Karşıt yayıncılık: Sub Factory

Metinle kurduğu ilişkiyi bireysel fayda üzerine kuran ve bunu ortaya koyarak kitap basan Sub Factory'in kurucusu Şenol Erdoğan’a sorduk.
Karşıt yayıncılık: Sub Factory

25 Şubat - ENKA Sanat - Duende
ENKA Sanat ile birlikte

Bu sezon ENKA Sanat’ta #ÇokŞeyVar

ENKA Sanat ’ın birbirinden değerli sanatçıları aynı sahnede bir araya getiren yeni sezon programının ilk 4 etkinliğini hatırlarsan geçen haftalarda seninle paylaşmıştık sevgili Duende okuru. Programın devamında bolca müziğe doyacağımız…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

"Bizimkisi sadece bireysel fayda gördüğümüzü ortaya koyarak arzu edenin de ondan beslenmesini sağlamak."

Kendisini bu zaman kadar yapılmış ya da yapılmaya çalışılan yayıncılık tabirlerinin dışında bırakan Sub Factory’nin kurucusu Şenol Erdoğan, Açık Radyo’da katıldığı Günün ve Güncelin Edebiyatı programında şöyle bir cümle kuruyor: "Metin beni ilgilendiriyorsa, bu metnin bana ulaştığında hissettirdiği şeyleri birinin de hissedeceğini düşünüyorsam onu nesneleştiriyorum. Bunun benim işime yaraması ya da beni mutlu etmesi, heyecanlandırması, düşündürmesi gibi şeylerin başka birinin de başına gelmesi beni heyecanlandırıyor."

Sub’ın çıkardığı/çevirdiği kitapların skalasına baktığımızda; Japonya Noise Müziğin Doğuşu, Lana Del Rey’in David Lynchvari Suç Dünyası, John Cage: Mantar Adam, Björk: Görünmez Kadın, Amiri Baraka: Kültürel Edebi Kanon Blues ve Siyahi Estetik gibi müziğe dair Türkçe kaynakların kısıtlı olduğu konuları merak eden insanların var olduğunu bize gösteriyor. Evet biz müziği merak ediyoruz, nasıl yapıldığı teori kitaplarında bize zaten öğretiliyor fakat müzik bundan mı ibaret?

Metinle kurduğu ilişkiyi bireysel fayda üzerine kurup ve okuyacak insanın da “bu konunun bir de bu tarafı var” diye düşündüren bunu ortaya koyarak kitap basan Sub Factory'in kurucusu Şenol Erdoğan’a sorduk.

Sub Factory

Sub Factory kitaplarını Kadıköy'deki Outro Record Store'da bulabilirsiniz


Sub Press adından Sub Factory ismine bir geçiş oldu. Yayının geçmişine bakarsak bu değişim neyi ifade ediyor? 

Aslında ardına aldığı ve hatta alabileceği kelimeyle “konumu” değişmiyor SUB’ın, Sub kelimesi bize Şeyh Abdülvahit Yahya’dan yadigâr. Kelime İngilizce bir karşılığa sahip değil bizim kullanımımızda. Zaten “Press” takısı çok sonra gelmişti. “Factory” ile değiştirilmesi çoluk çocuğun somut yapılar haricinde hareket ederek sanalda ota püsüre “press” demesinden kaynaklandı. Baktık hatalı ve sık kullanılıyor, kaçtık. Sıklık ve hatanın var olduğu yerleri pek sevmeyiz. Lakin net olan şu ki; takısını bırakın kendisi dahi değişebilir, sabitlikler bizim dünyamızda mümkünsüzlüklerle eş. Kalıcı olan ya da kalıcılık inancımız var olmamıştır insan olarak. Diğer yandan da “Factory” birilerine aşırı gelen üretim hızımız için esprili bir ek oldu. 

Sub Factory’i biraz daha anlamak için soruyorum. Kendinize neden yayıncı olarak tanımlamıyorsunuz? 

Sanırım Instagram medyasının geldiği konum artık bir zamanların meşhur sorusu: “Her fotograf çeken fotografçı mıdır?”ı tarihe karıştırdı. Ama elbette ki cevabı dağ gibi sarsılmaz bir şekilde bakidir — soru ne kadar yokmuş gibi dursa da. “Sürücü” ile “Şoför”ü yakın geçmişte lisanslarda birbirinden ayırdılar. Yani her araba sürene şoför demiyoruz onlara sürücü diyoruz. Ahilik dahilinde olmayan ve gelişmeyen, gövdesiz herhangi bir yapıya kişisel olarak saygı ve sempati göstermediğimiz gibi; nüvesinde ticaret olan yani hareket derdi, amacı satmak olan yapılara da aynı şekilde bakıyoruz. 

Karşıt yayıncılık bizim ülkemizde müzik yayımcılığı üzerine kurulduğunu söylüyorsunuz, Sub Factory müzik yayıncılığında kendini nerede konumlandırıyor?

Musiki bizim için arkaik kutların başlıcalarından, bu anlamda onu en fazla anlamaya ve idrak etmeye çalışabiliriz, bunu yaparken de kendi deneyimlerimizi insanlarla paylaşırız. Varlığın — burada insan —konumlandırıldığına inanan bir yapı olarak kendimizi herhangi bir yerde konumlandırmaktan korkarız. Bizimkisi sadece bireysel fayda gördüğümüzü ortaya koyarak arzu edenin de ondan beslenmesini sağlamak. Sağlamak derken bu bir amaç değil bir kendiliğindenlik.

Sub Factory önümüzdeki dönem neler yayımlamayı düşünüyor?

Arseny Tarkovsky şiirleri, Ferruhzad’ın şiirsel/imgesel etnografisi üzerine akademik bir iki iş, Şinasi Hisar, Andy Warhol’un fabrika işçileri, Sanatçı kitabı antolojisi, Joseph Jarman’ın tüm yapıtları gibi sırasız bir sıralama yapabilirim aklıma ilk gelenler bunlar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎙️ Madrigal, Licorice Pizza, Sub Factory

Paul Thomas Anderson'ın son harikası Licorice Pizza'da hayat bulmanın heyecanına kapılıyor, Sub Factory'nin hikâyesine tanık oluyoruz. Dönüşte Madrigal konserinde buluşalım mı?

25 Şub 2022

ENKA Sanat ile birlikte
🎙️ Madrigal, Licorice Pizza, Sub Factory

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar