Gazeteciliğin “Marka Güvenliği” Sorunu

Haberlerden o kadar korkacak ne var ki?
Gazeteciliğin “Marka Güvenliği” Sorunu

n okuyoruz|

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

Geçtiğimiz hafta Jezebel’in kapanışından ve bunun neden internet medyası açısından önemli bir haber olarak görüldüğünden bahsetmiştim. Bu hafta da Jezebel hakkında yeni yazılar yayınlansa da beklemediğim bir şekilde aslında uzun zamandır tartışmamız gereken bir konuyu da gündeme taşıdığını gördüm. O da dijital gazetecilik ve medyanın “marka güvenliği” sorunu.

Reklamcılık ve marka yönetimi gibi alanlara uzak olanlar için kısaca özetlemek gerekirse, marka güvenliği bir markanın insanların aklında bıraktığı izlenimi ve ilişkileri olabildiğince markanın istediği yerde tutmayı ve negatif ilişkileri önlemek için alınan önlemleri tanımlamak için kullanılan bir terim. Gazetecilikle ilişkili kısmı ise genellikle reklam kısmında öne çıkıyor.

Sektördeki önemli bir kesimin marka güvenliği konusundaki temel argümanı şu şekilde: markanın reklamının hangi içeriklerin yanında göründüğü insanların o marka hakkındaki izlenimlerini etkileyebilir. O yüzden reklamlarımızın olabildiğince güvenli ve bize uygun yerlerde görüldüğünden emin olmalıyız.

Bu belirli noktalarda çok mantıklı bir argüman. Örneğin yukarıdaki X/Twitter örneğindeki gibi markaların neo-nazi paylaşımlarıyla yan yana görünmek istememesi doğal bir talep. Ya da bir çocuk markasının kimi sitelerde reklamının görünmesini istememesi gibi.

Ama bu durumun kontrolden çıktığı bir senaryoyla karşı karşıyayız. Özellikle reklamcıların aşırı korkuyla hareket etmesi ve mevcut reklam teknolojilerinin kelime seviyesinde ayarlamalara fırsat vermesi yüzünden agresif bir marka güvenliği stratejisi benimsenmiş durumda. Bu stratejilerin internet yayıncılığı ekonomisindeki etkisi ise genellikle görmezden geliniyor.

Bu filtreler ve ayarlamalar da çoğu zaman haber sitelerinin asıl içeriklerinin reklamdan mahrum kalmasına neden oluyor. Yani ciddi haberler yapıyorsanız, önemli ama “güvensiz” konuları ele alıyorsanız bu filtreler yüzünden en çok geliri sağlayacak şirketlerin reklamlarından mahrum kalmanız yüksek bir ihtimal. Ne kadar çok okunursanız okunun, o filtrelere takıldığınız sürece şansınız çok az. 404 Media’nın bu konuyu gündeme taşıyan yazısında da söylediği gibi ana gelir kaynağınız böyle filtrelendiğinde hayatta kalma şansınız da azalıyor.

Marka güvenliği bu kadar agresif uygulandığı için de internette eğlence odaklı, haber ve bilgi seviyesi minimum içerikler giderek artıyor. Çünkü bu agresif yaklaşımın gözünde bu tür içerikler daha “güvenli” ve filtrelere takılma ihtimalleri daha düşük. Böyle içerikler hem daha fazla hem de daha çok para kazandıran reklamlar alabildikçe de internette para kazanabilmek için bu tür içerik üretme motivasyonu artıyor. Bu da hem böyle içerik üretenlerin büyümesine hem de haber sitelerinin reklam geliri için sitelerini boş içeriklerle doldurmasına neden oluyor.

Özetle marka güvenliği takıntısı internette önemli konularda haber ve içerik üretmek isteyenlerin motivasyonunu kıran bir yaklaşım. Çünkü böyle haberler yeterince reklam alıp para kazandırmadıkça kaçınılmaz olarak bunları üretecek kurumlara ve gazetecilere ayrılan kaynaklar küçülüyor ve bunun yerine reklam alabilen boş içeriklere kayıyor.

Peki bu sorunu çözmenin bir yolu var mı? En başta marka yöneticilerinin ve ajansların bu korkak stratejiden vazgeçmesi gerekiyor. Digiday’e konuşan Ad Fontes Media yöneticisinin de söylediği gibi çoğu zaman reklam veren şirketler haberlerden bu seviye kaçındıklarının farkında bile değiller. Çoğu zaman bu güvenlik takıntısı işin reklamcılık tarafından çıkıyor.

Diğer yanda teknoloji ve tasarım temelli kimi çözümlere de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Günümüzde dijital reklamlar ile tükettiğimiz içerikler fazlasıyla iç içe girmiş durumda. Özellikle de aşırı kötü ve reklamı öne çıkarmak için haberle veya diğer içeriklerle arasındaki sınırı ortadan kaldırma seviyesine gelen tasarımlar da okurun gözünde her şeyin karışmasına neden oluyor. Durumun böyle kötü olması da agresif marka güvenliği yaklaşımının kendisini gerekçelendirmesine fırsat veriyor. Eğer internette de reklam ve haber ya da diğer içerikler arasındaki ayrımı daha iyi bir şekilde koyabilirsek bunun üstesinden gelmek daha kolay olacaktır. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

n okuyoruz|

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

n okuyoruz|n okuyoruz|

BÜLTEN SAYISI

🫣 Gazeteciliğin “Marka Güvenliği” Sorunu

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, Long Read, reklam, Washington Post.

19 Kas 2023

Unsplash

YAZARLAR

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

İLGİLİ OKUMALAR

n okuyoruz|n okuyoruz|

HİKAYE

Şimdi Nereye Gidiyoruz?

Digital News Report bize neler söylüyor?

28 Haz 2026

Şimdi Nereye Gidiyoruz?
n okuyoruz|n okuyoruz|

HİKAYE

Klip Çağına Hoşgeldiniz

Klipleniyorum, öyleyse varım.

31 May 2026

Klip Çağına Hoşgeldiniz
n okuyoruz|n okuyoruz|

HİKAYE

Her Şeyin Üzerine Bahis Oynayabilmek

Tahmin piyasalarının potansiyelleri ve riskleri.

03 May 2026

Her Şeyin Üzerine Bahis Oynayabilmek
n okuyoruz|n okuyoruz|

HİKAYE

Açgözlü Haber Sitelerinden Çektiklerimiz

Bir haber sitesi neden 3 dakikada 50 MB indirme yapıp 1.5 GB RAM kapasitesi kullanır?

29 Mar 2026

Açgözlü Haber Sitelerinden Çektiklerimiz
n okuyoruz|n okuyoruz|

HİKAYE

Gazeteciliğin Ölümü ve Yeniden Doğuşu

Gazeteciliğin durumuna romantik değil, gerçekçi bir şekilde yaklaşmalıyız.

01 Mar 2026

Gazeteciliğin Ölümü ve Yeniden Doğuşu