

Sorbonne Üniversitesi BMI Business School İstanbul iş birliği sunar: International Executive MBA Programı Kariyer hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmek sizin katılımınızı bekleyen International Executive MBA Programı , geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmesinin ardından şimdi Eylül 2023 dönemi için kayıtları almaya başladı. Nedir? Dünyanın en köklü ve prestijli üniversitelerinden Paris Sorbonne Üniversitesi 'nin resmî iş okulu olan IAE Paris Sorbonne Business School ve BMI Business School İstanbul iş birliğiyle düzenlenen International Executive MBA Programı , lider yöneticiler geliştirmek için özel olarak hazırlanmış; Université Paris 1 - Pantheon Sorbonne Üniversitesi’nin resmî diplomasına hak kazanmanızı sağlayan; uluslararası geçerliliğe ve tanınırlığa sahip bir İşletme Yüksek Lisans Programı. Neler var? Dijital çağda iş yönetimi ve liderlik becerilerini geliştirmeye odaklanan toplam 14 eğitim modülü + tez / proje çalışmasından oluşan program, Avrupa’dan ve Türkiye’den alanında uzman akademisyenlerin yer alacağı eğitim seanslarının yanı sıra; Türkiye’nin üst düzey yöneticileriyle deneyim paylaşma, yönetim simülasyonları, liderlik / kişisel gelişim koçluk seansları ve takım uygulama çalışmalarıyla güçlendirilmiş bir gelişim yolculuğu sunuyor. Modüllerden ikisinin Paris’te, geri kalanların İstanbul’da gerçekleşeceği program hakkında detaylı bilgi almak ve kayıt yaptıtmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir; liderlik becerilerini iş dünyasında sergileyebilen biri olmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Yapay zeka ile ilgili ilk anılarım Asimov'un Son Soru kitabına dayanıyor. İnsanlığın, sadece bir tanesi hariç her sorunun cevabını bilen, tanrısal zekâya sahip bir yapay zekâ icat etmesini anlatan destansı bir kısa hikâye olan Son Soru; beni teknolojinin amacı, Heidegger'in teknoloji eleştirisi, dinler, bilim ve bu dünyada var olmaya dair tüm görüşlerim hakkında daha fazla düşünmeye itmişti.
Birkaç hafta önce OpenAI (Kâr amacı güden OpenAI LP ve ana şirketi olan kâr amacı gütmeyen OpenAI Inc'den oluşan bir yapay zeka araştırma laboratuvarı) diyalog konusunda uzmanlaşmış bir prototip yapay zeka sohbet robotu olan ChatGPT'yi tanıttı. Ayrıntılara girmeden önce OpenAI'nin misyonunu açıklayalım: Yapay genel zekanın (AGI) -yani ekonomik açıdan en değerli işlerde insanlardan daha iyi performans gösteren yüksek otonom sistemleri kastediyoruz- tüm insanlığa fayda sağlamasını temin etmek.
“Zihin için bisiklet” olarak da bilinen bilgisayarın icadından bu yana, teknoloji tarihi yarı bilim-kurgu spekülasyonları ve yarı donanım ve yazılımdaki gerçek atılımlarla karmakarışık bir hâle geldi. Teknolojiyi "daha insani" hale getirmekse Silikon Vadisi'nin vizyoner ürün liderleri için her zaman kritik bir misyon olmuştur. Macintosh'un 1984 yılındaki lansman etkinliğinde "merhaba" demesinin muhtemelen bu konudaki en ikonik anlardan biri olduğu söylenebilir.
Bu makalenin amacı, teknolojiyi daha insani hâle getirmenin geçmişte uyandırdığı hisleri artık uyandırmadığını belirtmektir. ChatGPT'nin resmî web sitesinden alınan hedefi şu şekildedir: “Amacımız yapay zeka sistemleriyle etkileşimi daha doğal hâle getirmektir ve geri bildirimleriniz sistemlerimizi geliştirmemize ve daha güvenli hale getirmemize yardımcı olacaktır”
Teknolojinin bir amaç mı yoksa araç mı olduğu sorusu bu denkleme mükemmel bir şekilde uyuyor. ChatGPT'nin icadı insanlara yardımcı olmaya mı yönelik? Yoksa ChatGPT’nin aslında hangi gerçek sorunları çözdüğünü bilmediğimiz bir tür devrimci teknoloji olduğunu söylemek daha mı yerinde olacaktır? Her iki şekilde de ChatGPT elbette sorunları çözüyor:
İnsanların Twitter'da paylaştığı ve gerçekten ilginç olan örneklerin çoğunun, başka araçlarla çözülebilecek sorunların bir varyasyonu olduğuna inanıyorum; ancak bir diyalog formatına sıkıştırıldığında, bizim için bir şeyler yapan bir Multivac makinesi gibi hissettirecek kadar ilginç hale geliyor. Bence burada temelde iki farklı bakış açısı var:
- Yapay zekayı her şeyi çözen ve kendi içinde bir amaç hâline gelen nihai akıl olarak görmek
- Yapay zekayı, hâlâ kendi içinde bir araç olan ve insanların yaratıcı potansiyelini yükselten, "zihnin bisikleti"nin bir uzantısı, "zihin için bir motosiklet" olarak görmek
ChatGPT ve OpenAI'nin öncülük ettiği araştırma, teknoloji dünyasının gerçekten ihtiyaç duyduğu şeydir. Ancak asıl inovasyon, ChatGPT gibi teknolojilerin asıl kullanımı; yapay zekayı "etkileşimi daha doğal hale getiren" değil, bu teknolojiyi gerçek sorunları neredeyse fark edilmeyecek şekilde çözen ürünlere dönüştüren teknolojide olacaktır. Bence artık ChatGPT'yi en devrimci araçlardan biri haline getirecek araçlar geliştirmenin zamanı geldi. Bu, evrenin "alet yapıcıları" olduğumuzu ve teknolojinin bize hizmet etmek için burada olduğunu hatırlamamızı sağlayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ChatGPT'nin ileride Google Search'ün yerini alabileceği söyleniyor. Peki ya insanlar?
12 Ara 2022

YAZARLAR

Orhun Canca
Aposto'nun kurucu ortağı ve CEO'su.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.




