Haptik teknolojilerin öncüsü: Immersion

NASDAQ:IMMR
Haptik teknolojilerin öncüsü: Immersion

5 Kasım - Her Gün Bulmaca - Quando
Her Gün Bulmaca ile birlikte

Günlük bulmaca keyfi: Her Gün Bulmaca

Yeni nesil bir bulmaca deneyimi sunan Her Gün Bulmaca , günlük bulmacalarıyla zihnimizi berrak tutmamızı sağlıyor. Nedir? Her gün için özel olarak hazırlanan farklı farklı bulmacalarla dil becerimizi geliştirip zihnimizi açan Her Gün…

Daha fazlasını öğren →

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Herkese tekrar merhabalar! İkinci yazımda sizlere hepimizin günlük hayatlarımızda teknolojisini deneyimlediği ama birçoğumuzun muhtemelen adını daha önce duymadığı bir firmadan bahsetmek istiyorum. 

Immersion, cep telefonları, oyun konsolları, hatta otomobillere dair ilgi ve aidiyet duygumuzu artırmakta destekleyici unsurlar sunan ve kullanıcı deneyimini üst seviyelere çıkaran teknolojiler geliştiriyor.

Immersion 1993 yılında Aventura, Florida’da kurularak haptik teknolojiler üzerine çalışmalarına başlayan bir firma. Kurulduğu dönemde yoğun Ar-Ge faaliyetleri sürdüren firma, deneysel sensör teknolojileri kullanarak insanların cihazlar ile olan etkileşimini artırmaya yoğunlaşıyor. Bugün ise ağırlıklı olarak aldığı patentler ve geliştirdiği yazılımlar vasıtasıyla cep telefonları, oyun konsolları ve arabalar için sunduğu teknolojileri deneyimleme fırsatı buluyoruz. İnsanlık, Immersion’ın ürettiği teknolojileri dünya genelinde 3 milyar cihaz üzerinden deneyimleme fırsatı buldu.

Haptik teknoloji nedir?

“Haptik”, kullanıcıyı kuvvetler, titreşimler veya hareketler uygulayarak bir dokunma hissi deneyimi yaratabilen herhangi bir teknolojiyi ifade eder. Örnek vermek gerekirse; oyun konsollarının kumandalarındaki titreşim, cep telefonlarındaki ses ve melodilerle uyumlu titreşimler, hatta araçların ekranlarındaki dokunmatik geri bildirim titreşimleri ve bas sesler ile hissiyatımızı pekiştiren teknolojileri “haptik teknoloji” olarak tanımlayabiliriz.

  • Bilmeyenler için ifade etmek gerekirse, patentlediğiniz bir teknoloji üzerinde yaklaşık 20 sene boyunca ayrıcalıklı haklarınız bulunur. Devletler böylece girişimci gerçek ya da tüzel kişilere yeni icatlar yapmaları ve ticari faaliyetlerini yürütebilmeleri için motivasyon sağlamış olur. Bu sayede bilim insanları da ürettikleri bu teknolojileri ve sonrasında geliştirdikleri ürünleri çalınma ve kopyalanma kaygısı gütmeden geliştirme imkanı bulabiliyor ve patentlerini kullanmak isteyen firmaların bu tip patent üreten firmalarla ya ortaklık kurmaları ya da hasılat paylaşımlı bir anlaşma yapmaları gerekiyor. Buna bir örnek vermek gerekirse çoğu ilaç firmasının Ar-Ge faaliyetlerine ayırabildiği ciddi bütçeler ancak bu sayede gerçekleşiyor. Konuyu dağıtmayalım; biotech firmaları üzerinden başka bir yazıda bu konuya daha detaylı eğilebiliriz.

Immersion’ın patentlerini incelediğimizdeyse patentlerinin ağırlıklı olarak 2015-2016 yıllarında alındığını düşünürsek, sahip olduğu 1700 üzerinde patent ile önlerinde rahatlıkla gelir üretebilecekleri 13-14 seneleri olduğunu düşünmek pek yanlış olmaz. 

Bu yapıdaki bir firmanın nispeten mühendislik ağırlıklı bir yönetim kadrosu olduğu düşünülebilir fakat haklarını teknoloji devleri olarak adlandırabileceğimiz Google, Samsung, Apple ve Meta gibi firmalara karşı koruyabilmek için hukuk konusunu da yabana atmamak gerekiyor.

2021 yılında şirketin CEO pozisyonuna getirilen Francis Jose; şirkete 2009 yılında katılmış olup fikrî mülkiyet lisansları konusunda uzmanlaşan bir hukukçu.

Francis Jose

Francis Jose | Linkedin

Biraz daha derinlerine daldığımızdaysa firmanın çalışan sayısı son yıllarda 70’ten 26 kişiye düşmüş gözüküyor; ki bu da yatırımcılarını gelecek hakkında endişelendirmekte, çünkü firma sahip olduğu güçlü patentleri ve nakit pozisyonu ile dışarıdan bakan biri için artık geliştirme yapıp büyümeden ziyade kârlılığa odaklanarak bu zamana kadarki edinimlerinin keyfini sürmek istiyormuş gibi gözüküyor. Yine son 1 yılda yaptığı ek hisse satışı da yatırımcılarını rahatsız etmiş gözüküyor. Bugüne geldiğimizdeyse şirketin görece boğa piyasasında yaptığı bu satışın şimdiki ayı piyasası için olumlu bir hareket olduğu yönünde de değerlendirmede bulunabiliriz.

Yatırımcı kaygılarını Immersion’ın piyasa değerine baktığımızda anlayabiliyoruz: Şu an için piyasa değeri 187 milyon dolar olan şirketin, kasasında haziran sonu itibariyle “hızlıca nakde dönebilir” olarak tanımlanan nakit, nakit benzeri ve menkul değerleri yaklaşık 136 milyon dolar seviyesindeyken toplam yükümlülükleriyse sadece 34 milyon dolar seviyesinde. Dönen varlıkları da eklediğimizde 1700 patente sahip bu şirketin değerinin bu sayede piyasada kabaca 50-55 milyon dolar arası olduğu fiyatlanmakta.

Şirketin gelir tablosuna baktığımızda ise gelir kırılımları iki şekilde oluşuyor; sabit gelirler ve ünite satışı başına gelirler. Ünite satışı başına gelirlere örnek vermek gerekirse siz bir Playstation aldığınızda Sony firması da ilgili ay ya da çeyrek sonunda Immersion’a ödeme yapıyor. Çünkü Playstation’ın kumandalarındaki DualSense teknolojisinin patenti Immersion’a ait.

Sony PS5

Unsplash

Immersion’ın çeyreklik gelir tablosuna baktığımızdaysa bazı çeyrekler 3-10 milyon dolar arası net kâr elde ederken bazı çeyreklerde zarar ediyor olması yatırım hikayesi açısından iyi gözükmese de, daha önce de ifade ettiğim teknoloji devleri ile olan davaları ağırlıklı olarak lehlerine sonuçlandıkça hem şirketin portföyüne bir anda MRR (aylık sürekli gelir) yaratan şirketler eklenmiş hem de kasasına ciddi miktarda nakit girmiş oluyor.

Xbox ürünleri hakkında açılan dava sonucunda, 2003 yılında Immersion ile yaptıkları anlaşma çerçevesinde Microsoft hem 20 milyon dolar nakit ödemek hem de 6 milyon dolar değerinde Immersion hissesi almak zorunda kalmıştır. Sony ise anlaşma yoluna gitmeyip 2002 yılında başlayan ve 2007 yılında sonuçlanan davada, sattığı 250 milyon civarında Playstation ve Playstation 2 cihaz için Immersion’a 150 milyon dolar ödemek zorunda kalmıştır. Apple’ın ise iPhone 6 ve 6S cihazlarıyla ilgili olarak 2016-2018 yılları arasında süren ve detayları açıklanmayan davanın sonucunda, Immersion’a 70-85 milyon dolar arası ödeme yaptığı tahmin edilmektedir.

