Kırık kalplerin mistik yolculuğu


İstanbul Film Festivali’nin keyfi Nespresso ile yaşanıyor
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen, Türkiye’nin en büyük uluslararası sinema etkinliği — Duende okurunun da sabırsızlıkla beklediği İstanbul Film Festivali , bu yıl 41. kez, 8-19 Nisan tarihleri arasında…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Ghostly Kisses, Heaven, Wait
Süre: 36 dakika
Plak şirketi: Akira Records
Kartonet: Ghostly Kisses’ın türünü tanımlamak için onların müziğine çok da hâkim olmana gerek yok. Kulağa saçma gelen bir cümle olduğunun farkındayım ama bu fikrimi açmama müsaade edin. Dream pop sularına yakın gittiklerini düşünebiliriz. Özellikle ilk kısaçaları bu türe çok uygundu. The City Holds My Heart kısaçalarıyla başlayıp Heaven, Wait’e ilerleyen süreçte önce dream pop olarak kestirip atacak bir müzik yapmadıklarını gösterdiler. Ardından yaylıların piyanoyla uyumunun, atmosferi oluşturan bir vokalle nasıl birleşeceğini sergilediler. Ayrıca elektronik altyapıları bu kadar az kullanıp fark yaratmaları da takdire şayandı. Bu noktada grubun beyni Margaux Sauve’un hemşehrisi Men I Trust grubundan Dragos Chiriac’le beraber şarkı yazarlığı çalışması kendi sınırlarını keşfetmesini sağladı. Yine de Heaven, Wait’e gelene kadar beş sene ve üç kısaçalar çıkarması şaşırtıcı. Çünkü her kısaçalarda gelişen ve kişilik kazanan müzikleri, çoktandır albüm formatını hak etmişti. Margaux’la İstanbul’da vereceği konserlerden önce yaptığım söyleşide bu soruyu ona yönelttim. Aldığım cevabı seninle paylaşmak isterim.
“Yazdığım her söz, yaptığım her şarkı, şarkı yazarlığımı keşfetmemi ve geliştirmemi sağladı. Pandeminin hemen başında da kolları sıvadım. Evlere kapandığımız süreçte Louis'le birbirimize şarkıların her hâlini, anlık fikirlerimizi, taslakları; kısacası her çalışmamızı gönderdik. Sonrasında fark ettik ki biz gerçekten bu albümü yapmaya hazırız çünkü zihnimizden müziğe doğru akan bir ırmak var. Doğru zaman gelmiş. Sonrasını zaten biliyorsun…”

Ghostly Kisses, Heaven, Wait
Neden dinleyelim? 2022’de çıkan albümlerin büyük bir kısmında olan özgünlük ve abartıdan uzak yaklaşımın iyi bir örneği Ghostly Kisses’ın ilk albümü. Müziğindeki sadeliği şarkı sözlerine yansıtması, pastanın üstündeki çilek olmakla kalmayıp dönemdaşlarının arasında öne çıkmalarını sağladı. Henüz ilk albümünde üç farklı kıtada çalacak bir kitleye sahip olması, grubun bu formülünün sınırlara ihtiyaç duymadığının göstergesi. Kolay ezberlenebilir sözlerini dile takılan nakaratlarla desteklemesi İstanbul’da gerçekleşecek konserlerine ilgiyi arttırdı. Ancak sözlere eşlik etmekle sözlerin etkisine kapılmak farklı denklemler. Ben, sözlerin etkisinden henüz çıkamadım. Albüm yayınlanalı iki ay olmasına rağmen kapaktaki gibi suyun altında boğulmamaya derdindeyim.
Albümün tamamına yansıyan yalnızlık ve kırılan kalpler, hepimizin hayatının değişmez bir gerçeği. Bir nevi yaşam gerekliliği. Margaux’nun buradaki başarısında psikoloji eğitimi almasının da etkisi var. Hitap ettiği kitleye, yani dinleyicisine hâkim. Cesaret edilemeyen sözlerle başlayan ve dinleyicisini katarsise sürekleyen bir kavuşma. Kırılan kalplerin mistik bir yolculuğu adeta Heaven, Wait ve bu sebeple çok özel. Suçlama yok, diyalog kurma isteği var. Heartbeat, Blackbirds, A Different Kind of Love başta olmak üzere albümün tamamı dikkat çekici. Kapanışı Margaux Sauve’un sözlerine bıraktım. Konserde görüşmek üzere.
“Çocukken içinde büyük aşkların olduğu filmleri izlemek aşkın, bir kişinin varlığından daha büyük olduğunu anlamamı sağladı. Ayrı birlerden uzaklaşıp bütün olmayı öğretti.”
Benzer işler: Art School Girlfriend, Is It Light Where You Are & London Grammar, If You Wait.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Film Festivali'nin heyecanına kapılıyor, biletlerimizi cebimize koyup yola düşüyoruz. Yolda giderken Grammy bulmacasını çözüyor, metroda Ceylan Göksel'e rastlıyoruz.
01 Nis 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




