Sel Riskini Dönüştürmek: Türkiye’nin Kalkınma Yolculuğunda Bir Düğüm Noktası

Dönüşüm İçin Doğru Kararlar Vermek
Sel Riskini Dönüştürmek: Türkiye’nin Kalkınma Yolculuğunda Bir Düğüm Noktası

147 - bmw i - Dünyahali hep
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Prof. Dr. Levent Kurnaz

Bugün Türkiye’de sel gibi olağanüstü hava olaylarının artışını konuşurken hâlâ meseleye salt “yağış arttı” ya da “iklim değişiyor” penceresinden bakıyoruz. Oysa gerçek, bu dar bakışın ötesinde yatar: Sel zararlarının büyüklüğünü belirleyen esas faktör toplumların kalkınma tercihleri, yönetişim kapasitesi ve kurumsal kırılganlıklarıdır.

Yağışın yoğunluğu, küresel ısınmanın bir sonucu olabilir. Bunun bir bilimsel gerçek olduğunu artık çoğumuz tartışmıyoruz. Ancak aynı yağış miktarı dünyanın farklı coğrafyalarında farklı sonuçlara yol açar. Bir yerde “sadece” su taşkını olurken, başka bir yerde hayatı durduran ekonomik yıkım, altyapı felaketi ve uzun vadeli sosyal zararlar ortaya çıkar. Bu fark, büyük ölçüde kırılganlıklarımızın derinliğinden kaynaklanır.

Türkiye’nin somut deneyimi bunun en açık örneğidir. Plansız kentleşme, dere yataklarının yapılaşmaya açılması, yerel yönetimlerin risk planlamasında yetersiz kaynak ve yetki dengesi, tarım alanlarının sürdürülebilirlikten uzak politikalarla yönetilmesidir. Tüm bunlar birlikte yüz yıldan uzun bir geçmişe yayınlan birikmiş kırılganlık yaratır. Bu kırılganlık, artık sıradanlaşan bir sel olayını bile toplumsal travmaya dönüşebilir hale getirir.

Buradaki kritik nokta şudur: Bu kırılganlıklar doğal süreçlerin kaçınılmaz sonuçları değildir. Bunlar politik tercihlerin, kurumsal eksikliklerin ve uzun vadeli vizyon eksikliğinin ürünüdür. Bir toplumun kalkınma modeli, altyapı yatırımlarının yönü, sosyal eşitsizliklerle mücadele kapasitesi ve yerel yönetimlerin planlama becerisi, bir sel olayının neden sadece su baskını olarak kalmayıp, yıkıcı bir toplumsal krize dönüşeceğini belirler.

Türkiye bugün sadece daha fazla sel tatbikatı yapmak, erken uyarı sistemlerini güçlendirmek ya da teknik altyapıyı biraz daha dayanıklı kılmakla yetinemez. Çünkü temel sorun teknik çözümlerin ötesindedir. Türkiye’nin önünde duran esas mesele: sel riskini bir afet yönetimi problemi olmaktan çıkarıp, bir kalkınma politikası meselesi olarak ele almaktır.

Bu dönüşümün ta kendisi, daha adil, daha kapsayıcı ve daha dirençli bir toplum inşa etme meselesidir. Sağlık sistemlerimizin, tarımsal üretimimizin, ulaşım ve ekonomik altyapımızın iklimle şekillenen risklere karşı dayanıklı olmasını istiyorsak, yalnızca teknolojik mühendislik çözümleriyle yetinmemeliyiz. Yerel yönetimlerin planlama kapasitesini güçlendirmek, kırılgan bölgelerde yeniden yerleşim stratejileri geliştirmek, su yönetimini iklim uyumunun merkezine koymak ve sosyal eşitsizliklerle mücadeleyi kalkınma programlarının temel hedefi hâline getirmek zorundayız.

Kalkınmanın bu daha derin ve politik boyutu, Sendai yaklaşımında olduğu gibi, riskleri sadece azaltmakla kalmaz; aynı zamanda toplumun tamamında güven ve dayanışma kültürünü tesis eder. Bu kültür olmadan altyapı ne kadar güçlü olursa olsun, afet zamanlarında toplumun direnci zayıf kalır.

Türkiye’nin önündeki soru artık şu olmalı: Sel riskini sadece bir doğal afet olarak mı göreceğiz, yoksa bu riskin altında yatan kalkınma tercihlerini sorgulayan bir toplumsal dönüşüm meselesi olarak mı ele alacağız?

Çünkü iklimin getirdiği değişim artık “olacak mı” sorusunu geride bıraktı. Bugün ve gelecekte asıl soru şudur: Bu değişimin bizi ne kadar savunmasız yakalayacağı, bizim bugün verdiğimiz politik kararlarla belirlenecek. Dolayısıyla, doğru kararları vermeye başlayacak mıyız?

Ayrıca unutmayalım: Bu kararlar sadece mühendislik projeleri, altyapı bütçeleri ya da teknik planlamalarla alınacak kararlar değildir. Bu bizim kalkınma vizyonumuzdur.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

164: Birlikte Dönüşmek

Türkiye'de İklim Krizi Algısı, Sel Riskini Dönüştürmek, İklim İçin Birlikte Hareket Etmek, Dönüşen Yeryüzü, Koku Hafızası ve çok daha fazlası...

30 Oca 2026

BMW i ile birlikte
Markus Spiske - Unsplash

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı