaysa tüm oklar bizi “DeFi Summer” olarak da bilinen 2020 yazına yönlendiriyor.

DeFi'ın yükselişi

Borç alma ve verme platformu Compound’un, kullanıcıların likidite madenciliği adı verilen bu süreçte ödüllendirmek için kullandığı yönetişim token’ı “COMP”u piyasaya sürmesiyle DeFi’ın yükselişi başladı. COMP olarak ödenen bu tür ödüller verimi önemli ölçüde artırırken kripto para ekosisteminde yüksek getiri veya ödül elde etmek için kripto para stake etme veya ödünç verme işlemi olan daha karmaşık “yield farming” stratejilerini de mümkün kıldı ve token sahiplerinin yönetime katılmasını sağladı. MakerDAO ve AAVE gibi diğer protokollerin de bu durumu kendilerine uyarlaması ise kullanıcıların DeFi’a yönelmesine, token fiyatlarının artmasına ve genel anlamıyla DeFi etkinliğinin fırlamasına yol açtı.

DeFi’da meydana gelen gelişmeler pek çok kişi için inanılmaz bir servet üretimini teşvik ettiğinden, bu dönemde kripto piyasası da yükselişe geçti. 2020 başında 700 milyon dolar kadar olan DeFi’ın kilitli toplam değeri (TVL) aynı yıl 15 milyar dolara çıkarken %2,100’lük dikkate değer bir artışla DeFi, tüm beklentileri aşarak borç alma ve verme, merkezî olmayan borsalar, yield farming ve sigorta dâhil olmak üzere büyük bir genişlemeye şahit oldu.

DeFi, geleneksel finans sisteminden neden ve nasıl farklıdır?

Unsplash

İngilizce “merkeziyetsiz”, “merkezî olmayan” ya da “merkeziyetsizleştirilmiş” gibi anlamlara gelen “decentralized” ve “finance” kelimelerinin ilk hecelerinin birleşmesiyle ortaya çıkan DeFi, kelimenin tam anlamıyla herhangi bir merkeze bağlı olmayan finans yani “merkeziyetsiz finans” anlamına geliyor. Başka bir deyişle, DeFi’ın varoluşunun ardındaki ana fikrin, geleneksel finans sektörünün bağlı olduğu şirketler gibi merkezî otoriteleri yani üçüncü tarafları olabildiğince ortadan kaldırmak olduğu söylenebilir. Yani aslında DeFi, İngilizce'de “meydan okumak” anlamına gelen “defy” kelimesine olan benzerliğiyle de bir nevi geleneksel finansa kafa tutuyor.

Uzun yıllardır süregelen geleneksel finans sistemine, günümüzün şartlarına uygun yenilikçi ve dijital bir alternatif olarak öne çıkan DeFi, borç alma ve borç verme gibi işlemlerin herkese açık bir şekilde güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesine olanak tanırken aynı zamanda sahip olduğunuz varlıklarınızı token’a dönüştürmenize ve varlıklarınızın transferini dünyanın herhangi bir yerine olabildiğince hızlı bir şekilde gerçekleştirmenize de imkân sağlar. Dahası DeFi, bu işlemlerin geleneksel finans sisteminde gerçekleşmesi için gerekli olan ofis, takas merkezleri ve banka çalışanı maaşları gibi masraflara olan ihtiyacı da ortadan kaldırır; çünkü Defi, internet bağlantısı olan herkesin erişimine açıktır.

Bununla birlikte, DeFi’ın birçok avantajı da bulunmakta. Bunların başlıcalarıysa şu şekilde:

