Gerçekle rüya arasındaki o bulanık sınır: Etkileşim yanılgısı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Sosyal medya çağında etkileşimi çok olan bilginin hafızalarda yer ettiği, hatta çoğu zaman doğru kabul edildiği aşikar. Öte yandan, tabii ki bir paylaşımın çok etkileşim almasıyla o paylaşımın gerçeği yansıtması arasında doğrudan bir ilişki de yok. Tam da bu noktada akıllara “internet ve gerçeklik algısı” tartışmasını seneler evvel beyazperdeye taşıyan Matrix'te Morpheus'un Neo'ya yönelttiği o soru geliyor: “Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü, Neo? Peki ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın? Gerçek dünya ile rüyalar arasındaki farkı nasıl anlayacaktın?”
Artık hiçbirimiz internette neler olup bittiğini anlayamıyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada internet, Matrix’in önümüze koyduğu soruyu bambaşka bir noktaya taşıdı. Bugün internetin var olmuş en büyük sürümüne bağlıyız. Sosyal medya ve internet, dünya çapında milyonlarca insanı birbirine bağlayarak muazzam bir potansiyel ortaya koyuyor. Ancak bizi algoritmaların yönlendirdiği bir kaosa doğru da sürüklüyor. Filmde Wachowski Kardeşler'in hayat verdiği Morpheus’un söylemini, bugün bilişsel bilim alandaki yapay zeka araştırmacıları da dile getiriliyor: “Gerçek nedir? Gerçek nasıl tanımlanır? Ne hissedebileceğiniz, ne koklayabileceğiniz, neyi tadabileceğiniz ve görebileceğiniz hakkında konuşuyorsanız gerçek, sadece beyniniz tarafından yorumlanan elektrik sinyalleridir.”
Gerçeklik değil, gerçekliğin zihinsel bir yorumu
Sonsuza uzanan kaydırmalar ve tıklamalarla, milyonlarca ağa bağlı 5 milyar insanla birlikte durmaksızın yeni data üretiyor ve eskilerini yok ediyoruz. Canlı bir organizma gibi evrim geçiren internet, sürekli büyüyen veri tabanlarıyla insanlığın bilgiyi işleme şeklini de değiştiriyor. Fakat hepimizin farkında olduğu gibi internetin yaygınlaşması, özellikle pandemi dönemiyle birlikte oldukça kaotik ve düzensiz bir hâl almaya başladı. Ünlü teknoloji yazarı Kara Swisher, "Pandeminin internet kullanım alışkanlıklarımızı daha da parçalanmış ve izole bir hâle getirdiğine şahit oluyoruz" diyor.
Ortak duygumuz ise, çevrimiçi ortamın giderek daha "mekansız" hissettirmeye başlaması ve tüketim hızının Tesla’nın Roadster’ını bile aşması. Bir yandan da “Sosyal medya çağının sona erip yerini daha karmaşık, çok katmanlı bir iletişim ekosistemine bırakmış olabileceğinin bir işareti olabilir mi?" diye soruyoruz. Yerine ne gelecek? Belki yapay zeka–bilmediğimiz bir gerçeklikte–interneti yapay bilgilerle dolduruyor ve web'i öldürmeyi hedefliyordur.
Algoritmaların ve sosyal medyanın insan davranışı ve iş dünyası üzerindeki etkileri üzerine yazdığı Engage! kitabıyla tanınan Brian Solis, "Bir zamanlar internetin demokratik bir alan olduğu düşünülürdü, ancak şimdi birkaç büyük oyuncunun egemenliği altında" yorumunu yapıyor. Yükselen tartışmaların arkasındaki genel algı ise aynı: Online dünya gittikçe anlaşılması zor bir yer hâline geliyor.
Yakın gelecekte, önümüze internette ve online ekosistemlerde suları bulanıklaştıran yeni gelişmeler de gelecek gibi görünüyor. TikTok'un tartışmalı "Sizin için" öneri algoritması sistemi, Elon Musk yönetimindeki Twitter'ın çöküşü, içerik kalitesindeki düşüş ve algoritmik manipülasyonun artmasıyla birlikte çoğu sosyal medya platformunu çürük reklam stratejilerinin domine etmesi, "gerçek" haberlerin öneminin giderek azaldığı bir dünya yaratıyor. İçerik kalitesinin düşmesi ve algoritmaların manipülasyonu da biz kullanıcıların gerçeklik algısını ciddi şekilde bozuyor.
Öte yandan popülerlik kavramı, bu ortamda çok daha tartışmalı bir hâle geliyor. Bir içeriğin gerçekten viral olup olmadığını anlamak bir yana, o içeriğin hangi topluluklar tarafından tüketildiğini belirlemek bile gittikçe zorlaşıyor. Bu nedenle, medya analitiği şirketi NewsWhip'in CEO'su Paul Quigley, "Yayın algoritmalarının neyi teşvik ettiğini ve neyi bastırdığını anlamak, sektör profesyonelleri için kritik bir beceri hâline geldi" diyor. Son altı aydır NewsWhip gibi analiz şirketleri Facebook, X, Reddit, TikTok, Twitch ve YouTube gibi platformlarda çok izlenen kişileri takip ederek bağımsız istihbarat raporları oluşturuyor. İnternetin parçalanmış yapısının altını çizen bu raporlardan çıkan sonuç ise çok ilginç: 2010'ların başlarında meraklı bir insan, web'in nabzını çok daha sıkı bir şekilde tutabilirken artık bilgi çok daha karmaşık ve çoğunlukla da erişilemez yollardan akıyor.
