İklim Mültecileri

Artık çözüm bulmak zamanı
İklim Mültecileri

Ekim - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Aslına bakarsanız hepimiz göçmeniz. Binlerce yıl geriye gidecek olsak, ataları şu anda yaşadığı bölgede yaşayanların sayısı çok çok azalır. Öyleyse temel sorun, göçün kötü bir şey olması değil, göçün alışkanlıklarımızı değiştiriyor olması, hem göçenler, hem de göçtükleri yerlerde yaşayanlar açısından. Bir de hep bu değişikliğin geçici olacağını düşünüyoruz. Şimdiye kadar yaşadığımız hayat bize nedense değişikliklerin geçici olduğu hissini vermiş. Oysa gerek doğa gerekse de insan için değişiklik kalıcı, süreklilik hissi ise geçicidir. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu anlamak için Herakleitos felsefesine gitmemize gerek yok, ama bu gerçeği ne kadar çabuk kabullenirsek gelecek yıllar hepimiz açısından o derece kolay geçer.

Öncelikle doğada her mekanın bir taşıma kapasitesi vardır. Canlılar bu taşıma kapasitesinin bilincinde yaşarlar. Avlar azalmaya başladığında avcılar üremeyi durdururlar, besin bitecek olsa avlar beslenebilecekleri yeni mekanlar ararlar. Bu bilince sahip olmayan neredeyse tek canlı biziz. Yeryüzünün insanlığı taşıma kapasitesini çoktan aştığını henüz anlayabilmiş değiliz. Ama yakın zamanda anlamak zorunda kalacağız. İklim krizi yeryüzünün oldukça kalabalık sayılabilecek bölgelerini yaşanmaz hale getiriyor. Buna açlık, yoksulluk ve diğer çoğu çevresel sorun eklendiğinde insanların kalıcı biçimde göç etmeye başlayacaklarını görmek çok da zor değil.

Göç dediğimiz vakit aklımıza çoğunlukla kendi yaşamımız geliyor. “Ben buradan göçüp Avrupa’ya gitsem koşullarım belki buradaki kadar konforlu ve alıştığım biçimde olmaz ama zaman içerisinde daha iyi yaşarım” diye düşünüyoruz. Kafamızdaki görüntü bugün içinde yaşadığımıza benzer bir ev ama daha gelişmiş olduğunu düşündüğümüz bir toplum yapısı. Bu tür bir göç zorunluluktan doğmadığı için bugünkü hayatımızı biraz daha geliştirecek bir hareket olabilir. O ülkelerde yaşayan insanlara bakıldığında bazı zaman “oturun oturduğunuz yerde, buranın da kendine özgü kötü sorunları var” lafını duyduğumuz çok oluyor.

Oysa iklim göçü dediğimiz böyle bir şey değil. Mesela Mumbai gibi Hindistan’ın önemli kentlerinden birinde 9 milyon kişi barakalarda yaşıyor. Çoğunun temiz içecek suyu ve elektriği yok. Hava sıcaklığı aşırı arttığı zaman klima gibi bir şansları yok. Mayıs ayında Pakistan 50 derecenin üstünü gördü, gelecekte de bu durum sadece kötüleşecek. Buradaki insanlar açısından bakıldığında Adana veya Urfa’da bir barakada, ama 35 - 40 derece aralığında yaşamak sizin Almanya’ya taşınmanıza oranla çok daha büyük bir gelişme sayılabilir.

Ne yazık ki artık, ülkemiz de taşıma kapasitesini aşmış durumda. Özellikle Güney Asya’dan gelecek on milyonlarca iklim mültecisini kaldırabilecek şartlara sahip değiliz. Bunun en önemli nedenlerinden biri de “mülteci” dediğimiz anda geçici bir durumdan bahsediyor gibi hissetmemiz, fakat bu insanlar geçici değil kalıcı olacaklar. O zaman da çözümler düşünmeye başlamamız gerekiyor.

Bugün içinde yaşadığımız mülteci sorununu çoğumuz biliyoruz. Beklemediğimiz bir anda milyonlarca insanı kabul etmek zorunda kaldık. Politik olarak bunu uzun süre tartışabiliriz, ama şu anda görüyoruz ki o insanların önemli bir kısmı kendi ülkelerinden daha iyi şartlarda yaşadıkları için geri dönmek gibi bir düşünceleri yok. Ama buranın da taşıma kapasitesi belli. Bu iki nokta çarpıştığında sakin ve herkese uygun gelecek bir çözüm bulmak hiç kolay değil. Bir de düşünün birkaç sene sonra kapımızda on veya yirmi milyon Pakistanlı ya da Bangladeşli mülteciyi bulduğumuzu.

Şu anda herkes kendi derdinde olduğu için “öyle sorunlar ortaya çıktığında düşünürüz” tarzında yaşıyoruz. Hani kervan yolda düzülür bize ait bir söz olabilir, ama Avrupa Birliği de gittikçe bize benzemeye başladı ve proaktif değil reaktif yaşıyor. Oysa mülteci sorunu şimdiden düşünmemiz ve hazırlanmamız gereken bir konu. Önlem almak diyemiyorum çünkü önlem alınacak zaman geldi ve geçti, artık sonuçlara çözüm bulmak zamanı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

86: İklim Dostlarına Selam 👋🏻

Yaşayan Gezegen, Kurmaca Dünyada İklim Krizi, Kahvenin Karbon Ayak İzi

21 Eki 2022

BMW i ile birlikte
86: İklim Dostlarına Selam 👋🏻

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı