Ne oldu şimdi?

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Her ne kadar fazlasıyla kalıplaşmış bir yargı olsa da ABD sineması gerçekten de bir konuyu olabildiğince farklı yollardan ele almayı seviyor. Özellikle de ekonominin gerçek hayattaki etkisini beyaz perdeye taşımayı seviyor bu sinemanın insanları. Misal, zengin oyuncu kadrosuyla The Big Short ve muazzam olay örgüsüyle The Wolf of Wall Street. Her iki filmde de bir heyecan, bitmek bilmeyen son gün işleri, tonlarca sorun…
Beyaz perdeye birkaç yıl içinde bir şekilde yansıması mümkün olan bir başka ekonomik boyut ise kuşkusuz NBA’in trade deadline çılgınlığı. Nedir trade deadline? NBA’deki takımların takas yapmaları için son şanstır trade deadline. Twitter bildirimlerinin açıldığı gündür. Kağıt-kalemle başlanan günde bilgisayar klavyesinin iflas ettiği o muazzam yoğunluktaki eğlenceli, düşündürücü ve bazı taraftarlar için heyecan verici bir gündür. Kısacası, ekonominin basketbolla birleştiği ve takımların geleceklerini şekillendirdikleri gündür. Şimdi gelin 2021 trade deadline’ından akılda kalanları inceleyelim.
- Magic yenileniyor: Son yıllarda kadrosunu modern tarzda oyuncularla, yani şutörlerle, atletik forvetlerle doldurmakta zorlanan Orlando Magic, tabiri caizse elinde ne var ne yok her şeyi takasladı. Aaron Gordon’ı Garry Harris, RJ Hampton ve birinci tur draft hakkı karşılığında Denver’a gönderen Doğu Konferansı ekibi; süper yıldızı Nikola Vučević’i Wendell Carter, Otto Porter, 2021 ve 2023 draft'larından ikinci tur seçim hakkı karşılığında Chicago Bulls’a takasladı. Ayrıca oyun kurucu Evan Fournier, iki ikinci tur draft hakkı karşılığında Boston’ın yolunu tuttu.

- Magic, bu takaslar sonucunda potansiyeli yüksek genç oyuncuları kadrosuna katarken gelecek draftlar için önemli haklar da elde etmiş oldu. Turnusolün öte yanında ise Denver, Nikola Jokić’in yanını muazzam bir atlet ve enerji küpüyle doldururken Bulls; White, Markkanen, Lavine ve Williams dörtlüsünü etkili bir süper yıldızla kombinlemiş oldu. Nikola Vučević’in yanı sıra kadrosuna Al-Farouq Aminu, Troy Brown Jr., ve Daniel Theis’ı da ekleyen Bulls, ciddi anlamda tehlikeli bir play-off takımı hâlini almış oldu.
- Heat toparlanıyor: Geçtiğimiz sezon NBA Finali tecrübesi yaşayan Miami Heat, bu sezon fazlasıyla kötü bir performans sergiliyor. Hücumda yaratıcılık ve delicilik sorunu yaşayan Florida ekibi, takas gününün belki de en iyi hamlelerini yaptı. Şut atabilmesiyle sahayı genişletebilen Nemanja Bjelica için Maurice Harkless ve Chris Silva ikilisinden vazgeçen Heat, all-star Victor Oladipo için yalnızca Avery Bradley, Kelly Olynyk ve draft seçim değişiminden vazgeçti. Böylece Heat; Nunn, Dragic, Butler, Adebayo, Herro, Robinson, Iguodola, Ariza yapısını Oladipo gibi iki yönlü bir oyuncu ve Bjelica gibi modern bir forvetle güçlendirerek toparlanma yolunda önemli bir adım atmış oldu.

- Yok artık Nets!: Brooklyn, trade deadline’da takas yapmadı ancak San Antonio Spurs’ün serbest bıraktığı LaMarcus Aldridge ile anlaşarak “yok artık” dedirtti. Öyle ki Doğu ekibi, sezona Kevin Durant ve Kyrie Irving ikilisiyle başladıktan sonra James Harden ve Blake Griffin’i takasla kadrosuna katarak muazzam bir kadro mühendisliğine imza atmıştı. Bunun üzerine Aldridge gibi bir veteran yıldızı eklemek takımı ciddi anlamda rahatlatabilir. Zira Aldridge’in varlığı Nets’in hem Irving, Harris, Harden, Durant ve Aldridge gibi şutör hem de Irving, Harden, Durant, Aldridge ve Griffin/Jordan gibi fiziksel, atletik bir beşle sahada olmasını sağlayacak. Kısacası, yok artık Brooklyn Nets…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Thierry Henry, Red Bull Racing, Golden State Warriors, Javier Zanetti ve Aaron Gordon. Cuma spor gündeminiz hazır.
02 Nis 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Her şeyi kazanan, bütün rekorları kıran ve rakiplerini geride bırakan biri neden hâlâ bırakamaz? "Novak Djokovic: Kış Kurdu" belgeseli, bu soruyla yola çıkıyor ama Djokovic’in karakterini tüm karmaşıklığıyla ele almak yerine çoğu kez onun kendi anlatısına teslim oluyor. Ortaya, zaferi mutlulukla karıştıran ve bütün dünya yenildiği hâlde rahatlayamayan huzursuz, çelişkili ve zaman zaman insanı öfkelendiren bir adam hakkında fazlasıyla huzurlu bir hikaye çıkıyor.

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.



