Gri bir Paris öyküsü: Olimpiyat Oyunları'nda final

Oyunlar kapandı. Paris'te su ve gün ışığıyla enerji sağlanan yüzde yüz elektrikli meşale sönüyor. Geriye neler mi kalacak? Olimpiyat öncesinden başlayarak 26 günün özeti.
Gri bir Paris öyküsü: Olimpiyat Oyunları'nda final

12 Ağustos - WASK - Gündem
WASK ile birlikte

Dijital reklamlarınızı optimize etmenin en etkili yolu: WASK 130’dan fazla ülkede binlerce kullanıcıya hizmet veren WASK, hızlı değişen ve gelişen dijital ekosistemde reklam kampanyalarınızı en verimli şekilde analiz ve optimize etmenizi sağlıyor. WASK , büyük ölçekli kampanyalardan bireysel kampanyalara, kapsamlı kontrol imkanı sunarak dijital dünyada yolculuğa çıkan reklamlarınızın rotasını sizin için çiziyor. Google ve Meta reklamlarında etkileyici dönüş oranları WASK ile teknik bilgiye ihtiyaç duymadan; Reklamlarınızın performansını detaylı şekilde analiz edebilir, Reklam hesapları arasında bütçe dağılımı yapabilir, Reklamlarınız için optimizasyon önerileri alabilir, Rakiplerinizin kampanya hedeflemeleri hakkında bilgi sahibi olabilir, Reklamlarınızın etkinliğini, tıklama oranlarını ve yatırım getirilerini artırabilir, AI desteği ile ideal reklam yerleşimi , anahtar kelime ve negatif arama terimi optimizasyonu yaparak daha başarılı kampanyalar elde edebilirsiniz. Potansiyel müşterilerinizi bulmanın en etkili yolu WASK ile aynı zamanda detaylı analizlere erişebilir, markanız için anlamlı metriklere odaklanabilir ve hiç olmadığı kadar verimli bir optimizasyon sürecine atılabilirsiniz. Aynı zamanda dijital reklam ekiplerinin işbirliğini kolaylaştıran WASK, birden fazla kullanıcının aynı anda kampanyalar üzerinde çalışmasına imkan tanıyor. Dahası: Aposto üyelerine özel yıl sonuna kadar geçerli APOSTO30 koduyla WASK’in sunduğu ayrıcalıklı optimizasyon hizmetlerinden %30 indirimle faydalanmaya başlayabilirsiniz. Reklam kampanyalarınıza çağ atlatmak, WASK ile tanışmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Bir spor turisti olarak Avrupa’nın neredeyse üçte birini görmüş olmama rağmen bugüne kadar hiç yolumun düşmediği Fransa’ya ilk gelişim Paris Olimpiyat Oyunları'yla oldu. Oyunların öncesinde gelip yaklaşık bir ay geçirdiğim organizasyonda, tam akreditasyonum sayesinde 14 farklı branşta müsabakaları, basın toplantılarını izleme ve şehrin nabzını tutma fırsatı yakaladım. Aslında başta atletizm olmak üzere farklı spor branşlarında onlarca organizasyon takip etmişliğim vardı ama Olimpiyat'ın açık büfe menüsünde onlarca seçeneğin arasında şaşakalmayı ilk kez deneyimledim. Bu şaşkınlığa rağmen yine de–çok izlemek istediğim binicilik hariç–neredeyse İstanbul’dayken yaptığım planın büyük bölümünü gerçekleştirebildim.

Her ne kadar son yıllarda Türk sporu niceliksel olarak yükselişte olsa da Olimpiyat Oyunları, bu dünyanın gerçekleriyle ülkenin umutlarının örtüşmediğini bize tekrar göstermiş oldu. Türkiye’deyken madalyalardan, finallerden, tarih yazmaktan bahseden federasyon başkanlarının, yöneticilerin, müsabakaların başlamasıyla beraber sessizliğe büründüklerini ve usulca ortadan kaybolduklarını gördük. Olimpiyat denilen devasa sahnede kalıcı başarının öyle medcezir dalgalarıyla oluşmadığını, yıllar süren bir kültürün ürünü olduğunu bir kez daha yaşayarak gördük.

Türkiye Olimpiyat Takımı, Paris’te üst üste dördüncü kez 100’ü aşkın (son gün Tuğrulhan Erdemir’in doping cezası nedeniyle takımdan çekilmesiyle resmi olarak 101 sporcu) katılımcıyla girdiği mücadelelerde 8 madalya alabildi. Tüm branşlara toplam yedi sporcu gönderebilen Pakistan’ın–hem de atletizmde–şampiyon çıkardığı; Özbekistan’ın sekiz, Gürcistan’ın üç altın madalya aldığı oyunlarda Türkiye’nin hem spora harcadığı para, hem Olimpik takım büyüklüğü ve branş dağılımı hem de 100 yıllık Olimpiyat geçmişi nedeniyle çok daha iyi olması beklenirdi. Ama olmadı. 

