Nato’nun kuzeydeki hakimiyeti artıyor

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği ne sonuçlar doğuruyor?
Nato’nun kuzeydeki hakimiyeti artıyor

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tarafsız kalmayı seçen Finlandiya ve İsveç, 24 Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan savaştan iki ay sonra NATO’ya üyelik başvurusunda bulundu. NATO müttefikleri 29-30 Haziran 2022 tarihinde Madrid’de düzenlenen Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi’nde her iki ülkenin NATO’ya üye olması yönünde davette bulunarak katılım sürecini başlattı.

Türkiye’de Finlandiya ve İsveç’in üyelik süreçlerine ilişkin tartışmalar daha çok Madrid Zirvesi marjında imzalanan Üçlü Mutabakat muhtırası ve Türkiye’nin iki İskandinav ülkesinden terörle mücadele konusundaki meşru beklentileri etrafında cereyan etti. Finlandiya 4 Nisan 2023 tarihinde NATO’nun kuruluşundan tam 74 yıl sonra ittifaka üye oldu. İsveç’in katılım protokolünün onay süreci ise Türkiye ve Macaristan tarafından henüz tekemmül ettirilmedi.

Peki bu ülkelerin NATO üyelikleri neden önemli? Finlandiya ve İsveç’in ittifaka üyeliğinin NATO’ya nasıl bir getirisi olacak? Rusya mevcut gelişmeler çerçevesinde nasıl bir tepki verebilir?

Tarafsızlığa son 

Bundan iki yıl önce beyin ölümü gerçekleştiği iddia edilen NATO Ukrayna savaşıyla birlikte güçlendi ve genişledi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de ifade ettiği üzere, Putin daha az NATO istiyordu, ama bunun sonucunda daha fazla NATO’yla karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla genişlemenin her şeyden önce sembolik bir anlamı var.

Buna ilaveten, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa batı ile doğu bloku arasında siyasi ve askeri olarak bölünürken, 1948 yılında Finlandiya Sovyetler Birliği’yle Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Destek Anlaşması imzaladı. Söz konusu anlaşma çerçevesinde, Helsinki Moskova’yı karşısına almamak için tarafsız kalmayı kabul etti. Zira, 1939-1940 yıllarında Finlandiya’nın yenilgisiyle sonuçlanan Kış Savaşı’nın travmaları tazeydi. İsveç’in İkinci Dünya Savaşı sonrasında tarafsız kalmasının sebebi ise, NATO’ya katılması halinde Sovyetler Birliği’nin buna karşılık olarak Finlandiya’yı işgal etme ihtimaliydi. 

Her iki ülke SSCB dağıldıktan sonra NATO’nun Barış için Ortaklık ve bilahare Güçlendirilmiş Fırsat Ortaklığı üyesi olsa da tarafsız kalmayı sürdürdü. Aslında her iki ülke de Avrupa’da bir savaşın patlak vermesi halinde tarafsızlık politikalarının son bulacağını biliyordu. Nitekim öyle de oldu. Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım yönünde gösterdikleri iradeyle tarafsızlık politikaları sona erdi. Rusya açısından bakıldığında bu durum Ukrayna savaşının en köklü ve kalıcı hasarı oldu.

Genişlemenin sonuçları

Jeo-stratejik açıdan bakıldığında, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelikleri ittifakın Baltık Denizi ve Kuzey Denizi’ndeki mevcudiyetini güçlendirecek, Rus ordusunun Kuzey Denizi’ne çıkışını zorlaştıracak. Ayrıca, iki ülkenin üyeliği sayesinde ittifak Rusya’nın kuzey filosunun bulunduğu ve nükleer başlıkların da yer aldığı Kola yarımadasına daha da yaklaşmış olacak. Belki de en önemlisi, bahse konu iki İskandinav ülkesinin üyeliğiyle birlikte ittifak ABD, Rusya ve Çin arasında halihazırda yeni bir rekabet alanına dönüşen Arktik bölgesinde güçlenmiş olacak.

Ülkelerin askeri imkân ve kabiliyetlerine kabaca bakıldığında NATO’ya sağlayacakları artı değer daha net görülüyor. 5 buçuk milyon nüfusa sahip Finlandiya’da askerlik zorunlu olup, ordunun 23 bin etkin personeli (savaş zamanında bu sayı 280 bine kadar çıkabilecek durumda) ve 870 bin rezerv personeli var. Avrupa’nın en büyük topçu kuvvetlerine sahip olan Finlandiya’nın halihazırda 700 obüsü, 700 büyük kalibreli havan topu ve 100 füze sistemi bulunuyor.

Bu bağlamda, Finlandiya'nın topçu kapasitesi Polonya, Almanya, Norveç ve İsveç'in toplamını aşıyor. 200’ü Alman Leopard tankları olan toplam 650 tanka sahip Finlandiya, NASAMS-2 de dahil olmak üzere toplam 650 hava savunma sistemini de envanterinde bulunduruyor. Ayrıca, Finlandiya 2030’a kadar teslimatı tamamlanacak olan 64 adet F-35’e sahip olacak.

Savunma sanayi alanında önemli bir aktör olan 10,5 milyon nüfusa sahip İsveç’te ise, etkin personel sayısı 14 bin 600, rezerv personeli 10 bin civarında. Öte yandan, İsveç envanterinde bulunan 100 kadar Leopard tanka ilaveten kendi zırhlı muharebe aracını (CV90) üretiyor. Buna ilaveten, İsveç’in yine kendi ürettiği 100’ün üzerinde SAAB JAS 39 Gripen savaş uçağı bulunuyor. SAAB tarafından üretilen Gotland sınıfı denizaltılar da dünyadaki en dayanıklı denizaltılar arasında yer alıyor. Son olarak, 21. yüzyılın temel sınamalarından biri olan siber saldırılara karşı önlem almak ve karşılık vermek açısından İsveç’in siber savunma kabiliyeti ön plana çıkıyor.

Rusya'nın tepkisi

Rusya’nın NATO’nun genişlemesine kayıtsız kalması tabiatıyla düşünülemez. Mayıs 2022’de Finlandiya ve İsveç ittifaka katılmak istediklerini duyurduklarında Rusya’dan sert bir tepki gelmemiş, aksine iki ülkenin Ukrayna’dan farklı olduğu, zira söz konusu İskandinav ülkeleriyle Rusya’nın bir toprak sorunun bulunmadığı belirtilmişti. Finlandiya’nın NATO üyeliği kesinleştiğinde ise, Rus yetkililer söylem değişikliğine giderek bu durumun gerginliği tırmandıracağını, stratejik ve taktiksel açıdan kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınacağını ifade etti.

Rus yetkililer İsveç’e de gözdağı vermeyi ihmal etmedi. Rusya’nın Stockholm Büyükelçisi Viktor Tatarintsev verdiği bir beyanatta, İsveç’in NATO’ya üye olması halinde "meşru bir hedef" haline geleceğini söyleyerek yerel makamların tepkisini çekti. Finlandiya’nın NATO üyeliğine mani olamamış bir Rusya’nın, geçmişten gelen korkuları ortaya çıkartarak İsveç’e engel olmaya çalıştığı açık. Bu noktada unutulmaması gereken bir husus, Finlandiya’da toplumun büyük bir kesimi NATO üyeliğini desteklerken, İsveç’te aynı desteğin olmadığıdır. Bu nedenle Rusya çeşitli açıklamalar ve hamlelerle suları bulandırmaya devam edecektir.  

Rusya’dan gelen en endişe verici açıklama ise, taktik nükleer silahların bir kısmının Belarus’a konuşlandırılacağı yönünde. Bunun gerçekleşmesi halinde Avrupa’daki güvenlik riski artacaktır. Bunun yanında, NATO’nun Finlandiya’da nasıl konuşlandığını yakından takip edecek olan Rusya’nın Baltık Denizi’ne açılımını sağlayan ve Baltık filosuna ev sahipliği yapan Kaliningrad oblastına da ilave silah konuşlandırması mümkündür.

NATO’nun genişlemesi ittifak için bir zafer, Rusya için bir yenilgi olarak görülse de tansiyonun daha da yükselmesinin yaratacağı etkileri zaman gösterecektir. Ancak bu sürecin, krizin başından itibaren NATO’ya karşı savaştığını öne süren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iç kamuoyu nezdinde elini güçlendirdiği kesindir.

Eski Los Angeles Başkonsolosu

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

"Hedef 2023", gerçekler ne?

Ukrayna'da kısa ve orta vadede ne beklemeliyiz? İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği ne sonuçlar doğuruyor?

12 Nis 2023

"Hedef 2023", gerçekler ne?

YAZARLAR

Gülru Gezer

Eski Los Angeles Başkonsolosu

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR