Markaların NFT’lerle imtihanı


Ses ve görüntü kalitesini zirveye taşıyan ayrıcalıklı deneyim: Dell XPS Dijital dönüşüm, son kullanıcı olarak bizlerin hayatını ve bakış açısını değiştirdi. Her anı daha iyi yaşamanın yollarını ararken, görüp duyduğumuz ne varsa hepsini gerçeğe en yakın hâliyle deneyimlemek öncelik kazandı. Peki, bu ne kadar mümkün? Görüntü ve sese dair tüm ihtiyaçlarımızı karşılayarak benzersiz bir deneyim sunan Dell’in Intel işlemcili premium XPS serisi’yle mümkün . Şık tasarım, yüksek performans, uzun pil ömrü, gerçeğe en yakın görüntü ve ses kalitesinin kesişme noktası Dell’in premium serisi XPS , üst düzey bir deneyim için sizi zirveye davet ediyor. Dell Cinema: Yenilikçi tasarımıyla fark yaratan Dell Technologies, kullandığı malzemelerle sürdürülebilirlik hedeflerinin yanı sıra kullanıcılara gerçeğin ötesinde deneyimler sunuyor. Dell Cinema, dört farklı profil seçeneğiyle (Film, Animasyon, Akşam, Spor) her durumda görüntü kalitesini sınırların ötesine taşıyor. Geniş renk yelpazesiyle gelişmiş HDR teknolojisini renk, parlaklık, kontrast seçenekleriyle yansıtıyor. UHD çözünürlük, 300 nit parlaklık, yüzde 72’lik bir renk skalası ve gerçek 8 bit renk seçenekleri Windows HD Color özelliğiyle öne çıkıyor. Waves MaxxAudio: Üst segmentte bir ‘oyun kurucu’ olan XPS serisi, yüzde 260 daha net algılanan bas ve tiz seslerle dinleme ve kayıt deneyiminize yeni bir boyut kazandırıyor. İş başında, oyun oynarken veya film izlerken bilgisayar size uygun ses modunu ayarlıyor. DellCinema’nın sunduğu üst düzey performans kulaklıklarla da destekleniyor. Gördüğünüz ve duyduğunuz her şeyi XPS serisiyle yeniden keşfedebilirsiniz. Serinin diğer dizüstü bilgisayarları için burayı ziyaret etmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NFT’lerin, yani misli bulunmayan kripto varlıkların kendilerine has özelliklerine önceki sayılarımızda değinmiştik.
Milyonlarca dolara satılan örneklerinin haberlere çıkmasıyla birlikte son 1-2 yıldır gündelik sohbetlerimizin doğal bir üyesi haline gelen NFT’ler aslında 2014’ten bu yana var. Ancak uç bir akım olarak başlayan bu dijital varlıklar, kriptonun artan popülaritesiyle birlikte maddi değer üretmeye başlayınca örneğin daha birkaç yıl öncesine dek ücretsiz olarak sunulan CryptoPunks gibi koleksiyonların bile şu anda milyonlarca dolar karşılığında el (pardon cüzdan) değiştirebildiğine tanık olduk.
Nihayetinde Beeple mahlaslı dijital sanatçı Mike Winkelmann’ın Christie’s müzayede evinde düzenlenen açık artırmada 69,3 milyon dolar gibi rekor bir fiyata alıcı bulan “Everydays: The First 5000 Days” ve benzeri NFT’lerin anaakımda da bilinirlik kazanmasıyla birlikte NFT dalgasını yakalamak isteyen fırsatçıların sayısında da haliyle epey bir artış yaşandı.
Takvimlerimiz bu günü gösterdiğindeyse markaların ve sanatçıların fikrî mülkiyetlerini ihlal eden sahte NFT’lerin ortaya çıkmasıyla birlikte kripto varlık dolandırıcılık vakalarıyla da tanışmış olduk.
