Millîlerden EURO 2024'e sihirli başlangıç

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Türkiye A Millî Futbol Takımı, EURO 2024’teki ilk maçında Gürcistan’ı 3-1 yendi. Türkiye’ye Avrupa Şampiyonası’nda 8 yıl sonra ilk galibiyetini getiren goller 25’te Mert Müldür, 65’te Arda Güler, 90+7’de Kerem Aktürkoğlu’ndan geldi. Tarihinde ilk kez büyük bir turnuvada boy gösteren Gürcistan’ın golünü ise 32. dakikada Georges Mikautadze kaydetti.
Baskılı başlangıç
Türk göçmen nüfusunun yoğun olduğu Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Dortmund’da oynanan maçta taraftarın da desteğiyle maça baskılı başlayan ay-yıldızlılarda 10. dakikada Kaan Ayhan’ın ceza sahası dışından sert şutu direkten döndü. Bu dönemde Türkiye, daha agresif ve gole yakın takımdı ama kendi sahasında kalabalık ve birbirine yakın hatlarla bekleyen Gürcistan da kazandığı toplarla etkili olabileceğini hissettirdi. Özellikle Napoli’de Maradona’ya göndermeyle “Kvaradona” olarak anılan Khvicha Kvaratskhelia ve transfer olduğu Ajax’ta başarılı olamasa da, Metz’le çok iyi bir sezon geçiren ve yetiştiği kulübe geri dönen Mikautadze olağan şüphelilerdi.
Muhteşem açılış golü
Türkiye, rakip sahaya kalabalık yerleşmenin ödülünü 25. dakikada aldı. Sol bek Ferdi Kadıoğlu’nun sürüklediği hücumda savunmadan seken topa sağ bek Mert Müldür muhteşem bir vuruş yaptı ve Türkiye’yi 1-0 öne geçirdi. Golden hemen sonra bu kez sağdan 18 yaşındaki Arda Güler’in taşıdığı topta Orkun Kökçü’nün dokunuşunda Juventus forması giyen 19 yaşındaki Kenan Yıldız golü attı. Ama gol ofsayt nedeniyle geçersiz sayıldı. Fırtınayı dindiren Gürcüler, 32’de Mikautadze’yle eşitlik sayısını buldu ve ilk yarının sonuna kadar sadece tabelayı değil oyunu da dengede tuttular.
Arda, Mert'i gördü ve artırdı
Vincenzo Montella’nın başlangıç planında Barış Alper Yılmaz santrfordaydı. Ancak Willy Sagnol’un kalabalık savunma ordusu, kanatlardaki Arda Güler ve Kenan Yıldız’ın sihirlerini konuşturabileceği yarım alanları kısıtlayınca plan değişti. Barış Alper Yılmaz, sağ kanada geçerek oyuna genişlik kazandırdı. Orkun Kökçü sahte 9, Arda Güler sihirbaz 10 rolündeydi artık. İkinci yarı, bu kurguda ilk yarıya benzer şekilde başladı. 65’te Arda Güler’in spektakülerlikte Mert Müldür’ün golünü dahi geride bırakan vuruşunu hazırlayan pozisyon, aynı zamanda “doğru, agresif baskı” ürünüydü.
Türkiye öne geçtikten sonra 67’de Ferdi Kadıoğlu’nun pasında Orkun Kökçü’nün ayağından önemli bir fırsatı harcadı ve herkes “déja vu” endişesine kapıldı. Nitekim Gürcistan, 70’te ilk golün asistini yapan Koçoraşvili’yle direğe takıldı. İlerleyen dakikalarda Türkiye çekildikçe Gürcistan etkili oldu. 90+3’te ve 90+5’te kaçırılan fırsatlar pekala gol olabilirdi ve bugün bu maçın hikayesi farklı yazılırdı. Ama futbol sonuç oyunu! 90+7’de bu sezon İspanya La Liga’nın en iyi kalecilerinden biri olarak öne çıkan Giorgi Mamardaşvili, eşitliği sağlama umuduyla duran topta hücuma katılmıştı ki son sözü onun yokluğunda bomboş kaleye Kerem Aktürkoğlu söyledi. Böylece Türkiye, tarihinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonası’na kazanarak başladı ve bu turnuvanın 2016 ve 2020’nin kötü hatıralarını silebileceğine dair umudu kuvvetlendirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen
Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




