Homo homini lupus ve sonrası

Bir iç savaşın perde arkası
Homo homini lupus ve sonrası

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Birleşik Krallık denildiğinde akla gelen ilk şeyler arasında futbol, müzik ve edebiyatın yanı sıra muhtemelen kraliyet ailesi yer alır. Üstelik geçtiğimiz hafta sonu yayına giren The Crown dizisinin dördüncü sezonu Lady Diana ve kraliyet ailesi ekseninde ilerleyen konusuyla yeniden büyük tartışmalara kapı araladı. Bugün İngiltere veyahut onların kullanmayı daha çok tercih ettiği şekliyle Birleşik Krallık adı üstünde bir monarşi olsa da tarihin çalkantılı bir döneminde cumhuriyet tecrübesi de yaşadı. Bu tecrübenin bir ürünü olan Behemoth Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından ilk kez Türkçeye çevrildi.

"En kötü devlet, devletsizlikten iyidir.": 17'nci yüzyıl, İngiltere için oldukça çalkantılı bir dönemdi. 1642-1651 yılları arasında süren iç savaş ve kargaşa dönemi muhtemelen sonrasındaki "güneş batmayan imparatorluk" olarak anılan güçlü yapının doğum sancılarıydı. İşte bu dönemde yaşamış ve siyaset felsefesini derinden etkilemiş bir isim olan Thomes Hobbes, yaşanan bu kaos ortamından ve kendi deneyimlerinden yazdığı Leviathan ile bize "En kötü devlet, devletsizlikten iyidir." fikri etrafından gelişen sözleşmeci, liberal ve elbette muhafazakâr bir perspektif çiziyordu. Oliver Cromwell'ın iktidarı sonrası yeniden tahta çıkan Kral II. George döneminde 11 yıl boyunca yaşadığı Fransa'dan ülkesi İngiltere'ye dönen Thomas Hobbes, yeniden eski prestijini kazanır ve bu süreçte devlet yönetiminde önemli danışmanlık görevlerinde bulundu.

Liberal bir bakış açısı: Behemoth da tam da böyle bir dönemde kaleme alınmış bir eser olarak hem İngiltere'yi hem de genel anlamda Batı Felsefesi'ni etkilemeyi başardı. Bu çalkantılı dönemde karşı-devrimci rollerinde karşımıza çıkan Thomas Hobbes'un mitolojik bir canavardan yola çıkarak kurguladığı eser, tıpkı Leviathan gibi siyaset felsefesinin temel metinlerinden biri hâline geldi. Hatta burada yer alan homo homini lupus sözü insan doğasını tanımlamada kullanılan ve günümüzde de sıklıkla atıf yapılan bir deyim hâlini aldı.

Behemoth ya da İngiltere İç Savaşının İçyüzü: İngiltere'deki iç savaşta bütün taraflara eşit mesafede durmaya çalışan bireysel düşünce ve vicdan özgürlüğünü ön plana çıkaran Thomas Hobbes, Leviathan'daki muhafazakâr tutumundan sonra bu kitabında liberal bir duruş sergiliyor. Tam adıyla Behemoth ya da İngiltere İç Savaşının İçyüzü bu açıdan Thomas Hobbes'un toplum sözleşmeci yönüyle liberal duruşunu ön plana çıkaran en önemli çalışması olarak karşımıza çıkıyor. 

Daha önce bu konuda pek çok çeviriye imza atan Abdullah Yılmaz’ın kapsamlı bir ön sözüyle de zenginleştirilen Behemoth tarihsel bir roman akıcılığı sayesinde siyaset, tarih ve felsefeyle ilgilenenler başta olmak üzere aslında herkes için Thomas Hobbes’u ve felsefesini anlama rehberi. Bu açıdan bakıldığından Behemoth’un bugüne kadar Türkçeye çevrilmemiş olmasının aslında ne denli büyük bir eksiklik olduğu metnin sayfalarından ilerlerken daha da iyi anlaşılıyor.

Ayrıca: Kitabın son sayfalarında yer alan ve İngiltere’deki iç savaş üzerine kapsamlı bir kronolojinin yer aldığı bölüm, bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler açısından da büyük bir kolaylık sağlıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

Takım elbiseli erkeklere karşı bir sanatçı, 42 yıldır bağımsız bir plak şirketi, "spoiler" sayılmayan spoiler ve dahası.

20 Kas 2020

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi