Madrid rotası

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Gözlerden kulağa, sefada: Barrio de las Letras
Lavapiés’in hemen komşusu. Hatta kimi yerler Lavapiés’te mi Barrio de las Letras’ta mı tatlı bir tartışma konusu. Gel gelelim, bu civarda Plaza del Angel üzerinden Estación del Arte’ye, Herzog & de Meuron mimarlık ofisinin işi dekonstrüktivist CaixaForum’a — şu sıralar Cómic. Sueños E Historia sergisi başlayacak — oradan da Picasso’nun Guernica’sı ve daha nicesini görmeye Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia’ya yürümek, buraların en keyifli rotalarından. Tüm bunların üzerine akşama denk gelip Café Central’de caz dinlenirse ruhun gıdası bugünlük alındı demek.

Plaza del Angel
Doğada ve kalbinde, aynı anda: Barrio de Las Letras II
Nefes alma rotası bu. Lavapiés’ten az biraz ötede. Önce Hermanas Arce’de bir kahvaltı, çıtır ekmek kokan ve kulağına Paul Desmond'dan Bossa Antigua çalınan. Dergileri karıştırıyoruz. Ben Gentlewoman seçtim, bir de tartaletas de manzana ve bollos de brioche. İstikamet önce Museo del Prado oradan El Retiro Park. "Oh be!" demek için. Görsel hafızanın sesle ve kokuyla kaydedildiği bu alanda varolmak için yalnızca.
Aşkla bakan çiftler, çocuklarıyla top oynayan babalar, kitap okuyanlar, dans edenler, müziğin içine geçenler… Yaşayan insanlar manzarası, siyah kuş, ördek ve yeni türler. Gün batımında durak gül bahçesi. Güneşi ve renkleri daha iyi görebilmek için. Hotel Mora’nın tam karşısında turuncuları izlemek için. Ve gül kokusu eşliğinde, şanslıysan canlı müzik de orada. Ya da kuşlara uzat mikrofonu.
Mahalleliler
Yol boyunca: Malasana
Noviciado metro istasyonundan çıkıp Calle del Pez boyunca yürümek bile yeter. La Fiambrera Art Gallery’de pop surrealist işleri görmek; Teatro Victoria ve Teatro Alfil çıkışını izlemek ve programına bakmak; varsa uygun bir oyun hemen içeri girmek; HanSo’da acılı avokado toast ve yoldan geçenleri izleme seansı; oradan Pez 8’de bir yemek molası; 1862 Dry Bar’ın duyuları düşündüren kokteylleri — evet öyle — eşliğinde güneşin son saatlerini bitirmek. Cálmate, tranquilo…
Akşam asırlık bir sohbet ve tapas için yoldan çıkıp Bodega de la Ardosa’ya doğru gider miyiz? Tam o saatlerde gün battı, hoşbeş başladı.

Casa Paco Restaurante
Geçmiş, çağdaş ve tanıdık arasında: Malasana II
Calle de Velarde’de başlıyor yürüyüş. Namıdiğer vintage cenneti. Gucci Garden koleksiyonu arayan da Burberry trençkot arayan da Levi's 501’i onun da olsun isteyen de buradan geçiyor; dünyanın en iyi gömleklerini Alphaville’de bulacağını bilen de La Mona Checa’da funky bir parça için yanıp tutuşan da. Oradan federal’de soluklanıyor: long black mi dirty Mumbai mi? Yanına crumble de Monzora? Oradan Centro de Cultura Contemporánea Conde Duque’e. Müzik, sinema, tiyatro, dans ve dahası. Ruhumuzu doyurmaya.
Vintage cennetinden çıkma gibi duran kombinler
Algıların yükseldiği, duyuların canlandığı anda: Chueca
Pantha Rhei, Yunancada “Her şey akar,” manasına geliyor; Madrid’in görsel sanatlar alanında geniş ve iyi derlenmiş bir seçkiye sahip kitapçısı. Ona birkaç saat ayırıp Mondo Galería’da yeni bir fotoğrafçı keşfediyoruz. Oh, gözümüz doydu. İştahımız açıldı. Biraz daha gözümüz doysun istiyoruz: La Mano Zurda’nın dövmelerini görüyoruz. Randevu alsak mı?
Karnımızın sesini ya da kalbimizin sesini dinleyip Madrid’in glutensiz en iyi tatlılarını yapan Celicioso’da mola veriyoruz. Sonra Do Design’ı karıştırmaya…

Mahallelilerin renkleri
Şehirli bir günde, akşamüstü saatinde: Chamberi
Calle de Medellín’de Paperground ilk durağımız: dergi, kitap ve sergilerin içinde zamanın durduğu o dilimlerdeyiz. Chamberi’de Mercado de Chamberi’ye çeviriyoruz direksiyonu sonra. Karnımızı çok doyurmadan ara sokaklardan MO de Movimiento’ya yürüyoruz. Aldığımız dergi ve kitapları okuma noktasındayız; Akdenizli bir akşamüstü için kuruluyoruz. Tapas’tan ve Akdeniz’den sıkıldıysak ki ne mümkün ama rotayı hemen karşısındaki Pilar Akaneya’ya doğru çeviriyoruz. Hani, eğer istersek. Ya da Madrid’in sevileniyle tanışıyoruz: Sala de Despiece. Akşam için biraz oyalansak mı? Museum of the Old Chamberí Metro Station’a baksak mesela?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Burası Lavapiés. Küçük küçük meydanların birine açıldığı, renklerin en canlılarının duvarlarına boyandığı, ruhu dans eden insanların yaşadığı mahalle.
15 May 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?