  • DeFi’ın sunduklarından yararlanmak için yapmanız gereken tek şey, erişim sağlamak adına MetaMask gibi bir kripto cüzdan oluşturmaktır. Bunun dışında DeFi, herhangi bir hesap açmanızı ya da başvuruda bulunmanızı talep etmez.
  • DeFi’da kullanıcının gizliliği esastır. Yani adınızı ve e-posta adresiniz gibi kişisel bilgilerinizi üçüncü taraflarla paylaşmak zorunda kalmazsınız.
  • DeFi’da merkeziyetçi anlayış ortadan kalktığı, dolayısıyla bağlı olduğunuz bir otorite olmadığı için varlıklarınızı aktarmak için izin almanıza, transferinizin gerçekleşmesi için uzun uzun beklemenize ve yüksel ücretler ödemenize gerek yoktur. Bunun yerine varlıklarınızı dilediğiniz yere, istediğiniz zaman aktarmanız mümkündür.
  • DeFi’da her işlemin hızla gerçekleşmesi gibi faiz oranları ve ödüller de her 15 saniyede bir yani geleneksel finans sistemlerine kıyasla çok daha hızlı bir şekilde güncellenir ve bu oranlar, Wall Street’teki alışılmış oranlardan daha yüksek olabilir.
  • Merkeziyetçi özel şirketler genelde finansal işlemlerde şeffaflık sunmaktan kaçınır; ancak söz konusu DeFi olduğunda isteyen herkes işlemleri her ayrıntısına kadar görebilir.

Bütün bunlardan yola çıktığımızda ise DeFi’ı geleneksel finans sisteminden farklı kılan özelliklerin başında DeFi’ın merkeziyetsizlik anlayışı olduğu söylenebilir. Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere, DeFi sisteminde varlıklarınızı saklamak için ihtiyacınız olan tek şey kişisel bir cüzdan oluşturmaktır. Geleneksel finans sistemlerinde ise varlıklarınız banka gibi kurum veya kuruluşlarda muhafaza edilir. Başka bir deyişle, DeFi’da tüm finansal operasyonları yöneten güven kaynağı halka açık bir blok zinciri iken geleneksel finansta tüm operasyonlar yöneten güven kaynağı, yasaları ve lisanslı finansal kurumları kapsayan kamu yönetimidir. Ayrıca, DeFi’da giriş engelinin olmadığı gerçeği, programlama becerisine sahip herkesin halka açık blokajların üzerine finansal hizmetler ve araçlar oluşturabileceği anlamına gelir.

Öte yandan, merkeziyetçi finans anlayışında her bir işlem ve bilgi bir alanda toplanır ve buraya yapılacak herhangi bir saldırı, varlıklarınız zarar görmesine hatta tamamen yok olmasına neden olabilir. DeFi’da ise durum bunun tam tersidir; çünkü DeFi sistemi herkese açıktır. Peki, DeFi sistemin herkese açık olması ne anlama geliyor?

Şöyle ki DeFi sisteminde her bir bilgi ve yapılan her bir işlem herkes tarafından görülebildiği gibi birden fazla alanda tutulur ve pek çok kişinin onayına tabi tutulur. Bu durum da hata payını azaltarak sahip olduğunuz varlıklarınızın, gerçekleştirdiğiniz transferlerin ve bilgilerinizin yok olması riskini en aza indirger.

DeFi protokolleri

Kripto para ödünç verme, ödünç alma ve alım satım işlemlerinin yönetilmesi için gerekli olan birtakım formatlar, kodlar ve prosedürler vardır. “DeFi protokolleri” olarak bilinen ve geleneksel finans sektöründeki sorunları ortadan kaldırmak için tasarlanmış olan bu özerk kodlar, Ethereum gibi programlanabilir blok zincirleri üzerindeki akıllı sözleşmelerde yer alır.

DeFi protokollerinin asıl hedefi, bir banka hesabına erişimi olmayan dünya nüfusunun %50’den fazlası için bu durumun değiştirmektir ve daha fazla finansal enstrümanın tanıtılması, DeFi protokollerinin daha fazla geliştirilmesiyle mümkün olabilir. 

Geçtiğimiz son iki yıl, özellikle de öne çıkan DeFi protokollerinde muazzam bir büyüme gördü. Şimdiye kadar birçok DeFi protokolü, sayısız önemli token ve projeyle birlikte devasa olduğu kadar karmaşık bir ekosistemin vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Ve DeFi protokollerinin değerindeki bu ciddi artış nedeniyle, bu alandaki girişimler için de önemli fırsatlar doğmuş oldu.

