

Dünya Kupası finalinde gözler adidas ’ın ‘rüya’ anlamına gelen topu Al Hilm ’de Al Hilm ve FIFA Dünya Kupası Katar 2022™ kupası Kalplerin coşkuyla attığı FIFA Dünya Kupası Katar 2022™ ’de futbolun efsane isimlerinin yanında olan adidas , Dünya Kupası finallerinin resmî maç topu, Arapça’da ' rüya' anlamına gelen Al Hilm ’i sunar. Yarı finalleri nefesinizi tutarak izlediğiniz anlarda peşinde ter dökülen rüyayı dikkat etmediyseniz, önce sizi Al Hilm ’i tanımaya, ardından yarın oynanacak Arjantin - Fransa final maçında gözünüzü toptan ayırmamaya davet ediyoruz. Nedir? Grup aşamalarının resmî maç topu olan ve ‘yolculuk’ anlamına gelen Al Rihla ’yı takip ederek yarı finalde sahaya çıkan Al Hilm , yarın final karşılaşmasında da rüyaların gerçeğe dönüştüğü anlara eşlik edecek. Tasarım Sporun ve futbolun dünyayı bir araya getirme gücüne ışık tutan Al Hilm ; şehri çevreleyen ışıltılı çöllerden, kupanın renginden ve Katar bayrağının deseninden ilham alıyor. Kızıl gökyüzünün çöl kumuyla buluştuğu alacakaranlık saatleri yansıtan bu özel top, yalnızca çevre dostu malzemelerle tasarlanan ilk Dünya Kupası resmî maç topu olma özelliği taşıyor. En yüksek oyun hızlarını desteklemek üzere son teknolojik gelişmeler kullanılarak üretilen Al Hilm , Al Rihla 'da olduğu gibi, maç görevlilerinin ofsayt kararlarını daha hızlı ve doğru almalarına yardımcı olan, adidas ’ın benzersiz yeniliği "Connected Ball" teknolojisine sahip. FIFA Dünya Kupası Katar 2022™ final maçlarına yaraşır Al Hilm ’e buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Metaverse’ün sıkça dillendirildiği, birçok şirketin geleceğin Metaverse’ü olduğunu iddia ettiği ya da markasını Metaverse’e taşıdığını açıkladığını duyduğumuz bu son üç yılda, tüm bu “Metaverse”lere ayrı ayrı hizmet verme potansiyeli ile öne çıkan Matterport Inc. firmasından bahsetmek istiyorum.
Matterport firması, yaşadığımız fiziksel dünyayı Cortex AI olarak isimlendirdiği; patentli, derin öğrenme yapay sinir ağlarına sahip yapay zekası ile görüntüleri işleyerek dijital dünyaya aktarmak üzerine çalışmakta ve kendini bir “mekânsal data” firması olarak tanımlamakta.

Cortex AI
Daha basit biçimde ifade etmek gerekirse, geliştirdiği kapsamlı 3 boyutlu data platformu ile yaşadığımız dünyanın djital ikizlerini oluşturarak dizayn, inşa, operasyon ve pazarlama gibi birçok alanda hizmet etmektedir. Örneğin yakın zamanda emlak sitelerini ziyaret ettiyseniz, bazı gayrimenkulleri incelerken fotoğrafların yanısıra sanal turlar da görmüş olabilirsiniz, işte bu sanal turların oluşturulabilmesine hizmet eden firmalardan biri de Matterport.
Matterport, 2010 sonlarında Stanford bilgisayar mühendisliği bölümü mezunu Matt Bell tarafından kurulup 2011 yılında Paypal’dan David Gauseback’in de katımıyla iki kurucu ortak ile hayatına başladı. 2012 kış döneminde de dünyanın belki de en önemli startup hızlandırma programı ve fonu olan Y Combinator kampına katılarak ürünlerini ve network’lerini geliştirme fırsatı buldular. Bugün 500’e yakın çalışanı ile hâlâ yeni ürünler geliştirerek kullanıcı deneyimini mükemmelleştirmek için çaba sarfeden firma, hem kendi kameralarını satarak platformlarını kullandırmakta, hem de cep telefonları üzerinden kendi uygulamaları ve anlaşmalı 3. parti kamera üreticileriyle entegrasyon sunarak son kullanıcıya sattığı abonelik üzerinden gelirlerini çeşitlendirip aylık tekrar eden gelir (MRR) yaratmakta.

