"Primeur" Şarap

Mekân farklı, zaman aynı, renkler tıpkı.
"Primeur" Şarap

Beaujolis Nouveau geleneğini Türkiye’de Kavaklıdere pek renkli bir şekilde yaşatıyor. Her sene kasım ayının üçüncü perşembesi "Primeur" şarabı ile kutlama başlıyor. Anlayacağın mekân farklı, zaman aynı, renkler tıpkı. 

Bu geleneğin hikâyesini Cevza Başman ile konuştuk. Karşılıklı oturduk, ben sordum, o anlattı. Sohbet belli ki tatlı olacak; malum, hafta meyveli.

Ne zaman, nerede, nasıl geldi Primeur kadehlerimize? 

Hikâye dedem Mehmet Başman ile başlıyor. Sene 1988, ilk Primeur kasımın üçüncü perşembesinde çıkıyor. O seneden beri de bu geleneği burada devam ettiriyoruz.

◀ Bir adım geri: Kavaklıdere’de 1929’dan beri bir üretim var. 

▶ Bir adım ileri: Mehmet Başman 1987’de Kavaklıdere’de görev almaya başlıyor. 

⏩ Bir adım daha ileri: Primeur 1988’de ilk defa üretiliyor. 

Kavaklıdere için dönüm noktası dedemin işe girmesi. Ankara’da şehir merkezinde olan bağlarda yaptığımız üretimi bu dönem hâlen üretim yaptığımız tesise taşıyoruz. Ve Fransız önolog Jacques Laffort ile çalışmaya başlıyoruz. Bu durum bize Fransa’da şarapçılık adına neler yapıldığına dair çok fikir ve deneyim sunuyor. Aslında bu dönem ile birlikte global bir vizyona adım atmış oluyoruz. 

1988’de dedem Mehmet Başman ve Jacques Laffort Beaujolais Nouveau geleneğini Türkiye’ye getiriyorlar.

Neden bu geleneği Türkiye’de devam ettirmek istediniz? 

Bu gelenek bir kutlama. İlk şarap ile kutlama yapmak demek aslında koca bir hasadı, oradaki emeği ve emekçiyi kutlamak demek. Evet, bu Fransa’da Beaujolais bölgesinde çıkmış ve gelenek hâline gelmiş; fakat bizim de burada yaptığımız bir kutlama. Bu şarap geleneğini biz de burada yerel üzümlerimiz ile kutlamak istedik. 

Beaujolais Nouveau sadece kırmızı olur ve Gamay üzümünden yapılır. Biz hem beyaz hem de kırmızı şarap üretiyoruz; Primeur beyaz Sultaniye üzümünden, Primeur kırmızı Öküzgözü üzümünden yapılıyor.

Niçin “Primeur” adı verilmiş? 

Primeur Fransızca “ilk” anlamına geliyor. Bu şarap da hasadın ilk şarabı olduğu için bu ismi veriyorlar.

Burada Jacques Laffort’un Primeur yorumunu paylaşmak istiyorum; zira şarabın adını da sanını da pek iyi anlatmış: 

“Primeur şaraplar, hafif, taze, genç ve aromatiktir. Tazeliği ve meyve karakteri onun temel özelliğini yansıtır. Gençliği, canlılığı ve neşeyi temsil eder. Onda olgun çağın derinliği yerine gençliğin uçarılığı, canlılığı, çekiciliği ve hatta şımarıklığı sezinlenir..”

Bu şarapların etiketleri de renkli ve canlı, şarabın kendisi gibi. Bir sebebi var mı bu seçimin? 

Şarabın kendisi gibi renkli bir tasarım tercih ettik. Bu genç şarabın oluşum sürecine kendisi gibi gençleri dahil etmek istedik ve 2006 yılında bir akım başlattık. Her sene etiket tasarımını tasarımcı öğrencilere yaptırma kararı aldık ve bir yarışma düzenledik. Türkiye'nin en önemli üniversitelerinin değerli akademisyenlerinden oluşan jüri heyeti ile genç tasarımcıların eserlerini değerlendirerek o senenin Primeur etiketlerini seçtik.

Katılım da yüksekti, süreç de çok eğlenceliydi, bu şarabın kendisi gibi. İlk yarışmada 2006 yılında 182 yarışmacının 1400 eseri değerlendirilmişti. Bu 2013’e kadar devam etti. Yasal değişiklikler nedeni ile 2013’den sonra bu yarışmayı düzenleyemedik. Şuanda etikette “Mehmet Başman ve Sevgi Başman anısına üretilen hasattır.” ifadesini yazıyoruz. Türkiye’ye bu geleneği ilk getiren dedem olduğu için her şişede ona selam göndermiş oluyoruz aslında. İlk hasadın, bağ bozumunun ve ilk şarabın heyecanını onların anısı ile yaşıyoruz.

Primeur dediğimde “ilk” kelimesi dışında aklına hangi kelimeler düşüyor? 

Tutku, heyecan ve kültür. 

Şarap-severin heyecanı bence Primeur.

diyor Cevza, ve bana görüşmemizden bir gün önce bütün ekip ile yaptıkları kutlamayı, ilk şarapları tattıkları andan bir fotoğraf gösteriyor. O karede heyecanı da tutkuyu da görmemek imkânsız.

Bu şarap ile hasadı özetliyoruz, nasıl geçti, nasıl bir yıldı? Onu anıyoruz, anlatıyoruz aslında. Bu şarabı şarap-severlere de bu hikâyeyi ve kutlama kültürünü verebilmek için çıkartıyoruz. Hasadın ilk şarabı, her şeyin tam da başı.

diye bitiriyor Cevza. 

Bu şarap da bu süreç de bir kutlama. Beaujolais’de de böyle, Türkiye’de de, dünyanın bir diğer ucunda da. Hasadı anmak, emeğe selam etmek, tutkuyu paylaşmak ve bir başlangıç. 

Hasadın ilk şarabı, tam da başı.


Editörden bir uyarı: Üretici ile bir bağlantım yok, yazıda kâr, reklam ya da ticari amaç gütmüyorum. Ve her sayıda sayının en başında belirttiğim gibi 18+ bireylerin okumasının uygun olacağını hatırlatıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

VeraisonVeraison

BÜLTEN SAYISI

🍷Beaujolais Nouveau

Şarabın festivali, Primeur sohbet, kıpır kıpır tınılar.

24 Kas 2022

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu

Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

Veraison

Kadehindeki şarabı keşfederken, sonraki yudumu hayal eden bir şarap yayını. Şarabın sadece beyaz örtülü masalarda içilmediğine inanıyor, her sofrada yer arıyor. Her hafta duyusal deneyim rotaları çizmek için e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR