Netflix, şifre paylaşımını ABD ve Birleşik Krallık'ta yasakladı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Netflix, hâlihazırda birkaç ülkede başlatmış olduğu şifre paylaşımını engellemeye yönelik uygulamasını, ABD ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere toplam 103 ülke ve bölgeye genişletti. Buna göre, yayın devinin, müşterilerine gönderdiği e-postada, kullanıcı hesaplarının bundan sonra hane halkı dışındaki bireylerle "ücretsiz bir şekilde" paylaşılamayacağına ilişkin uyarıda bulunduğu bildirildi.
Öte yandan: Netflix kullanıcıları, Birleşik Krallık'ta 4.99 avro, ABD'de ise 7.99 dolar karşılığında hesaplarını hane halkı dışındaki kişilerle paylaşmaya devam edebilecek. Bununla birlikte, ortak hesap kullanan kullanıcıların profillerini aktarması ve böylelikle kullanıcı izleme geçmişi ve önerilerinin korunması da mümkün olacak.
- Yeni politikalar kapsamında, aynı hanedeki kişiler bir Netflix hesabını paylaşmaya devam edebilecek ve aynı hesabı seyahat ederken çeşitli cihazlarda kullanabilecek.
Perde arkası: Geçen yıl hesap paylaşımını sınırlandıracağını ve bazı pazarlarda çeşitli yaklaşımları test ettiğini bildiren Netflix'in bu yaklaşımının ardında, pazarda doygunluk belirtileriyle karşı karşıya kalmasının, abone sayısındaki artışın yavaşlamasının ve Disney, Amazon gibi şirketlerin de sahneye dahil olmasıyla yayın pazarındaki rekabetin artmasının bir sonucu olarak kazanç elde etmenin yeni yollarını aramak yatıyor.
- Bu kapsamda Netflix, parola paylaşımını sınırlamaya ek olarak diğer abonelik paketlerine kıyasla daha ucuz olan reklam destekli bir abonelik paketi sunuyor.
Geniş açı: Netflix, parola paylaşımını engelleyerek abone sayısını artırmayı amaçlıyor. Şirket, daha önce yatırımcılarına yaptığı bir uyarıda şifre paylaşımının engellenmesi daha fazla ülkeye genişledikçe kullanıcı sayısında bir azalma olabileceğini; ancak bu yöntemin uzun vadede şirkete daha büyük bir gelir tabanı sağlayacağını söylemişti.
- Bir süre önce Netflix, şifre paylaşımının Şubat ayında engellenmeye başladığı Kanada'da ücretli üyelik tabanının öncesine kıyasla daha büyük olduğunu ve gelir artışının hız kazandığını bildirmişti.
- Ancak, bu yöntemin çoktan denenmeye başlandığı ülkelerden bazılarında da bu durumun tam tersi bir etki yarattığı görülüyor. Buna göre, Kantar, İspanya'da ek bir hesap için 5,99 avro ücret talep etmeye başlamasıyla Netflix'in yılın ilk üç ayında bir milyondan fazla abone kaybettiğini bildiriyor.
Ayrıca: Şirket tahminlerine göre, 100 milyondan fazla hanenin oturum açma kimlik bilgilerini evlerinin dışındaki arkadaşlarına ve ailelerine verdiği tahmin ediliyor. Bununla birlikte, Mart sonu itibariyle Netflix'in ödeme yapan müşteri sayısının da dünya çapında 232,5 milyon olduğu aktarılıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İrem Denli
Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.




