
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
Genel seçimleri teknik olarak geride bırakmış olsak da aylar sonra yerel seçimlerin gerçekleşecek olması sebebiyle ülke olarak tam anlamıyla seçim psikolojisinden kurtulabildiğimizi söylemek pek mümkün değil. Böyle bir ortamda da ister istemez hem mevcut siyaset haberciliği hem de seçim haberciliği üzerine düşündürecek bolca örnekle karşı karşıya kalıyoruz.
Hem ülkemizde hem de dünya genelinde siyasetin giderek popülist ve kutuplaştırıcı bir hâle bürünmesi, hem seçimlerin atmosferini hem de seçim haberlerinin yapılma şeklini ciddi bir şekilde etkiliyor. Ancak bu durum sadece siyasetin yapısıyla alakalı değil, mart ayında yayınladığımız araştırmanın da gösterdiği gibi seçimlerin haberleştirilme şekli bu etkiyi güçlendiren bir faktör.
Burada özellikle anketlere ve erken sonuçlara atfedilen büyük önem ve bunlar üzerinden yapılan analizler büyük bir rol oynuyor. Burada gazeteciler ve yorumcuların çoğu zaman demokratik bir süreçten çok bir yarış yorumluyor gibi hareket ediyor olması, çoğu zaman sağlıklı bilgi sunmak yerine yoruma ve öngörülere ağırlık vermesi bu dönemde sağlıklı bilgiye ulaşmayı zorlaştırıyor. Üstelik çoğu anketin de sağlıklı bir şekilde yapılmıyor olması, haberleri ele geçiren yorumların da sorunlu bir temel üzerine inşa edildiği anlamına geliyor.
Temmuz ayında yayınladığımız ve bu araştırmanın devamı olarak da okuyabileceğiniz araştırmamız da bu “drama” hâli net bir şekilde vurgulanıyor. Siyasetin, özellikle de seçimlerin, nasıl dramatik bir şekilde haberleştirildiğini bize gösteriyor. Kimi zaman politik, kimi zaman da ekonomik gerekçelerle tercih edilen bu yayıncılık yaklaşımı da oldukça önemli bu dönemde haber kalitesini ciddi bir şekilde etkiliyor.
Bütün bunların üzerine dezenformasyon konusunun giderek siyasetin ana gündemlerinden birisi hâline gelmesini ve çoğu zaman iktidarların bunu medyayı ve bilgi akışını kontrol amacıyla kullanabilmesi için alan yaratıyor. Elbette siyasetçilerin büyük bir kısmı da ellerine geçen fırsatı değerlendirmek için her türlü yolu deniyor. Böyle bir ortamda da kaçınılmaz olarak gazetecilere çok daha büyük bir görev düşüyor.
Fakat yukarıda tarif ettiğimiz hâliyle seçim dönemlerinde gazeteciliğin bu görevini ne kadar yerine getirebildiği konusunda şüpheliyim. Sağlıklı bilgi yerine sağlıksız anketlere ve yorumlara dayanan bir habercilik, üzerine de giderek siyasetle iç içe girerek onu denetleyen bir mekanizma olmak yerine onun aktörlerinden birisine dönüşen kurumların ağırlığa sahip olduğu bir medya ekosisteminde maalesef toplumun ihtiyacı olana ulaşması çok zor.
Bütün bunların yanına sosyal medyanın kötüye gidişi ve internetin genel olarak daha fazla çöp bilgiyle dolmaya başlaması önümüzdeki dönemde özellikle seçim dönemlerinin daha da riskli geçmesine neden olabilir. İnsanların alternatif haber ve bilgi kaynağı arayışlarının onları giderek daha tehlikeli sonuçlara yönlendiriyor olması, bütün bu dinamiklerle birleştiğinde bunun toplumsal sonuçları çok ağır olacaktır.
O yüzden gazetecilerin ve medyanın kendisini ciddi bir şekilde sorgulaması ve tam olarak görevlerinin ne olduğuna karar vermesi gerekiyor. Bunu yapmadıkça ve insanlara karşı dürüst olmadıkça kimsenin şikâyet etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: Patreon, Spotify, ABC, SEO.
13 Ağu 2023

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR


