Petri kabından sofralara: Etin geleceği

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Yerken düşünmesek de etin bir hayvandan gelmesi son derece normal bir durum; ancak geleneksel et üretimi hem verimlilik hem de karbon emisyonu bakımından önemli sorunlar teşkil ediyor. Çoğu şirket ve girişim hâlihazırdaki üretim sistemine alternatif teknolojiler geliştiriyor. Bu bağlamda yediğimiz et gelecekte mezbahalardan değil, laboratuvarlardan soframıza gelebilir.
Farklı üretim şekilleri, aynı hedef
Et, hücreler arası sıvı, bağ doku, yağ ve kas lifi gibi birçok farklı bileşenden oluşuyor. Dolayısıyla hayvansal tek tip bir hücreyi petri kabında çoğaltmak doğal etin tat ve dokusunu yakalamada yeterli olmuyor. Bu nedenle laboratuvarda et geliştirmek için büyütme faktörleri ve hormonların yanında fibroblastlar gibi dokuları bir arada tutan biyolojik yapılar da kullanılıyor.
Laboratuvarda et yetiştirme süreci ana hatlarıyla şu şekilde gerçekleşiyor: Hayvan bazlı hücre çizgileri satın alınıyor ve geliştiriliyor. Bu hücre dizileri besiyerlerinde büyütülüyor ve ardından biyoreaktörlere konuluyor. Biyoreaktörlerde istenen yoğunluk elde edilene kadar hücreler gelişmeye bırakılıyor. Yoğunluk istenen kıvama geldiğinde et, besiyerlerinden ayrıştırılmak üzere santrifüj sürecine tabi tutuluyor ve ardından son ürüne göre şekillendirilip tatlandırılıyor.
Et yetiştirme henüz pahalı, operasyonel olarak yavaş ve zorlu bir süreç. Ancak üretimin zamanla ucuzlaması ve bunun paralelinde tüketiciye ulaştırılabilecek düzeyde ölçeklendirilebilmesi bekleniyor. Kimi şirketler üç boyutlu yazıcılar kullanarak hayvansal hücreleri yediğimiz et hâline getiriyor, kimileri bir kalıp kullanarak ete istenen şekli veriyor, kimileri de bir yapı iskelesinde bu hücreleri yetiştiriyor.
Bir gün marketten yetiştirilmiş et alınabilir mi?
Kişisel, etik ve dinî tercihleri bir kenara bırakırsak gelecekte bir gün herkes yetiştirilmiş etlere erişebilecek. Şu anda sadece 1.000 kişinin biraz üzerinde bir kitle bu etleri tatmış olsa da üretim fiyatları azalıp üretimin ölçeklendirilmesi kolaylaştıkça daha fazla insan bu etlere ulaşabilecek.
Danışmanlık firması McKinsey’e göre, yetiştirilmiş et pazarı 2030’da 25 milyar dolarlık bir hacme ulaşacak. Şu anda laboratuvarda yetiştirilmiş bir porsiyon bifteğin fiyatı yaklaşık 50 dolara denk geliyor. Barclay ise en fazla on yıl içinde geleneksel yöntemlerle üretilen etlerle laboratuvar ortamında yetiştirilen etlerin fiyatının eşitlenmesini bekliyor.
Bu arada bir sürü girişim ve şirket de laboratuvar ortamında yetiştirilmiş eti tüketicilerle ulaştırmak için yarışıyor.
- Future Meat Technologies: İsrail merkezli şirket, ABD’de büyük ölçekte üretim yapmaya hazırlanıyor. Piyasa ortalaması litre başına yaklaşık 160 dolar olan hücre kültürünü şirket 2 dolara mal ediyor. Şirketin kurucusu Yaakov Namias, onayların alınması ve üretime başlanması dâhilinde önümüzdeki sene ABD’deki tüketicilerin yetiştirilmiş etin tadına bakabileceğini ifade ediyor.
- UPSIDE Foods: ABD merkezli şirket, kasım ayında Kaliforniya’da üretim kapasitesi zamanla yaklaşık yıllık 180 tona çıkacak bir tesis kurdu. Tesisin ilk etapta yıllık 22,5 ton üretim gerçekleştirmesi bekleniyor.
- MeaTech: Üç boyutlu yazıcılar kullanarak et yetiştiren İsrail merkezli şirket, üretimini hızlandırmak için kasım ayında Sound Ventures ile iş birliği yapacağını açıklamıştı. Hâlihazırda bir parça bifteği 10 günde yetiştiren MeaTech’in kurucu ortağı Omri Schanin, çok başlıklı bir üç boyutlu yazıcı üzerine çalıştıklarını ve gelecekte çok daha hızlı ve büyük hacimlerde üretim yapabileceklerini belirtiyor.
Sürdürülebilir et üretimi
Birleşmiş Milletler, dünya nüfusunun 2050’ye kadar 10 milyara çıkacağını ve nüfusu beslemek için gıda üretiminin iki katına çıkması gerektiğini söylüyor. 2020 yılında insanların 324 milyon ton et tükettiği ve endüstriyel et üretiminin iklim krizinde ne kadar büyük bir rol oynadığı düşünülürse şu anki durum ve gidişat karamsar gözüküyor; ancak yetiştirilmiş et konsepti, et üretimini daha yeşil bir hâle getirebilir ve hayvanlara yapılan zulmün önüne geçebilir gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bileğinizdeki akıllı saat kronik hastalığınızın teşhisini koyabilir mi? Laboratuvarda yetiştirilen et şefin spesiyali olabilir mi?
13 Oca 2022

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.




