

Dell Technologies’le duraklat, oynat, ileri sar
Duraklat: Kapsayıcı bir dünyaya açılan pencere Pandemi nedeniyle eskisine nazaran evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan pek çok insan, belki de hayatlarında ilk kez dış dünyayla bağlantı kurmak için oyun oynamaya başladı. Oyunlar,…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Önceki yazımızda NFT’lerin kendine has özelliklerine giriş yapmıştık. Bu yazıdaysa NFT’leri fikrî mülkiyet hukuku kapsamında değerlendirerek uygulamadaki güncel sorunlar üzerine yoğunlaşıyoruz.
NFT’lerin en çok temas ettiği alanlardan biri de fikrî mülkiyet hukuku. Ancak eser sahibinin tespiti konusuna geçmeden, NFT’lerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamındaki şartları sağladığı sürece eser korumasından yararlanacağını da belirtmekte fayda var.
Eser Sahibinin Tespiti
Blok zincir teknolojisi bugün bize NFT formunda üretilen bir sanat eserinin ilk defa kim tarafından blok zincire dâhil edildiği ve sonrasında kimler tarafından satın alındığı bilgisini sunuyor. Tıpkı taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve aynî hakların kaydını içeren tapu sicili gibi. Yani, bugün bir NFT eser fikrî mülkiyet haklarını ihlal edecek şekilde kopyaladığı ve dağıtıldığında, tecavüz kolaylıkla tespit edilebilir ve eser sahibi, eser sahibi olduğunu rahatlıkla kanıtlayabilir. Kabul etmemiz gerekir ki, bu fikrî mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümüne müthiş bir katkı sağlayacaktır.
Nifty Gateway üzerinden
Pak’ın “Birleşme” (The Merge) isimli eseri, NFT pazar yeri Nifty Gateway’de 91.8 milyon dolar karşılığında satılmıştı.
Öte yandan, blok zincir teknolojisi elbette tüm fikrî mülkiyet sorunlarına çare değil. Hatta bazen işlerin daha da karışmasına sebebiyet verebilir. Çünkü blok zincir teknolojisi bize eserin gerçek sahibini değil ilk kim tarafından blok zincire dahil edildiğini göstermekte.
Örneğin Vincent isimli bir arkadaşımızın harika bir yıldızlı gece resmi yaptığını düşünelim. Diyelim, Vincent’in bu tablosunu gören Mark, Vincent’ten izin almadan tabloyu NFT hâline getiriyor ve satışa sunuyor. Defalarca satılan NFT, Mark’a inanılmaz bir gelir getiriyor. Eserin gerçek yaratıcısı Vincent’tir. Ama aralarında bir uyuşmazlık çıktığında Mark eser sahibi olduğunu Vincent’e göre çok daha kolay kanıtlayabilecektir. Çünkü NFT eseri blok zincire ilk aktaran kişinin Mark olduğu kayıt altındadır; Vincent’in ise bu eserin gerçek yaratıcısı olduğuna dair hiçbir delili olmayabilir.
Bu nedenle, bu alanda yapılacak hukuki düzenlemelerle, gerçek eser sahiplerinin fikrî mülkiyet hakları mutlaka koruma altına alınmalı ve başkasının fiziki eserini NFT hâline dönüştüren kişilerin, gerçek eser sahibinin iznini alıp almadıkları ya da eser sahiplerine telif ücreti ödeyip ödemedikleri sıkı bir denetime tabi tutulmalı.
NFT Alıcısı Eserin Telif Hakkının da Sahibi Olur mu?
NFT eserin satışı, alıcıya NFT’nin üzerinde bir mülkiyet hakkı verir; ancak NFT’nin temsil ettiği eserin telif haklarını sağlamaz.
Business Insider üzerinden
Beeple takma adlı dijital sanatçının “Human One” adını verdiği hareketli video heykel formatındaki NFT, Christie’s müzayede evinde 69 milyon dolara alıcı bulmuştu.
Dolayısıyla NFT satışından sonra lisans sözleşmesiyle devredilmediği sürece telif hakları eser sahibinde kalır. Ancak devri düzenleyen akıllı sözleşme ile telif hakları ve mali haklar da devre konu edilebilir.
Uyuşmazlıkların Çözümü
Fikrî mülkiyet hukuku kapsamında, başkasının eserinin izinsiz NFT hâline dönüştürülerek dijital ortama sunulması; kopyalanması, izinsiz yayınlanması, dağıtılması ve basılması veya satışa sunulması gerçek eser sahibinin fikrî mülkiyet haklarına tecavüz teşkil etmekte. NFT eserlere dair çıkabilecek hukuki uyuşmazlıklarda tecavüzün men’i, ref’i, tespiti ve maddi ve manevi tazminat davası açılması da mümkün.
Ancak bu davalarda verilen hükümlerin icrasının nasıl yapılacağıyle ilgili henüz bir düzenleme bulunmamakta. Blok zincir merkeziyetsiz bir yapı olduğu ve herhangi bir devlet denetimine tabi olmadığı için, bu tür uyuşmazlıklarda hangi ülke hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemelerin neresi olacağı ve dijital ortamda cebri icra prosedürünün nasıl işletileceği konuları da ancak yapılacak yasal düzenlemelerle belirlenebilir.
Hayat gün be gün dijitalleşirken, sanat ve sanat alıcısı da yavaş yavaş dijital platformlara yönelmekte. Hukuk sisteminin tüm bu dijitalleşme karşısında yetersiz kalmaması için gerek NFT eserlerin gerekse diğer kripto varlıkların konu edildiği hukuki işlemlere dair evrensel konjonktüre ve blok zincir teknolojisinin muhteviyatına uyumlu yasal düzenlemeler yapılması gerekliliği de ortada.
Çünkü biliyoruz ki, teknoloji öngörülemez ve takip edilemez bir hızla gelişmeye devam edecek. Yalnızca NFT’ler için değil, hayatımızı etkileyecek her türlü teknolojik yenilik için “Hukuk teknolojiye ne derece ayak uydurabilecek ve teknolojiyle birlikte nasıl evrilecek?” sorusunun cevabını şimdiden düşünmeye başlamamız gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Süper bilgisayarlar gerçekten süper mi, bir NFT’nin sahibi eserin telif hakkının da sahibi mi?
27 Oca 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Silikon Vadisi’ni bir dönem sallayan Theranos skandalı, yakın zamanda yeniden teknoloji, medya ve iş dünyasının merkezine yerleşti. Girişimin kurucusu Elizabeth Holmes, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından bu kez dünyayı sallayan bir belgeselin ana konusu oldu. Üstelik kendi talebiyle…

Bugüne kadar en azından bir kez bir işi ChatGPT ile yapıp bir daha asla yapay zeka olmadan yapamaz hâle geldiyseniz yalnız değilsiniz. “Beceri atrofisi” olarak adlandırılan bu durum, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırırken bizi nasıl ona bağımlı hâle getirdiğini de açıklıyor. Uzmanlara göre asıl risk, yapay zekanın işimizi elimizden alma potansiyelinde değil, kendi becerilerimize ihtiyaç duymayacak kadar yapay zekaya bağımlı hâle gelmemizde yatıyor.

Yapay zeka modellerinin sayısının artması ve kullanım maliyetlerinin farklılaşması, şirketleri ihtiyaçlarına en uygun modeli bulabilecekleri platformlara yönlendiriyor. Farklı modelleri tek bir çatı altında buluşturan yapay zeka pazaryerleri, geliştiricilere esneklik ve maliyet avantajı sunarken sektörde rekabetin dinamiklerini de değiştiriyor.

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.