Örneğin, internetin en canlı platformu TikTok’ta bu yılın en popüler içeriklerinin neler olduğunu tahmin etmeye çalışsak muhtemelen aklımıza Gen Z’nin dans trendleri, Taylor Swift ile Travis Kelce haberleri ve bütün dünya gündeminde büyük yer tutan Gazze haberleri gelirdi. Ancak TikTok'un yıl sonu raporuna göre, ABD'de en popüler videolar arasında makyaj videoları, yemek ASMR'ları, dev bir ev kedisi ve tavanına sprey boyayla Iron Man çizen bir adam gibi bunlara neden baktığımızı sorgulatan garip içerikler var. Bu örnekler, ilgimizin ne kadar dağılmış olduğunun ve internetin parçalanmış yapısının kanıtı gibi.

Üstelik bu konu sadece sosyal medyayla da sınırlı kalmıyor. "Netflix gibi tükettiğimiz içeriklerin tipini ve konusunu doğrudan; psikolojimizi ise dolaylı yoldan etkileyen içerik platformlarının kendi verilerini yayınlamaları, izleyici tercihlerinin gerçek yansımasını mı yoksa pazarlama stratejilerinin bir parçasını mı gördüğümüz sorusunu gündeme getiriyor" diyor Times’ta uzun yıllar TV ve streaming medya analistliğini yapmış yazar James Poniewozik.
Son haftalarda Netflix, kendi bünyesindeki TV şovları ve filmlerin izleyici verilerini ortaya koyan kapsamlı bir etkileşim raporu yayımladı. Rapora göre Netflix'in geçen yıl Ocak-Haziran arasında en çok izlenen içeriği, toplamda 812 milyon saat izlenmeyle "The Night Agent" adlı bir gerilim dizisi oldu. Ancak şeffaflık adına yapıldığı öne sürülen bu araştırma, "Kullanıcıların ne izlediğine dair gerçek bir fikir mi veriyor, yoksa sadece platformun hangi içerikleri öne çıkarmak istediğini mi gösteriyor?" diye sorgulatıyor. Poniewozik de "Bu rakamlar, popülerliğin gerçek bir göstergesi mi yoksa algoritmik bir manipülasyonun sonucu mu?" diye soruyor.
Konuyu yeniden Matrix’e bağlanmanın tam sırası değil mi?
Threads platformu üzerinde arama yaptığımda, gördüğüm bir gönderiyi direkt alıntılıyorum: "Popüler medya ile olabildiğince içli dışlıyım, özellikle de TV şovlarıyla. Lakin dünya çapında en çok izlenen televizyon dizisi olduğu iddia edilen bu diziyi ilk kez duyuyorum!"
Bu kaotik tutarsızlık, internetin ne kadar hızlı değiştiğini ve bu değişikliklerin kullanıcıların medya tüketim alışkanlıklarına nasıl etki ettiğini gösteriyor. Bu parçalanmışlık, bizi gerçekten ilgilendiren, değer verdiğimiz içerikleri bulmaktan alıkoyuyor. Popüler içerikler şaşırtıcı bir ölçekte tüketiliyor, buna karşın popülerlik hiç olmadığı kadar küçük ve izole hissettiriyor. Başkalarının tükettiği şeylerden habersiz kalmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Aynı zamanda popüler gibi görünen, lakin öyle olmayan yalancı trendlere aşırı önem atfetmek de ilk defa bu kadar kolay.

Geçen ay, TikTok’ta Osama bin Laden'ın 2002 tarihli "Amerika'ya Mektup"unun videolarının viral olduğuna dair iddialar internette dolaşmaya başlamıştı. Bu iddialar, gazeteciler tarafından "hızla yükselen antisemitizmin endişe verici bir göstergesi" olarak okundu. Ancak Washington Post'taki bir analizde de belirtildiği üzere, sosyal medyada hızla yayılan birçok hikaye aslında göründüğünden çok daha az etkiye sahip olabiliyor ve bu durum, platformların içeriği nasıl ve ne kadar hızlı yaydığına dair yanılgılara yol açıyor. Washington Post'un açıkladığı kadarıyla bazı videolar gerçekten var olsa da "Amerika'ya Mektup" etiketi sadece 274 videoda bulunuyordu. Bulunan videoların izlenmeleri de aslında hiçbir şekilde olay yaratacak seviyede değildi.
Popülerlik ve viralite, elbette önemli olanı belirlemedeki yegane ölçütler değil. Ancak çevrimiçi olan biteni anlamadan, başkalarının bizi önemsiz olaylar üzerinden önemliymiş gibi yönlendirmelerine istemeden de olsa izin verdiğimiz bir çağdayız. Bu, toplumsal ve siyasal algılarımızın kolayca saptırılabileceği anlamına geliyor. Benzer şekilde politikacılar da trendleri bağlamından çıkarıp kendi siyasi çıkarlarına göre kullanabiliyorlar. Bu fırsatı kaçırmayan ABD Senato üyesi Marsha Blackburn da TikTok'taki Osama bin Laden videolarının "dehşet verici popülerliği"nden dem vurdu ve TikTok’un bunu teşvik ettiğini söyledi. Blackburn’un ardından New York Valisi Kathy Hochul'un da dahil olduğu pek çok önde gelen demokrat aynı şekilde TikTok'u eleştirdi. Geçen yıl da TikTok CEO’su Shou Zi Chew, ABD Kongresi'ne davet edilmiş ve 6 saat ifade vermişti.

Neredeyse hepimiz internet yorgunuyuz. Zamanımızı ve dikkatimizi hak eden önemli konular, ya internetin yalancı trendlerine ya da farklı güçlerin kişisel hırslarına yenik düşüyor. Gerçekten önemli olan içerikleri tespit etmek ve onlara odaklanmak, artan bilgi kirliliği içinde neredeyse bir sanat hâline geldi. Bu sanat, giderek daha fazla bilgi okuryazarlığı ve kritik düşünme becerisi gerektiriyor. Kullanıcıların sunulan bilginin kaynağını ve bağlamını anlaması, internetin kaotik dalgalarında yönlerini bulmaları için hayati önem taşıyor. Üstelik henüz gelişmiş yapay zekanın ikna etme gücüyle de sınanmadık.
Şu anda bildiğimiz internetten uzaklaşmak; daha sade, daha samimi ve daha saf bir şeye geri dönüyormuş gibi hissettiriyor olabilir. Ancak bu, aslında bizi daha fazla çaba sarf etmeye ve içeriğin gerçek değerini sorgulamaya da itiyor. Ne de olsa ayırt edilebilir tek bir kültürü olmayan ve sürekli olarak aynı içerikleri gözümüze sokmayan bir internet, hepimize ferahlık da getirebilir.
İçinde bulunduğumuz yeni internet dönemi, sadece bilgi tüketim şeklimizi değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda toplum olarak bilgiye nasıl değer verdiğimizi ve onu nasıl paylaştığımızı da dönüştürüyor. Yani pozitif taraftan bakarsak, internetin parçalanmış yapısı aslında kendimize ve bilgiye olan yaklaşımımızı yeniden şekillendirme fırsatı sunuyor. Son olarak, bilişsel (cognitive) bilim insanı, yapay zeka araştırmacısı ve filozof Joscha Bach'ın Lex Fridman Podcast'inde dile getirdiği gibi, "Bizler, insanlık olarak, yapay zekanın ve algoritmaların yarattığı hipergerçeklik içinde yeni bir evrim aşamasına giriyoruz. Burada gerçeklik, algılanan ve sunulan bilgilerin bir mozaiği hâline geliyor ve bu da bireyin kendi gerçekliğini yaratmasını mümkün kılıyor." Bu da bizi, gerçeklik algımızı ve insanlık olarak geleceğimizi yeniden şekillendirecek bir döneme taşıyor.

Joscha Bach'ın vurguladığı gibi bilincimiz, zekanın doğası hakkındaki anlayışımızı genişletiyor ve bizleri, insan olarak yapay zeka ve geleceğimizle nasıl etkileşime gireceğimize dair daha derin düşünmeye itiyor.
"İnsanlık ve yapay zeka, birbirleriyle iç içe gelişen bir simbiyoz içinde olacak" diyor Bach. Onun öngörüsüne göre bu; bilinç, zeka ve insan olmanın anlamı konusunda bizi yeni ufuklara taşıyacak.
Hipergerçeklik dünyasında, bilginin değeri sadece doğruluğunda değil, aynı zamanda insan deneyimini nasıl zenginleştirdiğinde ve genişlettiğinde yatıyor. Joscha Bach'ın sözleriyle, "Geleceğin insanı, sadece bilgiye erişimle değil, aynı zamanda bilgi ile etkileşim ve onu anlamlı bir şekilde kullanma kabiliyetiyle de tanımlanacak." Bu, bizi sadece bilgi tüketicileri olmaktan çıkarıp, bilgi yaratıcılarına dönüşmeye zorlayacak bir evrimsel atılımı temsil ediyor.
"Göremiyoruz ama hepimiz bu garip yinelenen döngülerin içinde sıkışıp kaldık."– Morpheus Matrix Resurrections -Matrix 4
Bu çerçevede, parçalanmış internet ve yapay zeka çağında, her bir bireyin kendisine, topluma ve hatta insanlık olarak kolektif geleceğimize nasıl katkıda bulunabileceğine dair sorulara cevap vermesi bekleniyor. Hipergerçeklik, hepimize, sadece teknolojik bir konuyu değil, aynı zamanda kişisel ve toplumsal bir meseleyi de keşfetme fırsatı sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Çiğdem Öztabak
İletişimci. Pirix.co kurucusu.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


