🫂 Nick Cave ve Warren Ellis’ten canlı albüm: Australian Carnage

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Hem dostluklarıyla hem de yaratıcı işbirlikleriyle müzik sahnesinin en ikonik partnerlerinden biri olan Nick Cave ve Warren Ellis ikilisi, 2021 yılında yayımladıkları Carnage isimli albümlerinin canlı kayıt versiyonunu bu cuma günü paylaşacaklarını duyurdu.
Pandemi döneminde sosyal izolasyon kurallarını kendileri için ortadan kaldırarak stüdyoda bir araya gelen Nick Cave ve Warren Ellis, saatler süren kayıt seanslarının ardından sekiz şarkıdan oluşan Carnage albümünü 2021 Şubat’ında yayımladı. İkili, albüm için çıktıkları turneye geçtiğimiz yıl Avustralya’yı da ekleyerek 16-19 Aralık tarihlerinde üç gece üst üstte Sydney Opera House’da konser verdi. Cave ve Ellis, bu konserlerin canlı kayıtlarını Australian Carnage - Live at the Sydney Opera House ismiyle bu cuma günü albüm formatında dijital olarak paylaşacak. Albümün plak versiyonu da 1 Aralık’ta raflarda yerini alacak. İkili, bu müjdeli haberin yanında albümde yer alan 18 şarkıdan biri olan Balcony Man'i de gün yüzüne çıkardı.
Geçtiğimiz günlerde sonbaharda çıkacağı solo ABD turnesini duyuran Nick Cave, canlı albümle ilgili düşüncülerini şu sözlerle paylaştı: "Uzun bir aradan sonra Warren ile Avustralya’da turneye çıkmak benim son yılların en önemli olaylarından biriydi. Tiyatrolarda ve sanat merkezlerinde çalmanın samimiyetinden Hanging Rock'taki engin ve canlandırıcı gecelere ve eşsiz Sydney Opera House’daki son üç gecemize kadar her gösteri dokunaklı ve unutulmazdı. Sydney Opera House’da yapılan bu kayıtları paylaşmaktan heyecan duyuyoruz ve o konserlerde hissettiğimiz kolektif coşkuyu biraz olsun dinleyecilere hissettireceğimizi umuyoruz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




