Şehir planlaması, iklim krizi


Akra Antalya ile 7. Antalya Akra Caz Festivali
Nedir? Caz ve dünya müziğinin sevilen isimlerini müzikseverlerle buluşturmaya devam eden 7. Antalya Akra Caz Festivali , çağdaş cazın yanı sıra funk, rock, Latin, soul, pop ve elektronik tınıları da harmanlayan performanslarla dinleyiciyi…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
15 dakikalık şehirler ütopik bir istek mi?
Şehir planlama
Carlos Moreno, 15 Dakikalık Şehir kavramını ilk kez 2015'teki COP21'de tanıtmıştı. Bloomberg City Lab’de yayımlanan makaleye göre, o günden bu yana konseptle ilişkilendirilen zorluklar, yanlış anlamalar ve gösterilen tepkilere rağmen Moreno, temel hizmetlerin 15 dakikalık yürüme, bisiklet veya toplu taşıma mesafesinde olmasını sağlamak için kentsel planların bu doğrultuda yeniden şekillendirilmesi gerektiğini savunuyor. Mayıs ayında çıkan “15 Dakikalık Şehir” kitabında bu fikrini ayrıntılarıyla anlatıyor.
Kentsel mekanları yeniden düşünmek: Moreno, mimar Le Corbusier tarafından popüler hale getirilen ve şehirleri yaşam, çalışma ve eğlence için ayrı alanlara ayıran modernist imar uygulamalarını eleştiriyor. Bu modası geçmiş modellere aykırı olarak Moreno, tüm şehir boyunca konut, çalışma alanları ve sosyal donatıları entegre eden karma kullanımlı yaklaşımı savunuyor ve dolayısıyla canlı, birbirine bağlı bir kentsel yaşamı teşvik ediyor.
Trafiğe bir çözüm olmanın ötesinde: Moreno'nun stratejisi otomobil bağımlılığını azaltmayı içerse de 15 Dakikalık Şehir konseptinin yalnızca trafiği kontrol etmekle ilgili olmadığını, aynı zamanda gelişen bir yerel ekonomi ve topluluk hizmetlerini teşvik ettiğini vurguluyor. Ona göre hedef, sadece yeşil ve yürünebilir olmaktan öte, sürdürülebilir ve müreffeh bir kentsel ortam yaratmak olmalı.
Paris'in dönüşümü: Bu vizyonun eylemde görüldüğü en önemli örneklerden biri, kalkınma odağının sürdürülebilirlik ve sosyal kapsayıcılık üzerine düzenlemelerin yapıldığı Paris'in Clichy-Batignolles mahallesi. Bu bölgede, okullar ve süpermarketler gibi temel tesislerin yanı sıra, kamusal ve piyasa değerinin altında konutlar, yenilenebilir enerji kaynakları yer alıyor. Mahalleyle ilgili öne çıkan detay, arabaya ihtiyaç duymayacak şekilde tasarlanmış olması.
Kentsel sorunları ele almak: Moreno, 15 dakikalık konseptin eksik veya izole bir şekilde uygulanmasının trafik kaymasına ve ekonomik eşitsizliğe yol açabileceği konusunda uyarıyor. Barselona'nın süperbloklarının başka caddelerde sebep olduğu trafik sorununu ve Viyana'nın kamu konut stratejisini, dengeli kentsel kalkınma arayışında önlenmesi gereken ve örnek alınacak uygulamalar arasında gösteriyor.
Ne düşündük? 15 Dakikalık Şehir modelinden esinlenen kentsel dönüşümlerin başarısını ve ölçeklenebilirliğini sağlamak için kapsamlı ve stratejik planlama yapılması en önemli hususların başında geliyor. Bunun yanı sıra, siyasi iradenin kararlı tutumu ve uzun vadeli taahhütler de bu modellerin uygulanmasında önem arz eden noktalar.
