🎛️ Müziği üretenler: Speedy Wunderground

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Hâlihazırda müzik endüstrisi tozu yutmuş olan; Franz Ferdinand, M.I.A., Bat For Lashes, Sia, Kylie Minogue ve benzeri ana sahneden isimlerle çalışmış prodüktör Dan Carey, "bir kaydın dünyayla buluşmasının aldığı geçmek bilmez zamandan bunaldı ve spontane bir şey yapmak istedi". Ve ortaya, Carey'in Güney Londra'daki kayıt stüdyosunda merkezlenen bir plak şirketi çıktı: Speedy Wunderground.
Speedy Wunderground; prodüktör Dan Carey, ses mühendisi Alexis Smith ve Carey'in Manchester'dan tanıştığı sanatçı & repertuvardan sorumlu yönetici Pierre Hall'ın alternatif bir plak şirketi projesi olarak 25 Şubat 2013 tarihinde kuruldu. Speedy Wunderground, müzik yapım ve yayıncılığına Steve Mason ve Emiliana Torrini'nin I Go Out teklisiyle adım atarken; majör plak şirketlerinin müzik üretimini uzatan, anı ve fikirlerin tazeleğini kaçıran biteviye prodüksiyonuna taban tabana zıt olacak 10 maddelik bir hareket planı hazırladı.

Soldan sağa Speedy Wunderground: Dan Carey, Pierre Hall, Alexis Smith. | Fotoğraf: Holy Whitaker
Speedy Wunderground'un iş etiğini tanımlayan, müzik yapımcılığına yaklaşımını detaylandıran ve 10 senenin ardından dahi çoğunlukla sadık kaldığı maddelerden bazıları şunları söylüyordu:
- Tüm kayıtlar bir günde, gece yarısından önce bitirelecek. Kayıtların miks çalışması da ertesi gün, yine 24 saat içinde sonlandıralacak.
- Kayıt ve miks günlerinde yemek arası olmayacak.
- Üretimlerin dağınık olmaması adına üst üste alınacak kayıtlar asgari seviyede tutulacak.
- Tamamlanışlarını takiben, kayıtlar 250 adet 7 inçlik plaklara basılacak ve mümkün olduğunca çabuk bir şekilde satış noktalarına ulaştırılacak.
- Speedy Wunderground hızlı çalışacak. Kayıt ve yayımlar arasında mümkün olduğunca kısa bir süre olacak. Speedy Wunderground kayıtları raflarda durup tozlanırken yayımını beklemeyecek.
Speedy Wunderground'un katı birtakım kurallar eşlikçiliğinde çıktığı bu idealist yolculuğunda esnemeler olmadı değil. Örneğin; kayıt ve miks günlerinde yemek araları verildi, 250 adetle sınırlanan 7 inçlik plak basımları 1000'e kadar genişledi, fiziki basımlar dijitale taşındı. En başta, uzun vadeye dayanan karşılıklı bağımlılık ilişkilerinden kaçınmak adına müzisyenler ve gruplarla yalnızca tekli anlaşmaları yapan şirket, kısaçalar ve hatta albümler de yayımlamaya başladı.
Ancak Speedy Wunderground onu eşsiz kılan hızından, müziğin oluştuğu ana övgü mahiyetindeki üretim ve dağıtım metodundan, müzisyenlerin yaratıcı fikir doğurğanlığını somut çıktılara devşiren disiplininden vazgeçmedi. Geçtiğimiz şubat ayında 10. yılını kutlayan plak şirketinin kataloğu, yeraltında gezinen ve onun aracılığıyla yeryüzüne çıkan onlarca isimle dolu.
Sadece anın ve doğaçlamanın müzikal imkânlarını değil; kâşifliğin dizginlenemez merakını da yücelten Speedy Wunderground'un kurdelesini kestiği bazı sanatçılar arasında bir gezintiye çıkıyoruz şimdi.

Black Country, New Road. | Fotoğraf: Alex Ingram
Black Country, New Road
Birleşik Krallık'ın alternatif ve avant-garde gitar sahnesinden çıkarak yaygın bir popülarite kazanan; geçtiğimiz senenin başat albümlerinden Ants From Up There'den sonra Isaac Woods'uz ilk şarkılarını Live at Bush Hall canlı albümünde bir araya getiren Black Country, New Road, müzik kariyerlerinde ilk adımları Speedy Wunderground'la atmıştı. Grubun ilk albümünün post-punk, noise ve deneysel rock sesli ilk teklileri Athen's France ve Sunglasses Speedy Wunderground etiketiyle çıkmış; bu yayımlar Black Country, New Road'u bağımsız müzik çevrelerinden anaakıma taştığı bir yolculuğa çıkarmıştı.

