İmparatorluklar mezarlığından radikal örgütler yatağına

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Tüm dünyanın gözü, Afganistan’ın üstünde. Tarihi boyunca büyük zorluklar atlatmış, ulus devlet olmayı başaramamış ülkede yaşayanların çığlığı son olayların ardından duyulmaya başladı. Ancak Afganistan’daki terör tehdidi çok uzun zamandır sessiz sedasız ilerleyişini sürdürdü. Ta ki biri devletin başına geçip, diğerlerini kızdırana kadar.
IŞİD kimdir?
Dünya genelinde birçok ülkede faaliyet gösteren IŞİD, 2013’te El Kaide’nin Irak kolu lideri Ebu Bekir el Bağdadi’nin Suriye'deki Nusra Cephesi'yle birleştiklerini duyurmasıyla ortaya çıktı. Radikal İslamcı örgüt, bölgedeki çatışma ortamı ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle kısa sürede büyük toprak hâkimiyeti elde etti.
Orta Doğu'daki değişen güç dengeleri ve istikrarsızlığın yarattığı boşluğun yanı sıra IŞİD, birbirinden farklı fonlarla beslendi. Örgüt Orta Doğu’da büyük bir alana hâkim olmasıyla dünyaya adını duyurdu. Dünyanın farklı yerlerinde kendine destekçi topladı ve dünyaya yayıldı.
IŞİD-K, diğer adıyla IŞİD Horasan
“Mevlana Rumi’nin doğduğu şehir olan Horasan, bugün Afganistan, İran'ın doğusu, Pakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Pakistan'ın da bir kısmını kapsayan bölge; Farsça'da güneşin yükseldiği yer anlamına geliyor.“
2014'te Rakka ve Musul'u alan ve hızla güçlenen IŞİD, Pakistan ve Afganistan'dan Irak veya Suriye'ye giderek örgüte katılmak isteyen savaşçıları bölgede topladı. Pakistan Taliban'ından ayrılan ve “Taliban’ı yeterince sert bulmayan” militanların da dâhil olduğu örgüt, 2015 yılında IŞİD-Horasan adıyla kurulmuş oldu.
Taliban'ın dünü ve bugünü
Uzun süredir gündemden düşmeyen Taliban, 2001'deki İkiz Kuleler saldırılarının ardından ABD'nin El Kaide liderini teslim isteğini reddedince Afganistan'a müdahale başlaması üzerine kısa sürede gücünü kaybetti. Afganistan'ın bazı bölgelerinde ve Pakistan'da varlığını sürdüren Taliban, ülkedeki yerel aşiretlerin mücadeleleri, ev baskınları ve sivil kayıplar nedeniyle tabanda yeniden destek görmeye başladı.
2012'de Afganistan'ın farklı yerlerinde düzenlediği saldırılarla yeniden adını duyurmaya başlayan örgüt, kırsaldan başlayarak farklı bölgelerin kontrollerini ele aldı. Son olarak ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle Taliban, ülkedeki askerî yapının yetersizliği ve sivil direnişin olmamasıyla kısa sürede yönetimi ele geçirdi.
Realist- idealist savaşı
Afganistan’da uzun süredir etkinliğini sürdüren ve “radikal İslamcı” örgütler olarak tanımlanan IŞİD-K ve Taliban’ın arasındaki “savaşın” temelinde ideolojik farklılıklar yatıyor. Taliban’ın Afganistan sınırları içinde “İslam Emirliği” kurma isteğinin karşılığında IŞİD-K tüm İslam ülkelerinde tek bir siyasal oluşum kurmayı amaçlıyor. Ayrıca Taliban’ın uluslararası arenada kabul görme çabasıyla gerçekleştirdiği “ılımlı” islam politikasına karşı çıkan IŞİD-K, Taliban’ı “kâfir” ve “ABD’nın kuklası” olarak atfediyor. Genel bakış açıları ile değerlendirildiğinde Afganistan’da bir devlet olmaya çalışan Taliban’ın politikaları IŞİD-K’ya göre daha “pragmatist” ve “realist” olarak değerlendirilirken, IŞİD-K ise "idealist" bir yapı olarak nitelendiriliyor.
Tüm bu değerlendirmeler baz alındığındaysa ortaya çıkan soru; Taliban’ı büyük tepki toplayan yasaklarına rağmen kâfir olmakla suçlayan IŞİD-K’nın “canavar” görüntüsü, Taliban’a meşruiyet mi kazanıyor?
IŞİD-K’nın korkusu Afganistanlıları yalnızlaştıracak mı?
IŞİD-K yalnızca Taliban için değil; başta ABD olmak üzere birçok ülke için büyük bir tehdit unsuru. Örgütün havalimanı yakınlarına gerçekleştirdiği ve ABD askerlerinin de dâhil olduğu en az 180 kişinin ölümüne yol açtığı saldırının ardından dünyanın farklı bölgelerinde yeniden bu saldırılara devam edebileceği değerlendiriliyor. Kanlı eylemler ve intihar saldırılarıyla bugüne kadar yüzlerce insanın ölümüne neden olan örgütün “yeniden saldırma” ihtimali bile güç dengelerinin değişmesi için neden oluşturuyor.
Yıllardır ellerinde silahlarla ideolojilerini gerçekleştirmek uğruna şehirleri yıkıp, saklanan örgüt, sonunda ele geçirdiği gücü kullanmayı öğrenmeli. Taliban’ın polis, asker ve bakanlıklar üzerinde yapılaşmayı sağlaması ve gerçek bir devlet düzeni oturtması için yalnızca kendi üyeleriyle kadroları doldurması yeterli olmayacak çünkü “yönetimi” öğrenmeleri gerekli. Bunun için müttefiklere ve ittifaklara ihtiyacı var. Başta Çin ve Pakistan olmak üzere bazı ülkelerin ılımlı yaklaştığı Taliban, ittifaklarını büyüterek, “doğru” devlet düzenini öğrenebilir.
Taliban’ın yaklaşık 20 yıl önce yaptığı “hatayı” yinelemeyeceği ve Afganistan’da hiçbir terör unsuruna izin vermeyeceğini kabul etmesi; ABD’nin IŞİD-K’nın güçsüzleşmesi için Taliban’a destek vermesine yetebilir. Şu anda hâlihazırda ülkenin birçok gücünü elinde bulunduran Taliban’ın, ABD’den destek görerek devletleşmesi hâlinde IŞİD-K’nın ciddi oranda gücünün kırılması öngörülüyor.
Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi; “en kötü” yerine “kötünün iyisinin” tercih edilmesi anlamına geliyor. Küresel alanda kendini korumaya çalışan ülkelerin bu kararı alması Afganistan’da nefes dahi alamayan bir halkın yapayalnız kalacağı anlamına geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Afganistan'da Taliban'a karşı halktan bir tepki yükselmemesinin sebeplerine, IŞİD-Horasan örgütüyle Taliban arasındaki farklara ve ABD'de Türkiye'ye İHA ve SİHA teknolojisi ihracatının durdurulması talebine odaklanıyoruz.
03 Eyl 2021

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