Immersion 1993 yılında kurulduğunda, kurucularının şirketin TAM’inin (target available market — geniş yelpaze pazar büyüklüğü) bu noktalara geleceğini öngörmüş müdür bilemeyiz; fakat AR/VR pazarının da Meta öncülüğünde Oculus cihazları ile ivmeli bir büyüme yakalaması Immersion’ın önümüzdeki yıllarda yeni cihazlarda da söz sahibi olacağını gösteriyor. Nitekim Meta’ya 2022 Mayıs’ta açmış oldukları dava ile Oculus cihazlarında kullanılan haptik teknolojinin patentinin de kendilerine ait olduğunu iddia etmekteler. AR/VR sektörü firmalarını da ayrı bir yazıda ele alırız, ancak Meta ile Sony’nin yeni VR cihazları Oculus Pro ile PSVR2’yi geçtiğimiz haftalarda lanse etmeleriı ve herkesin merakla beklediği -detayları henüz belli olmasa da- Apple’ın 2023’te lanse edeceği konuşulan VR headsetiyle Immersion’a dolaylı olarak para ödeyecek olmamız kuvvetle muhtemel.

Meta davası ne zaman sonuçlanır bilemeyiz fakat Immersion lehine sonuçlanması halinde sadece bugüne kadar satılan 15 milyon adet Oculus cihazı için neticelenen diğer davalardaki cihaz başı ödemeleri emsal kabul ettiğimizde Meta’nın Immersion’a -enflasyonu hesaba katmadan- 20–50 milyon dolar arası bir ödeme yapması gerekebilir.

Elektrikli araçların da hayatımıza girmesi ile rekabette avantaj sağlamaya çalışan otomobil markaları, yine kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye çıkarmak için araç içi haptik teknolojilere epeyce mesai ve kaynak ayırmaktalar. Immersion ise bu noktada gerek otomobil markaları gerekse markaların tedarikçileri ile anlaşmalar yaparak gelirlerini artırmakta. Sektörde rekabetin de artmasıyla beraber burada da sağlıklı büyümeler görmemiz çok muhtemel.

Kıssadan Hisse

Gördüğümüz üzere ortaya konan buluşları donanım üretmek için fonlamadan da ticarileştirebilmek mümkün. Eminim ülkemizde de birçok gerçek ya da tüzel kişi -özellikle de üniversiteler ile yürüttükleri işbirlikleri sayesinde- patentleme çalışmalarını sürdürmektedir ve umarım muvaffak da olurlar. 

Öte yandan henüz dibini görmediğimizi düşündüğüm ayı piyasasında bulunan bir firmanın kasasındaki nakit ve benzerlerini çıkardığımızda sadece 50-55milyon dolar seviyesinde şirket değerine sahip olması ve basılı 33,5 milyon hissesinin 30,35 milyonunun dolaşımda oluşu; acaba bu şirket gerek özel gerek kamu iştirakleri vasıtasıyla ülkemize istihdam, vizyon ve genç jenerasyon için ufuk kazandırma anlamında katılamaz mı diye de düşündürmüyor değil. Her masada varsak bu masada neden olmayalım ;)


Dipnot: Yazarın yukarıda bahsi geçen hiçbir firmada yatırımı bulunmamakta olup önümüzdeki 6 ay içerisinde de olmayacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando
∙

BÜLTEN SAYISI

🎮 Analiz: Immersion Corporation

Kuvvet, titreşim ve hareketler: Karşınızda haptik teknolojilerin öncüsü Immersion.

05 Kas 2022

Her Gün Bulmaca ile birlikte
Ultraleap

YAZARLAR

Sıtkı Kulak

Yazar @ Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando
∙

HİKAYE

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Ümit Alan

·

30 Eki 2026

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 
QuandoQuando
∙

HİKAYE

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

Doğa Yurduneri

·

28 Eki 2026

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar
QuandoQuando
∙

HİKAYE

The Social Reckoning: Bir teknoloji devinin toplumsal hesaplaşması

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Çiğdem Öztabak

·

27 Eki 2026

The Social Reckoning: Bir teknoloji devinin toplumsal hesaplaşması
QuandoQuando
∙

HİKAYE

Kişisel uygulamalar çağı: Yazılımın milyonlarca kullanıcıya ihtiyacı var mı?

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Doğa Yurduneri

·

26 Eki 2026

Kişisel uygulamalar çağı: Yazılımın milyonlarca kullanıcıya ihtiyacı var mı?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

Beyazperdede anti-kahramanların değişimi: Hollywood’un teknoloji liderlerine bakışı nasıl değişti?

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Doğa Yurduneri

·

20 Eki 2026

Beyazperdede anti-kahramanların değişimi: Hollywood’un teknoloji liderlerine bakışı nasıl değişti?