Loyle Carner. | Fotoğraf: Andrew Witton
Loyle Carner
Birleşik Krallık'ın Slowthai, Little Simz, Sleaford Mods ve Jadasea gibi isimlerin de bir parçası olduğu hip-hop sahnesinin çıkıştaki isimlerinden Loyle Carner, yayımladığı ilk uzunçalar Yesterday's Gone'dan (2017) çok önce; ilk kısaçaları A Little Late'dan hemen sonra Speedy Wundergrounds'un radarına girmişti. Plak şirketinin kataloğuna dahil ettiği ve prodüktörlüğünü yaptığı ilk müzisyenlerden olan Carner, Kae Tempest'le yarattığı Guts teklisini Dan Carey'in ellerine ve stüdyosuna teslim etmişti.

Squid. | Fotoğraf: Holy Whitaker
Squid
Çağdaş gitar müziğinin avant-garde uzamlarını progresif elektronik, krautrock ve Berlin School gibi janrlarla kuran beşli Squid, ilk albümleri Bright Green Field'a giden ve yeraltından emin adımlarla çıkan seyahatlerinin başında Speedy Wunderground'la karşılaştı. Önce The Dial teklileriyle plak şirketinin kataloğuna giren grup, ardından Speedy Wunderground'un ürettiği ilk kısaçalar olan Town Centre'ı kaydetti.

Shabaka Hutchings Melt Yourself Down'ın bir üyesiyken, yıl 2016. | Fotoğraf: Johanna Reubel
Melt Yourself Down
Melt Yourself Down, geçtiğimiz 10 yılda bir taraftan günümüz cazının yeni biçimlerinin zengin üretimlerine, diğer taraftan da post-punk janrının deneysel gitar mirasına ev sahipliği yapan Londra'dan serpildi. Cazla rock'ın, afrobeat'le dance-punk'ın birlikteliğinde özgün üretimler gerçekleştiren, bir zamanlar kadrosunda "King" Shabaka Hutchings'in de yer aldığı grup; Last Evenings on Earth (2016) albümünden sonra Speedy Wunderground'un yolunu tuttu ve Another Weapon adında bir tekli kaydetti.

Kae Tempest. | Fotoğraf: Julian Broad
Kae Tempest
UK hip-hop'unun öne çıkanlarından; Let Them Eat Chaos uzunçalarıyla kendini günümüz rap müziğinin sıra dışı isimlerinden biri olarak ispatlayan Kae Tempest, geçen senenin The Line Is a Curve albümüyle büyüttüğü müzik kataloğunu âdeta taçlandırmıştı. Öte taraftan, Tempest'in şimdi 5 albüm ve onlarca tekliden oluşan müzik kütüphanesi henüz ortada yokken, Speedy Wunderground onun yanındaydı. 2013'ün aralık ayında yayımlanan tekli Hot Night Cold Spaceship Kae Tempest'in ilk işi olurken, Speedy Wunderground dünyaya yeni bir yıldız tanıtıyordu.

Black Midi. | Fotoğraf: Bella Howard
Black Midi
Hilkat garibesi gitar gürültüleri, tekinsiz görsel kimlikleri ve genç yaşlarında gösterdikleri müzisyen virtüözlükleriyle günümüzün şimdiden çığır açıcı deneysel rock gruplarından biri Black Midi. 3 yıla sıkışan 3 stüdyo albümüyle hızlıca büyüyen müzik diskografileri oluşmaya henüz başlamamışken Speedy Wunderground'un şip-şak yapım metoduyla tanışan grup, (o çok meşhur KEXP konserinden önce) Dan Carey stüdyosunun konuklarından olmuş ve bmbmbm / Savage Gary's dbdbdb teklilerini kaydetmişti.
Eğer yazımızı beğendiysen ve Speedy Wunderground'un üretimlerini yakından tanımak istersen, plak şirketinin bu zamana kadarki tüm yayımlarını bir araya getiren aşağıdaki çalma listesine bir göz atabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.