Bunun muhasebesinin daha öncekilerde olduğu gibi hakkıyla yapılacağını düşünmüyorum. Türkiye’de spor yönetimi ve politikaları hiçbir zaman liyakat esasına dayalı olarak geliştirilmedi ve 2024’ün bu konuda bir milat olacağı konusunda herkes gibi benim de ciddi şüphelerim var. 

Üç branşta çöküntü

Altınsız kapatılan Paris 2024’teki görüntünün geri planında güreş, judo ve atletizmdeki zayıf sonuçlar yatıyor. Bu üç spor, toplam 35 sporcuyla yer aldığı Paris’te arzulanan etkiyi yapamadı. 

  • Güreş sadece iki bronz madalya alırken, 33 yaşındaki büyük güreşçi Taha Akgül spora burada elde ettiği bronz ile nokta koydu. 
  • Atletizm, Ersu Şaşma’nın büyük heyecan yaşatan sırıkla atlama beşinciliği dışında ilk sekiz sonucu göremedi. Hatırlatmış olayım; atletizmde bir önceki oyunlarda da madalya yoktu ancak tam altı finalle Türkiye tarihin en başarılı sonuçlarından biri alınmıştı. 
  • 24 yıldır kürsüye hasret olan Türkjudosu ise bu oyunlarda madalya alacağına inanarak Paris’e geldi. Ne var ki tarihteki en kalabalık Türkiye judo takımındaki sekiz judoka, tatamide çıktıkları 16 maçın 10’unu kaybederken, ancak iki beşincilikle oyunları noktalayabildi. İlk kez takım müsabakasına katılan karma ekip ise ilk turda Kore’ye yenilip elendi. 
  • İlk hafta atıcılıktaki karışık takım ve okçuluktaki erkekler takım gümüşüyle sükse yapan Ay-yıldızlı ekip, daha çok ikinci haftaya yoğunlaşan beklentinin altından kalkamadı. 
  • Boksta Hatice Akbaş ve Buse Naz Çakıroğlu çıktıkları final maçlarını kaybettiler. 
  • Üç madalya beklenen tekvandoda sadece Nafia Kuş Aydın kürsüye çıkabildi. 
  • Sakatlıklardan muzdarip Avrupa şampiyonu kadın voleybolcular, son iki maçta İtalya ve Brezilya’ya kaybederek Türkiye’nin tarihindeki en büyük takım sporu başarısıyla dördüncü oldular ama madalyasız olarak Paris’e veda ettiler. 
  • Cimnastikçiler Ferhat Arıcan ve Adem Asil de belki de son Olimpiyat deneyimlerinde canla başla uğraşıp ilk sekizde kendilerine yer açtılar. 

Gönül kürsüsündekiler

Bir de madalya alamayıp da kalplerin kürsüsüne kurulanlar oldu. Bu kürsüye çıkanların genellikle genç kuşaktan olması, başarısız bir Olimpiyat serüveni geçiren Türkiye’de izleyicilerin yüreğine su serpti. 16 yaşındaki (ay sonunda Zafer Bayramı’nda 17 olacak) Kuzey Tuncelli’nin 1968’den beri yüzmeye katılıp da bir türlü final göremeyen Türkiye’nin makus talihini yenerek 1.500 metrede beşinci olması kuşkusuz çok büyük bir aşamaydı. Kuzey, 800’de de güzel bir yarış çıkardı ama Seine Nehri’ndeki 10 kilometrelik maraton yüzmede gücü tükendiği için gerilerde kaldı. 

Atletizmde Ersu Şaşma zaten kapasitesi belli, üç yıl önce ilk Olimpiyat'ında final görmüş, Avrupa madalyalı bir sırıkçıydı. Paris’te madalya şansı, rakiplerinin anlık grafiğine bağlıydı. Tam da öyle oldu. Ersu, 5.85 ile en iyi derecesine çok yakın–üstelik de ilk hakkında–atlamayı başardı ama dünya rekortmeni Duplantis dışında kalan üç rakibi 5.90’ı aşınca, oyunları beşinci sırada noktaladı. Altı yıldır gelişiminin yakın tanığı olduğum Şaşma, plan ve programlı çalışmasıyla Türkiye’nin atletizm takımındaki en "Avrupalı" zihne sahip ve bunun karşılığını almaya devam edecek.

Şevval İlayda Tarhan, madalyaları topladığı gençler kariyerinin ardından büyüklerde de çıkıştaki atıcılar arasında gösteriliyordu. 23 yaşındaki İlayda, Yusuf Dikeç ile aldığı Olimpiyat gümüşünün öncesinde bir de final yaptı ve 10 metre havalı tabancada Olimpiyat yedincisi oldu. 

Okçulukta ise henüz 17 yaşındaki keskin nişancı Elif Berra Gökkır, muhteşem atışlar yaptığı sıralama performansının ardından eşleşme tablosunda çeyrek finale kaldı ve az farkla şampiyon Jeon Hunyoung’a kaybetti.

Paris’teki iki haftalık mücadeleyi Türkiye takımı için tek kareye indirgediğimizde ise karşımıza yine atıcılıktan bir sahne çıkıyor. Basın merkezinin kantininde sandviç aldığım kasiyerin dahi “nişan” işareti yaparak beni selamladığı Paris 2024’ten Türkiye ile ilgili en çok akılda kalan, 51 yaşındaki atıcı Yusuf Dikeç’in sosyal medya ikonuna dönüşmesi oldu. 

Bu karenin dışında takımda 1980’ler ve 1990’lar kuşağından birçok ismin son kez Millî Takım’da yer aldığına ve artık dönemlerini tamamladıklarına tanık olduk. Bu kuşak, spor yaşamlarındaki hikayenin son cümlelerini burada kaleme aldı. Ez cümle, Team Türkiye son yıllara göre biraz gölgede kalan gri bir Olimpiyat deneyimini geride bıraktı. 

(Çok) genel bir bakış

Oyunların genelinde ise Türkiye’den çok daha kötü olan ülkeler vardı ki bunların başında hiç kuşku yok ki 1956’dan beri en başarısız Olimpiyat'ını geçiren Polonya geliyordu. Tek altınını yeni bir dal olan spor tırmanışta elde eden Lehler, 306 sporcuyla gittikleri Paris’te toplamda 10 madalyayı ancak buldular. Küba da 1968’den beri en zayıf Olimpiyat'ını geçirirken, beşinci kez güreşte ağır sıkleti kazanarak ayakkabılarını mindere bırakıp efsanevi bir jübile yapan Miljain Lopez’le bir şekilde kendisinden söz ettirdi. 

Katıldığı yedi Olimpiyat'ta 10 altını olan Özbekistan, Paris’te sekiz altın madalya ile büyük bir sıçrama yaparken, Küba’nın boşalttığı boksta tam beş şampiyon çıkardı. 

  • Avustralya, Japonya, Kanada, Hollanda gibi refah ülkeleri de Avrupa’nın güç kaybeden eskileri Almanya, Britanya ve Fransa’dan artanları kapışarak prim yaptılar. 

Ama en çok konuşulan olay elbette Çin ile ABD’nin son saniyeye kadar süren madalya sıralaması yarışı olacak. Son beş Olimpiyat'ta kapışan iki dev arasında kimin lider olacağını son madalya müsabakası olan Fransa-ABD kadınlar basketbol maçı belirledi. Çin, altın sayılarında 40-39 öndeyken oynanan bu maçta Fransa, üst üste yedi Olimpiyat’ı kazanan ABD’yi yenmeye ve dolayısıyla Çin’i zirveye bırakmaya çok yaklaştı. 

  • Ancak Amerikalılar, son anda buldukları basketle 67-66 kazanıp hem altını hem de Paris 2024 genel sıralamasının liderliğini kopardı.

Paris 2024, üç dünya rekorunun kırıldığı atletizm, Lebron James’li Amerikan rüya takımı sayesinde basketbol, Simone Biles’ın sürüklediği cimnastik ve Fransız yıldız Teddy Riner’le öne çıkan judoyla birlikte anılacak. 

Parislilerden duyduğum kadarıyla son 10 yılda yaşadıklarıyla mutsuz bir şehre dönüşen Işıklar Kenti, bu Oyunlar'la birlikte yeniden yeşillenmedi, ama en azından hayatta kalma mücadelesine devam etmek gerektiğini öğrendi. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Uçak kazası, okul saldırıları

İsrail ordusunun Gazze'ye yoğun bombardımanı devam ediyor. Brezilya'da düşen yolcu uçağında 62 kişi hayatını kaybetti.

12 Ağu 2024

WASK ile birlikte

YAZARLAR

Şevket F. Erbay

1981 doğumlu Erbay, 2002'den bu yana Eurosport yayıncısı. Türkiye'nin spor tarihi konusunda çalışmaları var. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun yedi yıl basın direktörlüğünü yapan Erbay'ın dört kitabı bulunuyor.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR