

Tüm ATM’lerde ayrıcalık: Odeabank
Odeabanklıysanız tüm ATM'lerde ayrıcalıklısınız Müşterilerine çeşitli kolaylıklar sunarak yeni nesil bir bankacılık deneyimi sunan Odeabank , sağladığı ayrıcalıklara bir yenisini daha ekleyerek ATM işlemlerini kolaylaştırıyor. Nedir?…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) şubat ayı reel efektif döviz kuru (REDK) verilerini açıkladı. 58,7 olarak açıklanan manşet veri, Ekim 2021’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Nedir?
Reel efektif döviz kuru (REDK), TL’nin, ülkemizin dış ticaretinde önemli miktarda paya sahip ülkelerinin para birimlerinin oluşturduğu döviz sepeti karşısındaki nominal değerinin bağıntılı fiyat hareketlerinden arındırılması ile oluşturulan bir endekstir. Daha anlaşılır bir ifadeyle, TL’nin seçili döviz sepeti karşısındaki enflasyondan arındırılmış değerini ifade eden endekstir.
Endekste 100 değeri, optimal değeri ifade eder. 100’ün üstündeki seviyeler değerli, altındaki seviyeler ise değersiz bölgeyi temsil eder.
TCMB tarafından aylık bazda hesaplanarak duyurulan REDK, TÜFE, ÜFE ve birim işgücü maliyeti bazlarında hesaplanarak duyurulur. Yani, hesaplanan nominal değerin arındırılma işlemi üç farklı tabana göre yapılıyor. Manşet değer ise TÜFE bazlı hesaplama olarak kabul ediliyor.
Endeksteki düşüş, TL’nin seçilmiş döviz sepeti karşısında ilgili indirgeme oranından daha fazla değer kaybettiği anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle, TÜFE bazlı endekste düşüş yaşanması, TL’nin aylık enflasyondan daha fazla değer kaybettiği, artış yaşanması ise aylık enflasyondan daha az değer kaybettiği (reel anlamda değerlendiği) olarak yorumlanabilir.
Endeks verileri 1994 yılının ocak ayından bu yana hesaplanıyor ve hesaplanan veri setine TCMB’nin elektronik veri dağıtım sistemi üzerinden erişilebiliyor.
Tarihsel veriler ne anlatıyor?
Şubat verisi ile birlikte tam 350 aydır açıklanan veri setinde en düşük değer 2021 sonunda yaşadığımız keskin kur şokunun ardından görüldü. Aralık 2021’de 47,7 olarak kayda geçen bu değerin tam zıttında ise Aralık 2007’deki 127,7’lik değer yer alıyor.
Endeksin tamamında ortalama değer 94,7 seviyesinde bulunuyor. Son 10 yılın ortalaması 82,9; son 5 yılın ortalaması 66,3; Son 2 yılın ortalaması ise 57,1 seviyesinde.
Şubat ayında 58,7 olarak açıklanan veri Ekim 2021’den bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayda geçmiş durumda. Bu durum, içinden geçtiğimiz enflasyonist ortama karşın görece yatay seyreden kurların doğal bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Eylül 2021’den bu yana 60’ın üzerinde bir değer almayan endeks, en son 70’li değerini ise Mart 2020’de görmüş durumda. Bu da, TL’nin uzun süredir yaşadığı değer kaybını ortaya koyan diğer bir gösterge olarak kabul edilebilir.
Endeks, tarihsel ortalaması olan 94,7’yi ise en son 75 ay önce, Kasım 2016’da aştı.
REDK ile dış ticaret dengesi arasındaki ilişki
İktisat teorisinde, yerel para biriminin yabancı paralar karşısındaki değer kaybı, (ihracatçı ülkeye görece bir fiyat avantajı sağlayacağı için) dış ticareti destekleyici bir unsur olarak kabul edilir. Söz konusu fiyat avantajı, bazı kesin koşullar altında geçerli bir argüman olmakla birlikte günümüzün entegre ve karmaşık ticaret dünyasında, hele hele yakın dönemde içinden geçtiğimiz enerji şoku gibi siyah kuğuların varlığı altında tartışmalara konu oluyor.
TL’nin reel değerinin yıllar bazında düştüğü gerçeği altında dış ticaret açığında beklenen iyileşmenin görülmemesi bunun net bir örneği olarak ifade edilebilir. Ülkemizde REDK 2012 yılından bu yana yıllık ortalamada düşüş gösteriyor (2015 ortalaması ile 2016 ortalaması arasında 2016 lehine ihmal edilebilecek seviyede bir fark bulunuyor).
Bu temel veriyi, TL’nin yabancı para birimleri karşısında uzun zamandır enflasyondan daha fazla değer kaybettiği şeklinde de ifade edebiliriz. Buna karşın, dış ticaret tarafında kalıcı bir iyileşmeden bahsetmek söz konusu değil.

Tablodan görülebileceği üzere, iki veri arasında doğrudan bir korelasyon kurmak çok sağlıklı değil.
Verilere aylık bazda baktığımızda da benzer manzarayı daha geniş perspektifte görebiliyoruz.

Özellikle son dönem dış ticaret verilerine bakıldığında, değersiz TL stratejisinin dış ticaret açığının dengelenmesi konusundaki etkinliğinin işlevinin tartışılır durumda olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Bu noktada, enerji fiyatlarında yaşanan anormal artışın denge üzerindeki olumsuz etkisi de güçlü olmakla birlikte, enerji hariç dengenin de istikrarlı bir şekilde negatife seyrettiğini akılda tutmakta fayda var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kamuoyunda 6’lı Masa olarak bilinen muhalefet blokunun adayı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kararın resmileşme sürecinde CDS ve Borsa İstanbul’da olumlu fiyatlamalar görüldü.
07 Mar 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.



