Kadın voleybolu basketboldan rol kapınca: Basketbol hak ettiği değeri görmüyor mu?

A Millî Erkek Basketbol Takımı grup maçlarında yenilgisiz ilerlerken TRT ekranında, Portekiz karşılaşması sonrasında Başantrenör Ergin Ataman’dan açıklama geldi. Ataman, voleybol maçlarını zikretmese de basketbolun göz ardı edildiğini iddia etti. Sadece ekran önceliği değil, 15-20 yıl önce basketbolun aldığı destek, sponsor gelirleri ve popülerliğe bugün voleybol sahip.
Kadın voleybolu basketboldan rol kapınca: Basketbol hak ettiği değeri görmüyor mu?

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Sadece spor değil ülkenin tüm gündeminde olumlu seyreden neredeyse tek şey kadın voleyboluyken ilk göz ağrımız “12 Dev Adam” gerilerden koparak atağa kalktı ve uzun süredir uzak kaldığı TRT 1 ekranına tekrar talip olarak çarşıyı karıştırdı.

Kadın voleybolcular Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda, erkek basketbolcular Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda (EuroBasket 2025) madalya mücadelesi verirken her iki ulusal takımın maçları da “kamu yayıncısı” TRT’nin farklı kanallarında yayımlanıyordu.

A Millî Erkek Basketbol Takımı grup maçlarında yenilgisiz ilerlerken bizzat TRT ekranında, 30 Ağustos’ta farklı kazanılan Portekiz karşılaşması sonrasında Başantrenör Ergin Ataman’dan açıklama geldi. Ataman voleybol maçlarını zikretmese de basketbolun göz ardı edildiğini iddia etti. “Bu maçın rahat geçeceğini herhalde siz de hissettiniz ve bizi TRT Spor'dan, TRT Spor Yıldız'a attınız. Yine de bu takım finale doğru gidiyor. Umarım TRT 1'e doğru gideriz” dedi.

Ataman’ın bu itirazı dile getirdiği dakikalarda, erkek basketbolcuların gruptaki ilk üç maçının yayımlandığı TRT Spor ekranında, Futbol 1. Lig ekipleri Sakaryaspor ve Boluspor’un karşılaşması yayımlanıyordu. Yani futbol “ikinci liginde” bir maç, A Millî Erkek Basketbol Takımı’nın şampiyonadaki karşılaşmasına tercih edilmişti. A Millî Kadın Voleybol Takımı turnuvadaki maçlarının adresi ise hiç değişmedi, TRT 1’de kaldı.

EuroBasket’ten önce başlayan mücadele 

Kariyeri boyunca açıklamalarıyla gerilimi artırmaktan kaçınmayan, saha dışındaki gelişmeleri sahadaki mücadelenin girdisi olarak kullanmakta mahir Ergin Ataman’ın, TRT’yi de kendi ekranında hedef alması bir sürpriz olmayabilir. Nitekim Ataman’ın bu çıkışından sonraki yorumlar da ağırlıkla bu yöndeydi. Deneyimli koçun, takımın “hak ettiği değeri görmediği”, hatta “küçük görüldüğü” yönünde bir algı oluşturarak oyuncularına mesaj vermek, takım içindeki birlikteliği pekiştirmek istediği söylendi.  

Ataman’ın tepkisini, takımını motive etmek için kullandığını değerlendiren yorumların yanlış olduğu söylenemez, ancak eksik kalır. Çünkü Ataman, basketbol maçlarının TRT 1 ya da TRT Spor yerine TRT Yıldız’dan yayımlanmasına verdiği tepki EuroBasket finalleri öncesine, Kasım 2024-Şubat 2025’te oynanan elemeler aşamasında başlamıştı. 

  • Türkiye A Millî Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü, o dönemde de TRT Yıldız’dan yayımlanan maçlarda da TRT’ye röportaj vermiyordu. Maçların yayınını üstlenen “kamu yayıncısıyla” arasına tutarlı bir mesafe koymuştu.

Bir başka ifadeyle Ataman, Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda bir savunma hattı kurmaya değil, ekranlardan başlayarak ülke basketbolunun tekrar vitrine çıkmasını sağlayacak bir satıh oluşturmaya çalışıyor. 

Gelgelelim, başantrenörün çıkışının anlık bir tepki olmadığı, ilk ağızdan doğrulandı. Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, 7 Eylül’de katıldığı NTV canlı yayınında, yayıncı TRT’yi Ataman’dan daha ağır eleştirdi:

“Yayıncı kuruluş hakkında konuşmak istemiyorum. Biz hiçbir zaman ayrıcalık istemedik. Önemli olan şey, ülkemizin doğusundan batısına herkesin rahatlıkla izleyebileceği ve bu sporcularla gurur duyabileceği bir ortamın yaratılmasıdır. Bizim tek talebimiz buydu. Ama maalesef bu işi bilmeyen liyakatsız insanlar o kurumların başında oturduğu için bu sıkıntıyı yaşıyoruz. İnsanların bir şeyi bilmesi gerekir: Ülkemizi tek çatı altında toplayan şey her zaman millî takım sporları olmuştur. Hangi branş olduğu hiç fark etmez.”

NOT: Türkoğlu’nun NTV ekranında TRT’ye getirdiği eleştiri sadece NTV’de haberleştirilmedi. NTV, canlı yayınlanan röportajı ntv.com.tr’ye aktarırken Türkoğlu’nun TRT’yle ilgili sözlerini sansürledi.

'En iyi ikinci spor' olma gerilimi 

Federasyon başkanının ifadesiyle “ülkenin doğusundan batısına herkesin rahatlıkla izleyebileceği ve bu sporcularla gurur duyabileceği bir ortam”ın güncel adresini, “Umarım TRT 1’e doğru gideriz” diyen Ergin Ataman zaten söylemişti. 

Ülke basketbolunun en yetkili iki ağzının dile getirdiği temenni, basketbolcuların çeyrek finale yükselmesiyle yerine geldi. 9 Eylül’de yayımlanan Türkiye-Polonya karşılaşmasıyla A Millî Erkek Basketbol Takımı, yıllar sonra TRT 1’e dönmüş oldu. Tabii, Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nın 7 Eylül’de oynanan Türkiye İtalya final karşılaşmasıyla sona erdiğini de hatırlamak lazım. 

Polonya galibiyeti ile Avrupa Şampiyonası’nda 24 yıl sonra ilk kez yarı finale yükselen erkek millî basketbolunun “herkesin rahatlıkla izleyebileceği” kanallardaki varlığını sürdürmesinin önü açık görünüyor. Ama ekran görünürlüğü tartışmasıyla su yüzüne çıkan bu gerilim gerçekte, futbol hegemonyası altında yaşayan ülkede, “en iyi ikinci olma” mücadelesine işaret ediyor.

Sadece ekran önceliği değil, ulusal 15-20 yıl önce basketbolun inhisarına aldığı destek, sponsor gelirleri ve popülerliğe bugün voleybol sahip. Ulusal basketbol markalar arenasında da yalnızlaşırken, kadın voleybolunun etrafı her renkten markayla çevrildi.

'Kötü yönetilen basketbol, iyi yönetilen voleybol'

Gazeteci Bağış Erten’e göre tüm bunların, tespit etmesi son derece basit bir nedeni var. “Basketbol çok uzun zamandır kötü, voleybol da çok uzun zamandır iyi yönetiyor. Temel sorun bu” diyor Bağış Erten:

“Voleybolun alt yapılarda özel bir hamlesi söz konusu; spor okulları, liseleri var. Memleketin sıkışmış hayatı içinde voleybol, kız çocukları için ciddi anlamda kendini ifade etme aracı haline geldi. Kızlarına alan açmak isteyen orta sınıf insanı onları voleybola yönlendiriyor. Kadın voleybolu, eski dille ifade edersek temayüz etmiş durumda.”

Erten, buna karşılık erkek basketbolunun yönlendirilmesinde, altyapılar ve millî takımlar dahil, daha önce üzerine inşa edilen her şeyi yerle bir edercesine kötü bir performans olduğu görüşünde.

Millî takımın 23 yaşındaki yıldızı Alperen Şengün’ün çıkışına kadar Türk basketbolunun komada olduğunu ifade eden Erten, bu örnekte bile bir anomali olduğunu düşününüyor:

“Alperen, Türk basketbolunun bir ürünü olsa da, onu yetiştiren Banvit Spor Kulübü kapatıldı. Sonuçta basketbol o kadar kötü yönetiliyor ki, en iyi yetiştirici kulüp bile yok oluyor.”

NOT: EuroBasket 2025’te forma giyen 12 Dev Adam’ın dördü; Şeymus Hazer, Ercan Osmani, Erken Yılmaz ve Alperen Şengün Banvit altyapısından yetişti.

Organik sponsorlar ve 'sponsor' devlet 

Bağış Erten’ın altını çizdiği bir başka konu, sportif başarının düşmesiyle birlikte ülkede sponsor konusunda da bir deformasyon yaşandığı:

“İki tür sponsor var. Bir tanesi gerçek anlamında Batılı, kapitalist sponsorlar, diğeri de sponsor olması konusunda devletin, kibar ifadeyle ‘telkinde bulunduğu’ kurumlar. Şu anda Türkiye’de kendi iradesiyle sponsor olan anlayış kurumak üzere. Önemli bir banka erkek basketbolcuların geleneksel olarak sponsorluğunu üstleniyor. Ancak bunun dışındaki neredeyse hepsi emir komuta zincirinin sponsorları.” 

Halen Türkiye Basketbol Süper Ligi’nin ana sponsoru, ana hissedarı Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Türkiye Varlık Fonu olan Türkiye Sigorta. Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nin sponsoru ise kamu iştiraki Halbank. Hem erkek hem de kadın basketbol liginin önceki sponsoru Hollanda merkezli ING Bankası’ydı. 

Türkiye Basketbol Federasyonu’nda (TFF) çalışan bir kaynağım basketbolun sponsor bulmakta zorlandığını doğruluyor. İsmini geçiren az sayıdaki organik sponsorun bile bunu çok düşük paralar karşılığında yaptığını söylüyor.

Athena’yı da 'kaptırmak'

Diğer taraftan kadın voleybolunda hem en üst ligin hem de millî takımın isim sponsorluğunu Vodafone üstleniyor. Büyük markalar, dünya ya da Avrupa şampiyonası gibi üst düzey organizasyonları ise büyük kampanyalarla değerlendirmeye çalışıyor.

Burada da ilginç bir ayrıntı var. Çünkü basketbol sadece kamu ekranını değil, Türkiye’de belki de sponsorluk tarihinin en başarılı ürünü, “12 Dev Adam” şarkısını icra eden Athena’yı da 2023’te kadın voleyboluna “kaptırmıştı”. A Millî Kadın Voleybol Takımı o yaz hem FIVB Voleybol Kadınlar Milletler Ligi ve CEV Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda şampiyon olmuştu.

Görüşüne başvurduğum, spor sponsorluğu yapan büyük kuruluşlarla çalışan önemli bir ajansın yaratıcı yöneticisi, 12 Dev Adam ile özdeşleşen Athena’nın Kadın Millî Voleybol Takımı için de şarkı üretmesini “kaptırma” olarak görmüyor ve “günün gerçeklerine ve hayatın olağan akışına uygun” bir gelişme olarak yorumluyor: 

“Athena’nın reklam yazarları için ‘güvenli bir liman’ olduğunu kabul ediyorum. Ama reklam sektörü popüler öğelerin sırtına binmeyi sever. Athena’nın hem genç hem de daha eski nesillerin tanıdığı, bilinen, enerjik ve bu nedenle de markayla da uyuşan bir grup. En azından 12 Dev Adam’ın ismini bulan ve aynı isimli şarkının üretilmesine vesile olan ajansta bu konunun masaya bile gelmediğini biliyorum.”

Yaratıcı yönetici, kadın voleybolcuların büyük çıkış gösterdiği 2020’lerde reklamın gücünün, Millî Erkek Basketbol Takımı’nın Avrupa ikincisi olduğu ve 12 Dev Adam şarkısının hafızalara kazındığı 2000 başlarına kıyasla çok azaldığı görüşünde:

“Basketbolda madalya kazanılan dönemde, ekranlardaki reklam kuşağı markalar için ana rekabet ortamıydı. Sayısız mecranın devreye girdiği, sosyal medyanın rakip hâline geldiği bu dönemde artık reklamla bir şeyi popüler hâale getirmek çok mümkün değil. Bunun yerine popüler olanı değerlendirmek, toplumdaki ivmeyi yakalamak önemli hâle geldi.

Kadın voleybolcuların başarısı da, Türkiye toplumundaki ayrışmanın ön plana çıktığı bir dönemde bir kesimin, örneğin cumhuriyetçilerin, tutunacağı bir dal işlevi üstlendi. Pazarlama ile hedeflenen zümre de bu anlayışla örtüştüğü için tuttu. Sahadaki başarı ve popülerliğin aynı anda artması birlikte yükselişi getirdi. Avrupa Şampiyonası başarısı sonrasında 12 Dev Adam’ı da muhtemelen daha popüler günler bekliyor.” 

TRT’nin cevabı 

Başa dönelim: Erkek millî basketbolun başarı ivmesiyle birlikte popülerliğinin azaldığı ve kadın millî voleybolun popülerliğinin arttığı dönemde TRT, bu takımların maçlarını hangi kriterlere göre yayınladı?

Ergin Ataman ve Hidayet Türkoğlu’nun eleştirisini, muhatabı TRT’ye de sordum. Yukarıda da değindiğim gibi, Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda kamusal alana taşan bu rahatsızlık gerçekte bu turnuvadan çok daha önce başlamıştı. TFF’deki kaynağım da bu rahatsızlığı doğruluyor.

Kaynağım şunları söylüyor:

“Tüm federasyonların yetkilileri TRT Spor ile bağlantı hâlinde, kendi branşlarını ekrana taşımak için çaba harcar. Ama özellikle bir futbol karşılaşması ile çakışması durumunda, önceden programlanmış bir yayın olsa bile sizin etkinliğiniz TRT Yıldız’a hatta TRT’nin online uygulaması Tabii’ye kayabiliyor. Diğer taraftan, kadın voleybolunun sportif başarısından dolayı basketbol yayınları çok arka planda kalmıştı. Özellikle bir önceki spor müdürü döneminden beri voleybol çok ön plana çıkmıştı ve bu federasyonu çok rahatsız ediyordu.” 

TRT Spor yetkilisiyle telefonda yaptığım görüşmede ise şu cevabı aldım: 

“Hiçbir federasyonla yakınlığımız yok, hepsiyle aynı mesafedeyiz. 64 tane federasyonumuz var ve hepsini halkımızla buluşturmaya çalışıp, özverili bir mesai harcıyoruz. TRT yayınlarının her saniyesi kurumun hiyerarşik yapısı içinde planlanır, detaylar üzerinde çok titiz çalışmalar yürütülür. Hiçbir kanalımız birbirinin gölgesinde değildir. Bunun ötesindeki detayları ancak üst düzey yöneticilerimiz cevaplayabilir.”

TRT Spor yetkilisine, daha ayrıntılı, resmî bir cevap verilmesi talebimi ilettim ancak iki gün içerisinde bu cevap gelmedi.

  • Özetle reklamcı, gazeteci ya da spor yöneticisi olsun hemen herkes, A Millî Erkek Basketbol Takımı’nın EuroBasket 2025’teki başarısının, yıllardır düşen ya da yerinde sayan ivmeyi değiştirmeye aday olduğunu düşünüyor ve millî takımın bundan sonra daha popüler olacağını dile getiriyor.

Yunanistan’la yarın oynanacak yarı final karşılaşması öncesinde “çalışmalarını” sürdüren Başantrenör Ergin Ataman ise son olarak, Yunan takımın yıldızı Giannis Antetokounmpo’nun yaptığı faulleri hakemlerin görmemezlikten geldiğini savundu ve taraftar desteği için hava yolu şirketlerine ek sefer düzenlemesi çağrısında bulundu.

Maç TRT 1’de.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

YAZARLAR

Gökhan Tan

Gazeteci. Ankara'da 1972'de doğdu. ODTÜ'de ekonomi öğrenimi gördü. 1994'te Atlas dergisi muhabiri olarak başladığı meslek hayatının hemen tümünde editörlük yaptı. 16 yıl öğretim görevlisi olarak çalıştığı Bilgi Üniversitesi'de öğrenci muhabir tabanlı habervesaire.com sitesini yayına hazırladı. Bu dönemde en çok Radikal İki ve BBC Türkçe için yazdı. Aposto'dan önce Voice of America'da editör olarak çalışıyordu. Ağırlıkla kültür mirası, doğa, kent, spor ve medya üzerine sorular sorar ve üretmeye çabalar.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?