
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Mimar John Marx ve sanatçı Absinthia Vermut, Kuzeybatı Nevada'nın Black Rock çölünde her yıl gerçekleşen Burning Man festivali için benzersiz bir konsept üzerinde çalışıyordu: Museum of No Spectators: Seyircisiz Müze.

Fotoğraf: museumofnospectators.com
Festival pandemi nedeniyle iptal edilince ikili, müze tasarımlarını üç boyutlu deneyimlenebilecek bir çevrim içi platforma taşıdı. Bugün Seyircisiz Müze’nin ardındaki dönüşüm sorularını inceliyoruz.
• Kısaca Burning Man: Burning Man’i daha önce duyanlar veya deneyimleyenler, etkinliğin tasarladığı kendine has ritüellere, çevresinde oluşturduğu topluluğunun ortak kimliğine ve prensiplerine aşina olabilir. Her yıl özgün mimaride yapıların ve sanat eserlerinin çevrelediği ve sadece bir haftalığına kurulan bir şehrin içinde yer alan Burning Man'in deneysel bir şehir tasarımı olduğunu söyleyebiliriz. Sanat, müzik, mimari, eğlence, komün hayatı, açık fikirlilik ve yaratıcılık bu şehrin kültürel dokusunu oluşturuyor. Cinsel tercihler, dış görünüş ve aklınıza gelecek her düşünce burada tabu olmaktan çıkıyor. Aynı zamanda etkinliğin 10 prensibi bulunuyor ve katılımcıların bunları benimsemeleri bekleniyor: Kendine yetmek, metayı terk etmek, hediye kültürü, yakınlık, arkada iz bırakmamak, radikal dâhil etmek, radikal bir şekilde kendini ifade etmek, komün olmak, topluma karşı sorumluluk ve katılım. Kulağa soyut gelebilir; detayları merak edenler okuyucuları buraya davet edelim.
• Seyircisiz Müze: Seyircisiz Müze'nin tasarımcıları bu kültür içinde "Bir müze nasıl olurdu? Orada ne yapardık? Sanat, topluluğun hayatında nasıl bir rol oynardı?" sorularını kendilerine sorarak Seyircisiz Müze fikrinin temelini atıyor.
Müzelerin, tarafsız ve nötr alanlar olmadığını söyleyen ikili, geleneksel olarak müzelerin sanatı ve sanatçıları güçlü şekillerde konumlandırdığını ve toplumlarda genellikle elitist ve ayrıcalıklı olarak algılandığını söylüyor. Burning Man için tasarladıkları müzenin ise toplumla derin bir rezonansı olduğunu ve sanatı nelerin ve kimlerin oluşturduğuna dair algımızı yeniden tanımladığını söylüyor.
• Dönüşüm: Burning Man kültürünü benimseyecek şekilde oluşan seyircisiz müzede ziyaretçilerinin, seyirciden ziyade bir katılımcı olduğu bir müze kültürü var. Alıştığımız müze deneyimiyle bir tezat oluşturan bu dönüşümde yaratıcı süreç ve sanat katılımcılarla oluşturuluyor. Sanat oluşumunun kapsayıcı, akıcı ve birbirini izleyen bir şekilde olması isteniyor. Marx ve Vermut, küratörsüz ve spontane bir ortamda katılımcıları alandaki duvarlarda sanat eserleri oluşturmaya teşvik ederek müzelerin nasıl bir dönüşüm içerisine girebileceğini yeniden düşünmemizi diliyor. Bu dönüşümde "Müzelerde kültürel katılımın kapsamını yeniden tasarlayabilir miyiz?" sorusu da var. Müzeyi üç boyutlu deneyimleyip bu sorunun üzerine düşünüyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Birkaç güzel tesadüfle karşınızdayız. "Fırtına Öncesi", "Raftan", "Gösteri Dünyası" ve "Dönüşüm Atölyesi"ni memnuniyetle sunarız.
14 Ağu 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İşitme engelli bireyler titreşim, ritim, beden hareketleri, ışık ve işaret diliyle müziğin başka bir dünyasını keşfediyorlar. İşitme engelli müzisyenlerden oluşan Moon Deaf Music üyeleri ve uzmanlar ile biraraya geldik; müziğin yalnızca kulakla duyulan bir şey olmaması üzerine konuştuk.

Contemporary Istanbul’un şehirdeki 21. edisyonu, sanat fuarlarının işlevine bakmak için iyi bir fırsat. Buradan yola çıkarak kaputu açıyoruz: Fuarların rolleri nasıl değişti, şehirlerle ilişkileri neden önem kazandı ve fuarın mesaisi neden fuar günleriyle sınırlı kalmıyor?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.