Statista verilerine göre, Kasım 2021 itibarıyla genel büyüklüğü 274 milyar dolara ulaşan DeFi pazarında, sabit paralar da dâhil olmak üzere kullanıcılar arasında finansal hizmetlerin değişimini sağlayan pek çok protokol bulunmakta. Bu protokoller arasından en popüler olanları ise şu şekilde:

  • MakerDAO 
  • AAVE 
  • Curve
  • UniSwap
  • Lido
  • Convex Finance
  • Pancake Swap
  • Compound

Stablecoin'ler

Bu noktada bahsetmemiz gereken bir diğer nokta ise stablecoin’ler olarak öne çıkıyor. Dolar gibi para birimlerinin dijital dünyada birebir ve değeri sabit karşılıkları olarak da bilinen stablecoin’ler, yatırımcıların DeFi piyasasında kripto varlıkları üzerinden getiri elde etmelerini sağlarken bir yandan da piyasa oynaklığından kaynaklanan potansiyel olumsuz etkilerini hafifletmede rol oynar.

Birikim hesapları, para piyasası fonları veya tahviller gibi geleneksel sabit faizli yatırımlardansa daha fazla getiri arayışında olan yatırımcılar, DeFi piyasasında ortalamanın üzerinde getiri sağlamak adına donlarını dijitalleştirebilir. Bunun yapmanın en kolay ve en güvenli yolu ise muhtemelen ABD dolarını, daha sonra DeFi protokollerine yatırmak üzere, 52.22 milyar dolar piyasa değeriyle Tether’den sonraki en popüler ikinci stablecoin olan USDC’ye dönüştürmektir.

İyi de neden?

Şöyle ki bir yatırımcı faiz kazanmak amacıyla Compound protokolüne ETH yatırırsa, ETH’nin değerinde yaşanacak bir düşüşle kazanılan tüm getiri dengelenebilir ve bu durum da yatırımcı için kayıpla sonuçlanabilir. Öte yandan, aynı yatırımcının USDC gibi bir stablecoin kullanması hâlinde esas varlığın değeri sabit kalır ve verim, kripto piyasasındaki oynaklıktan etkilenmez.

Tartışmalı "merkeziyetsizlik"

Unsplash

Öte yandan, DeFi protokollerinin ve genel olarak DeFi’ın ne derece “merkeziyetsiz” olduğu da oldukça tartışmaya açık bir konu. Her ne kadar DeFi, geleneksel finanstan farklı olarak bir merkezinin olmadığını iddia etse de konunun uzmanları durumun aslında pek de öyle olmadığını söylüyor. Başka bir deyişle, en büyük stablecoin’lerin arkasında da aslında merkezî bir şirket bulunuyor.

DeFi’ın tanımı gereği “tamamen merkeziyetsiz” olduğunu, bunun da “hiç kimsenin bir blok zincirini kontrol veya manipüle edemeyeceği” anlamına geldiğini söyleyen Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Eva Kaili; merkezî olmadığını iddia eden çoğu DeFi protokolünün aslında merkeziyetsiz olmadığını belirterek, "Bir geliştiricinin kim olduğunu, bunu kimin kontrol ettiğini, anahtarların neler olduğunu, birinin kodu değiştirip değiştiremeyeceğini, yargı yetkisinin nerede olduğunu anlamak için güvencelere ihtiyacımız var. Nasıl çalıştığını anladığımızdan emin olmalıyız.” diyor.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

💸 FinTech dosyası #4: DeFi 101

Bankalar olmadan da bankacılık mümkün olabilir mi? DeFi, gerçekten de söylendiği kadar merkeziyetsiz mi?

26 Eyl 2022

BizimHesap ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?

HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Doğa Yurduneri

·

05 Ağu 2026

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?
QuandoQuando

HİKAYE

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Doğa Yurduneri

·

02 Ağu 2026

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Ümit Alan

·

31 Tem 2026

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda
QuandoQuando

HİKAYE

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Doğa Yurduneri

·

28 Tem 2026

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?
QuandoQuando

HİKAYE

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Tem 2026

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?