John McLaughlin ya da cazın kültürel zenginliği


İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü HaHa Kafe ’de deneyimliyoruz Bugünün bültenine tam da Duende okurunun sevdikleriyle vakit geçirirken ayrı; kulağında kulaklığıyla kendi başına zaman geçirirken ayrı keyif alacağı bir mekânı konuk ediyoruz. Türk çayını ve kahvesini tüm dünyayla paylaşmak amacıyla bu yılın başında kapılarını açan ve yakında İstanbul’da farklı şubelerde hizmet vermeye hazırlanan HaHa Kafe , herkesi kahvesini, fırınından günlük olarak çıkan taptaze tatlılarını ve Premium Tirebolu Türk Çayı HaHa Tea 'yi denemek için Nişantaşı’na davet ediyor. HaHa Tea: Geleneksel Türk çayının bergamot aromasını hakkıyla damaklara taşıyan HaHa Tea, Türkiye’nin kadim çay kültürünü tüm dünyaya tanıtmanın gururunu paylaşıyor. Yüzyıllar önce Tirebolu’nun verimli topraklarında yetiştirilip demlenen çayın eşsiz rengi özenle korunarak HaHa Tea ambalajlarına doluyor. 1555 yılında İstanbul’da açıldığı bilinen dünyanın ilk kahve dükkânının mirasını günümüze taşımayı hedefleyen mekân, İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü ve günlük yaşamı bir potada eritiyor. Doyasıya yaşamaya ve gülmeye cesareti olanların uğrak noktası HaHa Kafe , vapurdayken martıların sesini duyduğumuzda, bir sokak kedisinin başını okşadığımızda ya da sokakta hiç tanımadığımız biriyle selamlaştığımızda hissettiğimiz sıcaklığı bize bir fincanın içinde sunuyor. HaHa Tea’yi deneyimlemek ve Nişantaşı’nda keyifli anların tadını çıkarmak üzere HaHa Kafe ’ye davetlisiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Caz-rock ve caz füzyon müziğin öncüsü John McLaughlin bu yıl 80'inci doğum gününü kutluyor, ancak gitarıyla hala bir yavaşlama belirtisi göstermiyor. "Meditasyon ve yoga olmadan günümü geçirmem” diyen gitar virtüözü, 29 Haziran'da 29.İstanbul Caz Festivali kapsamında müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı ile 2019 yılındaki İstanbul konseri öncesi yaptığım kısa söyleşiyi hatırlayarak, “nehir-hayat” düşüncelerini yeniden gözden geçirdim.
Özgürlüğe açılan kapı
60'lı yıllarda yoga yapmaya ve müzikle yaşam arasındaki bağlantıyı düşünmeye başlayan sanatçı, “bir müzisyenin ruhsal hayatı zenginse, müziğinin de zenginleştiğine” inanıyor.
John McLaughlin, Stravinsky'nin “özgürlüğü, kısıtlamalar sayesinde bulmak” ilkesine sıkıca bağlı. Doğaçlama müzikte gerçek özgürlüğün ancak mükemmel bir disiplin ile sağlanabileceğine inanıyor. Uzun kariyerinde müzikal özgürlüğüne giden yolu bulmak için "geleneksel" ritim ve armoni anlayışını uyguluyor. McLaughlin, pandemi dönemindeki kısıtlı etkileşim ortamlarına rağmen dünyanın farklı coğrafyalarından müzisyenlerle elektrik cazını kendi anlayışları ile çalmanın yolunu buldu ve Temmuz 2021'de Liberation Time albümünü yayımladı.

Miles Davis & John McLaughlin
Kaynak: quillandpad.com
Miles Davis’in izinde
“Müzikte özgürlük deneyimini elde edebildiğinizde neşe ve güzelliği bulursunuz. Bütün müzisyenler de bunu bilir.”
John McLaughlin’in yola çıktığı 60’lı yıllar, müzik dünyasında özellikle de caz-rock ve caz füzyon türlerinde müzisyenlerden sürekli yenilik beklenen bir dönemdi. O ise, hayatla ilgili varoluşsal sorular sormaya ve cevaplar aramaya başladığı bu saykodelik dönemde, Doğu mistisizmi ve Hint kültürünün derinliklerini keşfetmeye yöneldi. Hint müziğinin usta doğaçlamacıları ve ritimcilerinden adeta büyülendi.
Caz müzisyenleriyle çalmasına rağmen gitar tonu geleneksel caz gitarının yumuşak tonunda olmadı. In a Silent Way, Bitches Brew gibi Miles Davis’in cazda çığır açan caz füzyon albümlerinde müziğin elektriklendirilmesine katkıda bulundu ve Miles, 1970’li yılların başında onu kendi grubunu kurmasına teşvik etti. Miles’a olan saygısını hep dile getirdi: “Müzisyenlerin bir yandan grup içinde kendileri olabilmelerini sağlarken bir yandan da kişiliklerini müzikle entegre edebileceklerini bana gösteren Miles olmuştur.”

Mahavishnu Orkestrası
Fotoğraf: David Redfern
Sentezde saklı hazine: Mahavishnu Orkestrası
Miles Davis’in cesaretlendirmesiyle kurduğu Mahavishnu Orkestrası’nın üyeleri arasındaki olağanüstü uyumun yanı sıra grubun tekniği, karmaşıklığı ve duygusallığı yüksek müzikalitesi 50 yıl geçmesine rağmen ortadadır. Öte taraftan, davullarda Billy Cobham, elektrik basta Rick Laird ve elektrik piyanoda Jan Hammer ile yaptığı müzik her zaman hızlı ve elektrik değildi. Akustik gitar ve saksafonun caz uçuşları ile Hint ritimlerinin harikulade şekilde bir araya geldiği, keman seslerinin Hint tambura ve tablayla harmanlandığı bir müzikal dünya geliştirdi. Sanatçı 1970 yılında akustik gitarını Doğu müziğinde derinleştirdiği, klasikleşen albümü My Goal's Beyond’ı kaydetti. Bu albüm, sanatçının en sevdiği albümlerindendir.
1976'da üç beğenilen albüm çıkaran serbest doğaçlama müzik topluluğu Shakti ile zamanını elektrik ve akustik projeler arasında dengelemeye devam etti. 70’lerin sonunda solo çalışmalarına geçene dek caz-rock dünyasının dışında kalmayı tercih etti çünkü Hint arkadaşlarıyla çalmanın keyfini deneyimlemekteydi.

John McLaughlin, 1973 yılında Mahavishnu Orkestrası'yla Amsterdam'da performans sergiliyor
Çağlayan nehir
Miles Davis ve John Coltrane'in müzikal çalışmalarının aynı “müzikal- ruhsal nehre” ait olduğunu düşünüyor ki o nehir sanatçıyı 50’lerin sonlarından itibaren sürüklemektedir. Miles ona göre sadece üstün bir sanatçı değil, çağdaş müziğe yeni biçimler ve kavramlar getirmiştir.
Hint müziğinin insanı bütün boyutlarıyla bütünleştirdiğini savunuyor McLaughlin. “Maneviyat boyutunu cazda birleştirmesi John Coltrane'i sonsuza dek değiştirdi. Hint müziğinin insan ruhunu kapsayıcılığı ve John Coltrane'in A Love Supreme eseri, varoluşun büyük sorularına cevaplar aramam için bana ilham verdi ve bu ilhamın etkisi beni hala yönlendiriyor.”
Mahavishnu Orkestrası, One Truth Band, Shakti, The Heart of Things, Remember Shakti… Hepsinde ticari riskleri de göze alarak kendi müziğini çaldı.
İçe dönüşün yolları
Sanatçı, hayatının merkezine iç güzelliği koyuyor. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmemizin tek yolunun kendimizi daha iyi insanlar yapmamıza dayandığına inanmakta. “Küresel köyümüzde pek çok harika, barışsever ve şefkatli insan olmasına rağmen açgözlülük ve aptallık birçok hükümette tehlikeli bir şekilde yaygın!”
Hint klasik müziği gibi dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmış müziklere sevgisi onları popüler hâle getirdi. Mahavishnu Orkestrası, Santana, Zakir Hussain ve Wayne Shorter gibi usta sanatçılarla yaptığı çalışmalarıyla da John McLaughlin, 80 yaşında hâlâ sonsuzluğa uzanan ritim duygusuyla dolu müzik yolculuğunu sürdürüyor.

John McLaughlin
Fotoğraf: Alessio Belloni
İstanbul’da dördüncü boyut
McLaughlin'in 70'lerde yaşadığı Hint kültürünün etkileri, grup üyeleri Mumbai doğumlu davulcu Ranjit Barot, basçı Etienne Mbappe ve davulcu-piyanist Gary Husband olan The 4th Dimension'ın müziğine caz füzyonu olarak yansıyor.
Biz de John McLaughlin’in The 4th Dimension grubuyla müziğin sınırlarını özgürce zorlamasını, 29 Haziran’da 29. İstanbul Caz Festivali kapsamında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda bir kez daha hayranlıkla izleyeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Caz rock ve caz füzyon müziklerinin öncülerinden John McLaughlin, Ceylan Özgün Özçelik'in son filmi Cadı Üçlemesi 15+, Angel Olsen'ın yas güncesi albümü Big Time ve dahası. Duende Keşif bu hafta da dopdolu, keşfetmeye gelir misin?
24 Haz 2022

YAZARLAR

Nazlı Toprak
Bir Cazsever, Açık Radyo Dünyanın Cazı ve JoyJazz Avrupa'nın Cazı programcısı, Cazkolik, Yeni E ve Konser Arkası dergilerinde müzik yazarı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




