Markaların NFT’lerle imtihanı


Ses ve görüntü kalitesini zirveye taşıyan ayrıcalıklı deneyim: Dell XPS
Dijital dönüşüm, son kullanıcı olarak bizlerin hayatını ve bakış açısını değiştirdi. Her anı daha iyi yaşamanın yollarını ararken, görüp duyduğumuz ne varsa hepsini gerçeğe en yakın hâliyle deneyimlemek öncelik kazandı.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NFT’lerin, yani misli bulunmayan kripto varlıkların kendilerine has özelliklerine önceki sayılarımızda değinmiştik.
Milyonlarca dolara satılan örneklerinin haberlere çıkmasıyla birlikte son 1-2 yıldır gündelik sohbetlerimizin doğal bir üyesi haline gelen NFT’ler aslında 2014’ten bu yana var. Ancak uç bir akım olarak başlayan bu dijital varlıklar, kriptonun artan popülaritesiyle birlikte maddi değer üretmeye başlayınca örneğin daha birkaç yıl öncesine dek ücretsiz olarak sunulan CryptoPunks gibi koleksiyonların bile şu anda milyonlarca dolar karşılığında el (pardon cüzdan) değiştirebildiğine tanık olduk.
Nihayetinde Beeple mahlaslı dijital sanatçı Mike Winkelmann’ın Christie’s müzayede evinde düzenlenen açık artırmada 69,3 milyon dolar gibi rekor bir fiyata alıcı bulan “Everydays: The First 5000 Days” ve benzeri NFT’lerin anaakımda da bilinirlik kazanmasıyla birlikte NFT dalgasını yakalamak isteyen fırsatçıların sayısında da haliyle epey bir artış yaşandı.
Takvimlerimiz bu günü gösterdiğindeyse markaların ve sanatçıların fikrî mülkiyetlerini ihlal eden sahte NFT’lerin ortaya çıkmasıyla birlikte kripto varlık dolandırıcılık vakalarıyla da tanışmış olduk.
Giderek artan NFT ihlallerin ortasında markalar

Unsplash üzerinden
İster kurumsal olsun ister kişisel, şu aşamada herkesin markasını tanıtmada NFT’lerden nasıl faydalanabileceğini anlamaya çalıştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu dijital mülkiyet formatının yıllarca kimsenin dikkatini çekmeyip son birkaç yılda dalga dalga büyüyen bir şekilde daha fazla çevrede konuşmaların merkezi haline gelmesi, haliyle pazarlama profesyonellerini de gafil avladı. Çoğu NFT alıcısının neyin “gerçek” ya da “lisanslı” olup olmadığını kestirememesiyle (ve belki de bir kısmının umursamamasıyla) birlikte, markaların varlıklarından kâr elde eden fırsatçılara da gün doğdu.
NFT yaratıcılarının varlıklarını izinsiz kullanmasından şikayetçi olan muhtelif markalar şu ana kadar birçok dava açtı, ve açmaya da devam edecek. Ancak NFT’lerin sahtelerini “basanlar” ya da bir markanın fikrî mülkiyetlerine mevzubahis eserler yayımlayanlara yönelik emsal oluşturacak bir dava henüz görülmedi.
Markaların en hızlı alabilecekleri aksiyon genelde bir NFT pazar yerinden, ihlale mevzubahis NFT’nin satışının durdurulmasını talep etmek oluyor. Ancak bu da pratik bir çözüm olmaktan oldukça uzak. Çünkü bir markanın milyonlarca eser arasında yayın haklarını ihlal eden birkaç yüz (ya da bin) NFT’yi araştırıp bulması samanlıkta iğne aramaya benziyor: ve samanlığa sürekli yeni iğneler ekleniyor. Çoğu kurumun, işlem hacmi çığrından çıkmış durumdaki NFT ekosistemini anlık olarak takip etmesi mümkün dahi değil. Bu nedenle de “fena” NFT’lerin sayısı günbegün artıyor.
Önde gelen NFT pazar yeri OpenSea’nin açıklamasına göre, piyasadaki NFT’lerin yüzde 80’i ya çalıntı işler, ya uydurma koleksiyonlar ya da “çer çöp”. OpenSea her ne kadar soruna eğilmeye çalışsa da listelenen 2 milyon koleksiyon arasından gücü her hafta ancak okyanusta bir damla gibi kalan 3 bin 500 tanesine müdahale etmeye yetiyor. Fena NFT’ler pazarı ele geçirdikçe markaların itibarları, ticari varlıkları ve en nihayetinde piyasa değerleri zarar görüyor.
Fikrî mülkiyet ihlalinin türleri

Unsplash üzerinden
Günümüzün NFT piyasalarında fikrî mülkiyeti ihlal etmenin türlü türlü yolu var. En yaygınları ise şunlar:
- Kalp (<3 olan değil, sahte anlamındaki) NFT’ler: Büyük ya da prestijli bir marka kendi NFT’lerini yarattığında bu eserden nemalanmaya çalışan birileri de çabucak ortaya çıkıyor. NFT’nin kopyalarını oluşturup (neticede sağ tıklayıp masaüstüne kaydedebiliyorsunuz) satarak kâr elde etmeye çalışan art niyetli (espri kendi kendisini yapıyor) aktörler nedeniyle markaların potansiyal alıcıları “gerçek” bir eser aldıklarına yönelik güven uyandıracak çözümler üzerine düşünmesi ihtiyacı da ortaya çıkıyor.
- Telif haklarını ihlal eden NFT’ler: Bir marka kendi NFT’lerini üretsin ya da üretmesin, markanın kimliğini kullanan ya da lisanslı ürünlerine izinsiz yer veren eserler yaratan birileri mutlaka ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda markalar (eğer durumdan haberdar olurlarsa) pazar yerlerinden bu NFT’leri artık listelememelerini talep edebiliyor. Tabii macun bir defa sıkıldıktan sonra tüpe geri sokmak artık mümkün olmuyor ve hak ihlaline mevzubahis NFT’ler OpenSea ve Rarible gibi platformlarda listelenmekten kaldırılsalar bile bir kere yaratıldıktan sonra ilelebet blok zinciri üzerinden kayıt altında olduklarından ötürü, alım satımları da sürmeye devam edebiliyor.
- Sahte ve taklit NFT mağazaları: Yine OpenSea ve Rarible gibi eticaret platformlarını taklit eden ve “phishing” yöntemiyle kullanıcıların asıl mağazalara giriş detaylarını ele geçirmeye çalışan dolandırıcılar da mevcut. Şifre bir kere kaptırıldığında bu hesapları ele geçiren suçlular, hesaplardaki kripto paraları ya da NFT’leri kendi kripto cüzdanlarına çabucak transfer ediyor.
- Kimlik taklidi: 2021’in başlarında popüler olan bir akım, Banksy benzeri bir üsluba sahip NFT eserlerin fahiş fiyatlara alıcı bulmasına neden oluyordu. Banksy’nin ne derece anonim bir profil olduğu düşünüldüğünde bu eserlerin gerçekten Banksy’ye ait olup olmadığını da kestirmek mümkün olmuyor.
Çözüm önerileri

Unsplash üzerinden
Her ne kadar önceki sayılarımızda işin hukuki boyutuna değinmiş olsak da, henüz sadece buzdağının görünen kısmını tartışıyoruz.
Herhangi bir görseli NFT’i ye çevirebilen bir yaratıcının eser hırsızlığı yapmasının ya da varolan bir eseri taklit etmesinin önüne geçmek bir hayli güç. Neticede NFT yaratmak, eseri o blok zinciri üzerinde kaydetmek ve takibini sağlamak haricinde bir koruma sunmuyor. Buna ek olarak halihazırda NFT’ler özelinde bir telif hakları kanunu da bulunmuyor. Bu nedenle süregelen büyük çaplı davalardan biri ya da birkaçı sonuçlanıncaya ve emsal teşkil etmeye başlayıncaya kadar merkeziyetsiz finans karşısında merkezî hukukun da elinden pek bir şey gelmiyor.
Konunun bir de mülkiyet boyutu var. Diyelim ki Marvel ya da Star Wars üzerinde çalışan bir Disney çalışanı kendi işlerinden birini bir NFT’ye çevirdi. Bunu üreten sanatçı belli, ancak bu evrenlerin imtiyaz sahibi Disney’in olayı vakarla karşılamayacağı da aşikar. Bu NFT’nin yaratıcısı en iyi ihtimalle bir ihtarname alacak, ya da muhtemelen bir telif hakkı ihlali davasıyla karşı karşıya kalacaktır. Ancak NFT dünyasında bu ihlallerin kapsamı da yasadaki açıklar nedeniyle henüz netliğe kavuşmuş değil. Bu nedenle yakın bir gelecekte şirketlerin işleyişlerini değiştirmeleri de söz konusu olabilir ve sanatçıların sözleşmelerine üzerinde çalıştıkları eserleri NFT’ye çevirmeyeceklerine dair açık şerhler eklenebilir.
Sözleşmelere dair detaylar haricinde markalar yeni yeni ortaya çıkarak yaygınlaşmaya başlayan yapay zeka platformlarıyla hak ihlalinde bulunan NFT’leri tespit etmeleri için ortaklıklara girişebilir. Bu tarz bir çözüm markaların adanmış botlarının çok sayıda pazar yerini tarayarak potansiyel hak ihlallerini ortaya çıkarmasını sağlayacaktır.
Ek olarak ise markalar tüketicilere doğrudan ulaşarak resmî NFT’lerini nerelerden alabileceklerinin iletişimini de kurmalı. Eğer kullanıcı eserlerin hangi anlaşmalı pazar yerlerinde satıldığını bilirse anlaşmalı olmayanlara itibar etmeyecektir.
Özetle, NFT alanı giderek büyümekte ve evrim geçirmekte, ancak birçok güçlüğü de beraberinde getirmekte. Daha fazla regülasyon, yönlendirme ve koruyucu önlemler şekillendikçe koleksiyonerler ve markalar da bu yeni aracın keyfini çıkarmaya başlayabilecekler. Ancak oraya varıncaya kadar bazı zorlukları da aşmak gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Taklit eserler, çalıntı hesaplar, sahte yaratıcılar ve izinsiz kullanım çeşitleri
07 Nis 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?