Şehirlerde artan sıcaklıklarla mücadelede yeni adımlar
İklim krizi
Dünya genelinde artan sıcaklıklarla savaşmaya öncülük eden hava sıcaklığıyla mücadele şefi ağı iş başında. Aşırı sıcağın etkilerine uyum sağlamak ve etkileri azaltmak için aktif olarak stratejiler geliştiren şefler oluşan bu ağ Atina, Melbourne, Bangladeş'teki Kuzey Dakka ve Sierra Leone'deki Freetown, Atlantic Council's Adrienne Arsht-Rockefeller Foundation Dayanıklılık Merkezi tarafından desteklenen ağın bir parçası.
Farkındalık yaratmak: Bloomberg Green’in haberine göre, Miami'nin hava sıcaklığıyla mücadele şefi Jane Gilbert, sıcaklık farkındalığının gerekliliğini “İşe ilk başladığımda, ‘Neden bir hava sıcaklığıyla mücadele şefine ihtiyacımız var? Miami'de sıcakla nasıl başa çıkacağımızı biliyoruz.’ diyen insanlar vardı. Bu aslında yanlış sayılmaz, örneğin Boston'dakilere göre sıcağa daha alışkın durumdayız. Fakat yine de sıcaklık indeksinde küçük artışlar olduğunda bile insanlar aniden savunmasız hâle gelebiliyor.” sözleriyle açıklıyor.
Risk altındaki grupları korumak: Ağın bir parçası olan Krista Milne, “Melbourne'de sıcak gecelerde evlerinde serinlemenin bir yolu olmadığı için merdiven boşluklarında veya ağaçların altında uyuyan birçok insanın hikayelerini duyduk.” diyor. Savunmasız toplulukları tespit etmek ve desteklemek, ağın öncelikli görevlerinden biri. Ağ, uzun vadede her vatandaş için uygun fiyatlı soğutma çözümlerine erişimi sağlamayı ve soğutma alanları garanti eden "Sıcaktan Korunan Şehir" ilkelerini oluşturmayı içeriyor.
Dayanıklı şehirler tasarlamak: Jane Gilbert ayrıca şehir içi yeşilliğin önemini de vurguluyor: “Ağaç dikme çalışmalarımızı önemli ölçüde artırdık. Yılda yaklaşık 7 bin 500 ağaç dikiminden geçen yıl 16 binin üzerinde ağaç diktik ve ev sahiplerine ek olarak 10 bin'den fazla ağaç hediye ettik.” Bu çalışmaların amacı sadece sıcaklığı azaltmak değil, aynı zamanda şehir ormancılığı yoluyla daha geniş çevresel faydalar sağlamak.
İşbirlikçi adımlar: Melbourne'den Tiffany Crawford, işbirliğinin öneminin altını çiziyor: “Hedeflerimizi gerçekleştirmek için özel sektörle birlikte çalışmamız gerekiyor. Bu, sadece sokaklarda, ara yollarda ve parklarda yeşillendirmeyle sınırlı kalmayıp aynı zamanda binalarımızı inşa etme şeklimizi değiştirmek anlamına da geliyor.” Bu, kentsel alanları yeniden düşünmeyi, bina tasarımlarında sürdürülebilirliği artırmayı ve doğayı kentsel dokuya entegre ederek daha serin ve daha dayanıklı bir şehir ortamı yaratmayı içeriyor.
Sıcaklığın insanların yaşamları ve geçim kaynakları üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu ağın oluşturduğu çözümlerin önümüzdeki yıllarda daha da önemli hâle gelecek. Türkiye'nin son 10 yılın en sıcak yazını geçireceğine dair haberleri ve uyarıları da düşünecek olursak İstanbul'da ve Türkiye genelinde konuyla ilgili çalışmaların hızlanması gerektiği de şüphesiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yüksek irtifada uzun uçuşlar; odakta İstanbul, Basel ve Hydra kültür sanat ajandası ve daha fazlası.
07 Haz 2024

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kişisel tercihlere göre şekillenen tatiller, daha az bilinen rotalar ve özel etkinlikler için yapılan yolculuklar, 2027’de seyahat alışkanlıklarının öne çıkan başlıkları arasında olacak gibi görünüyor. Son araştırmalar, gezginlerin tatilden beklentilerinin çeşitlendiğini; seyahat kararlarında bütçe, ruh hâli, ilgi alanları ve deneyim arayışının eskiye kıyasla daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.