Gayrimenkul, havacılık, konaklama, sigorta, mimarlık, kültür turizmi gibi farklı alanlara hizmet veren Matterport’un, bu işi yapan diğer firmalardan ayrıştığı nokta; birçok konu başlığında rakiplerinin önünde olması ve onlardan ayrıştığı özellikleri de platformuna dahil ederek müşterilerine uçtan uca çözümü çok daha basit ve hızı bir şekilde verebiliyor olması. Örneğin, geliştirdikleri 3 boyutlu görüntü işleme teknolojisi; bir evin çekimlerini tamamladıktan sonra çok hassas şekilde gerçekleştirdikleri ölçümlerden elde ettikleri veriler üzerine dizayn, obje yerleştirme vb. işlemlerin de yapılabilmesine imkan tanımakta. Yine derinliği ve koordinatları doğru tanımlayarak görüntüleri oluşturulan evin “oyuncak bebek evi” formatında farklı açılardan boyutlandırılarak önizlenebilmesine olanak sağlanmakta.

"Matterport Dollhouse"
Matterport’un teknolojisini kullanan sektörlerden bahsetmek gerekirse; emlak danışmanları cep telefonlarına uygulamayı indirdikten sonra Matterport’un tripod setini kullanarak bir evin çekimlerini 1 saat gibi görece kısa sürede tamamlarken, potansiyel alıcılara evleri ziyaret etmelerine gerek kalmadan evi laptop/cep telefonu/VR cihazları ile deneyimleme fırsatı sunabiliyorlar. Bunu yaparken de danışmanlar marka kimliklerini geliştirmiş oluyorlar.
Havacılıktaysa Matterport’u kullanarak tüm uçaklarının dijital ikizlerini yaratan KLM Havayolları, ekip eğitimlerini online ortama taşıyarak hem tasarruf hem de karbon ayak izini azaltma imkanı bulabiliyor.

"KLM dollhouse"
Rekabetin giderek arttığı kısa dönem konaklama sektöründeyse, Sonder firması da rakiplerinden ayrışabilmek ve daha iyi deneyim sunabilmek için Matterport ile işbirliğine giderek sundukları evleri sanal turlarla zenginleştirirken, kullanıcı seçimlerini daha kararlı hale getirme imkanı buluyor.
Sigorta sektöründe birçok firma ise gerek proaktif bir şekilde gerekse herhangi bir hadise sonrası dökümantasyonlarında Matterport kullanılan görsellere yer vererek, personel mobilitesinden tasarruf ederken, tespitlerini daha doğru bir şekilde yapabiliyor.
Matterport son dönemde gerçekleştirdiği şirket satın almalarında kullanıcılarına yeni deneyimler sunma imkanı tanırken entegre çalışabilecek firmaları bünyesine katmaya özen gösteriyor. Yine bu sayede yakın zamanda satın aldığı gayrimenkul medya servisi VHT Studios ile sahaya inerek, çekim hizmeti vermeye başlayıp gelirlerini hızlıca artırdı. Yine 3 boyutlu ölçekleme üzerine yapay zeka geliştiren Enview firmasını satın alarak ise öngörü ve analiz yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyorlar.
2022 3. çeyrek sunum dosyalarında açıkladıkları verilere göre 657 bin kullanıcısından sadece 63 bini ödeme yapan müşteri grubunda olan firma bugüne kadar 177 ülkede 2,5 milyar m2 alanı görüntülediklerini ifade ediyorlar. Global gayrimenkullerin %0,1’den daha düşük dijital penetrasyonları olduğunu düşünürsek daha açabilecekleri birçok kapı bulunmakta.
Şirketin finansal tablolarını incelediğimizdeyse üç ana gelir kalemi olduğunu görüyoruz: abonelik, hizmet satışı ve ürün satışı. Matterport’un finansal verimliliğini yükseltebilmek için platform aboneliği üzerinden satışlarını artırmaya ağırlık verdiğini ve ürün satışlarının stabil seyrettiğini gözlemliyoruz. Şirket 535 milyon dolarlık dönen varlıkları ve toplam 55 milyon dolar yükümlülüğüyle yüksek bir borçluluk oranına sahip olmasa da çeyreklik 35-60 milyon dolar zarar yazıyor oluşu yatırımcılarında memnuniyetsizlik yaratıyor.
Son çeyrek raporunda açıkladığı 38 milyon dolar gelir ile senelik olarak yuvarladığımızda 150-160 milyon dolar arasında gelir üreten bir şirketin, yakın zamanda operasyonel kârlılığa geçmesi bana pek muhtemel gelmiyor. Muhtemelen yatırımcılar da, önümüzdeki yıllarda oluşacağını düşündüğü nakit ihtiyacı sebebiyle, Matterport gibi hızlı büyüme potansiyeli taşıyan bir şirketi, 606 milyon dolar defter değerine karşılık piyasada 790 milyon dolar ile değerliyorlar. SPAC aracılığıyla aldığı 640 milyon dolar yatırımın ardından 2,9 milyar dolar değerlemeyle halka açılan bir şirket için epey düşük bir değerleme olarak düşünülebilir fakat haksız sayılmazlar.
Yazımın başında da ifade ettiğim ve dillere pelesenk olan “Metaverse” kavramının vücut bulabilmesi için fiziki dünyasının ikizini dijital dünyaya taşımak isteyen firmalar da Matterport firması ile yakın zamanda ya tanıştılar ya da tanışacaklardır. Bu sayede Matterport, gelir modellerini önümüzdeki yıllarda elbette bu alanda da geliştirecektir. Buradan elde edeceği gelirler, toplam gelirlerine ne kadar marjinal fayda sağlar bilemiyorum fakat Matterport edineceği pozisyon ve geliştirmeye devam ettiği teknolojiler vesilesiyle Meta, Apple, Amazon, Autodesk gibi alanının öncüsü firmalar için direkt rakip olmazlarsa bile her zaman bir satın alma hedefi olabileceğini düşünüyorum.
Kıssadan Hisse
Yukarıda da bahsettiğim üzere şirketin kurucusu Matt Bell, Stanford Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun. Beşinci sayımız itibariyle; bugüne kadar olduğu gibi kurucuları, çözmek istedikleri problemler üzerine kurdukları firmaları ve kurucuların uzmanlınlarını tartışmanın merkezine alarak kafa yormaya devam ediyoruz. Şu ana dek kurucuların hemen hemen hepsi dünyanın en itibarlı üniversitelerinden mezun ve birçoğu da profesör seviyesinde insanlardı. Bu insanlar, bulundukları ekosisteme hizmet ederken şirketlerini de büyütüp başarmanın hazzını yaşadılar.
Geçen haftalarda gerçekleşen CHP’nin “İkinci yüzyıla çağrı” toplantısını izleme fırsatı buldum. Açıkçası benim ilgimi çeken kısım hepimizin tanıdığı dünyaca ünlü Prof. Dr. Daron Acemoğlu’ydu, onu izlemek istedim. Fakat (bu benim ayıbım) daha önce ismini bile duymadığım Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’i dinleme fırsatı da buldum. Gerçekten izlemediyseniz bir şekilde bulup kendisini izlemenizi tavsiye ederim. Yaptığı araştırmalar ve buna bağlı yorumların herkesin hem kendisi hem de ailesi için üzerine uzun uzun düşünmesi gereken konular olduğuna inanıyorum.

Prof. Dr. Ufuk Akçiğit
Özellikle yüksek eğitim seviyeli kaynaklarımızın ülkeden göçü ve bunun yarattığı gerek akademik gerekse ekonomik tahribat belki de önümüzdeki 10 senede ülkemizin yaşayacağı en büyük sorun. Çünkü ancak bu seviyede eğitime sahip insanlar ya da yetiştirdikleri öğrencileri bir mucit olarak ürününü geliştirdikten sonra ülkeye katma değerli ihracat ve kaynak sağlayabiliyor. Siyasi seçimlerden bağımsız olarak, umarım ülkemiz Akçiğit Hoca’yı daha çok değerlendirir ve uzmanlıklarından beslenme imkanı bulur. Aksi halde, her akşam haberlerde termodinamik yasalarını bile duymamış “mucitlerimizi” izlemeye devam edip, 2050’lerde de hâlâ ticaret açığı vb. konuları konuşmaya devam ediyor oluruz.
Dipnot: Yazarın yukarıda bahsi geçen firmada yatırımı bulunmamakta olup, önümüzdeki 6 ay içerisinde de olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gayrimenkulün ve Metaverse'ün geleceğini şekillendirmek üzere Stanford'dan yola çıkan bir girişim: karşınızda Matterport
17 Ara 2022

YAZARLAR

Sıtkı Kulak
Yazar @ Quando

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