Giderek artan NFT ihlallerin ortasında markalar

Unsplash üzerinden
İster kurumsal olsun ister kişisel, şu aşamada herkesin markasını tanıtmada NFT’lerden nasıl faydalanabileceğini anlamaya çalıştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu dijital mülkiyet formatının yıllarca kimsenin dikkatini çekmeyip son birkaç yılda dalga dalga büyüyen bir şekilde daha fazla çevrede konuşmaların merkezi haline gelmesi, haliyle pazarlama profesyonellerini de gafil avladı. Çoğu NFT alıcısının neyin “gerçek” ya da “lisanslı” olup olmadığını kestirememesiyle (ve belki de bir kısmının umursamamasıyla) birlikte, markaların varlıklarından kâr elde eden fırsatçılara da gün doğdu.
NFT yaratıcılarının varlıklarını izinsiz kullanmasından şikayetçi olan muhtelif markalar şu ana kadar birçok dava açtı, ve açmaya da devam edecek. Ancak NFT’lerin sahtelerini “basanlar” ya da bir markanın fikrî mülkiyetlerine mevzubahis eserler yayımlayanlara yönelik emsal oluşturacak bir dava henüz görülmedi.
Markaların en hızlı alabilecekleri aksiyon genelde bir NFT pazar yerinden, ihlale mevzubahis NFT’nin satışının durdurulmasını talep etmek oluyor. Ancak bu da pratik bir çözüm olmaktan oldukça uzak. Çünkü bir markanın milyonlarca eser arasında yayın haklarını ihlal eden birkaç yüz (ya da bin) NFT’yi araştırıp bulması samanlıkta iğne aramaya benziyor: ve samanlığa sürekli yeni iğneler ekleniyor. Çoğu kurumun, işlem hacmi çığrından çıkmış durumdaki NFT ekosistemini anlık olarak takip etmesi mümkün dahi değil. Bu nedenle de “fena” NFT’lerin sayısı günbegün artıyor.
Önde gelen NFT pazar yeri OpenSea’nin açıklamasına göre, piyasadaki NFT’lerin yüzde 80’i ya çalıntı işler, ya uydurma koleksiyonlar ya da “çer çöp”. OpenSea her ne kadar soruna eğilmeye çalışsa da listelenen 2 milyon koleksiyon arasından gücü her hafta ancak okyanusta bir damla gibi kalan 3 bin 500 tanesine müdahale etmeye yetiyor. Fena NFT’ler pazarı ele geçirdikçe markaların itibarları, ticari varlıkları ve en nihayetinde piyasa değerleri zarar görüyor.
Fikrî mülkiyet ihlalinin türleri

Unsplash üzerinden
Günümüzün NFT piyasalarında fikrî mülkiyeti ihlal etmenin türlü türlü yolu var. En yaygınları ise şunlar:
- Kalp (<3 olan değil, sahte anlamındaki) NFT’ler: Büyük ya da prestijli bir marka kendi NFT’lerini yarattığında bu eserden nemalanmaya çalışan birileri de çabucak ortaya çıkıyor. NFT’nin kopyalarını oluşturup (neticede sağ tıklayıp masaüstüne kaydedebiliyorsunuz) satarak kâr elde etmeye çalışan art niyetli (espri kendi kendisini yapıyor) aktörler nedeniyle markaların potansiyal alıcıları “gerçek” bir eser aldıklarına yönelik güven uyandıracak çözümler üzerine düşünmesi ihtiyacı da ortaya çıkıyor.
- Telif haklarını ihlal eden NFT’ler: Bir marka kendi NFT’lerini üretsin ya da üretmesin, markanın kimliğini kullanan ya da lisanslı ürünlerine izinsiz yer veren eserler yaratan birileri mutlaka ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda markalar (eğer durumdan haberdar olurlarsa) pazar yerlerinden bu NFT’leri artık listelememelerini talep edebiliyor. Tabii macun bir defa sıkıldıktan sonra tüpe geri sokmak artık mümkün olmuyor ve hak ihlaline mevzubahis NFT’ler OpenSea ve Rarible gibi platformlarda listelenmekten kaldırılsalar bile bir kere yaratıldıktan sonra ilelebet blok zinciri üzerinden kayıt altında olduklarından ötürü, alım satımları da sürmeye devam edebiliyor.
- Sahte ve taklit NFT mağazaları: Yine OpenSea ve Rarible gibi eticaret platformlarını taklit eden ve “phishing” yöntemiyle kullanıcıların asıl mağazalara giriş detaylarını ele geçirmeye çalışan dolandırıcılar da mevcut. Şifre bir kere kaptırıldığında bu hesapları ele geçiren suçlular, hesaplardaki kripto paraları ya da NFT’leri kendi kripto cüzdanlarına çabucak transfer ediyor.
- Kimlik taklidi: 2021’in başlarında popüler olan bir akım, Banksy benzeri bir üsluba sahip NFT eserlerin fahiş fiyatlara alıcı bulmasına neden oluyordu. Banksy’nin ne derece anonim bir profil olduğu düşünüldüğünde bu eserlerin gerçekten Banksy’ye ait olup olmadığını da kestirmek mümkün olmuyor.
Çözüm önerileri

Unsplash üzerinden
Her ne kadar önceki sayılarımızda işin hukuki boyutuna değinmiş olsak da, henüz sadece buzdağının görünen kısmını tartışıyoruz.
Herhangi bir görseli NFT’i ye çevirebilen bir yaratıcının eser hırsızlığı yapmasının ya da varolan bir eseri taklit etmesinin önüne geçmek bir hayli güç. Neticede NFT yaratmak, eseri o blok zinciri üzerinde kaydetmek ve takibini sağlamak haricinde bir koruma sunmuyor. Buna ek olarak halihazırda NFT’ler özelinde bir telif hakları kanunu da bulunmuyor. Bu nedenle süregelen büyük çaplı davalardan biri ya da birkaçı sonuçlanıncaya ve emsal teşkil etmeye başlayıncaya kadar merkeziyetsiz finans karşısında merkezî hukukun da elinden pek bir şey gelmiyor.
Konunun bir de mülkiyet boyutu var. Diyelim ki Marvel ya da Star Wars üzerinde çalışan bir Disney çalışanı kendi işlerinden birini bir NFT’ye çevirdi. Bunu üreten sanatçı belli, ancak bu evrenlerin imtiyaz sahibi Disney’in olayı vakarla karşılamayacağı da aşikar. Bu NFT’nin yaratıcısı en iyi ihtimalle bir ihtarname alacak, ya da muhtemelen bir telif hakkı ihlali davasıyla karşı karşıya kalacaktır. Ancak NFT dünyasında bu ihlallerin kapsamı da yasadaki açıklar nedeniyle henüz netliğe kavuşmuş değil. Bu nedenle yakın bir gelecekte şirketlerin işleyişlerini değiştirmeleri de söz konusu olabilir ve sanatçıların sözleşmelerine üzerinde çalıştıkları eserleri NFT’ye çevirmeyeceklerine dair açık şerhler eklenebilir.
Sözleşmelere dair detaylar haricinde markalar yeni yeni ortaya çıkarak yaygınlaşmaya başlayan yapay zeka platformlarıyla hak ihlalinde bulunan NFT’leri tespit etmeleri için ortaklıklara girişebilir. Bu tarz bir çözüm markaların adanmış botlarının çok sayıda pazar yerini tarayarak potansiyel hak ihlallerini ortaya çıkarmasını sağlayacaktır.
Ek olarak ise markalar tüketicilere doğrudan ulaşarak resmî NFT’lerini nerelerden alabileceklerinin iletişimini de kurmalı. Eğer kullanıcı eserlerin hangi anlaşmalı pazar yerlerinde satıldığını bilirse anlaşmalı olmayanlara itibar etmeyecektir.
Özetle, NFT alanı giderek büyümekte ve evrim geçirmekte, ancak birçok güçlüğü de beraberinde getirmekte. Daha fazla regülasyon, yönlendirme ve koruyucu önlemler şekillendikçe koleksiyonerler ve markalar da bu yeni aracın keyfini çıkarmaya başlayabilecekler. Ancak oraya varıncaya kadar bazı zorlukları da aşmak gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Taklit eserler, çalıntı hesaplar, sahte yaratıcılar ve izinsiz kullanım çeşitleri
07 Nis 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.



