Sezonun şifreleri: 24. şampiyonluk nasıl geldi?

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Süper Lig tarihinin en enteresan sezonlarından biri geride kaldı. Kimi sevindi kimi üzüldü ama taraflı-tarafsız herkes 2023/24 sezonu bittiği için derin bir oh çekti. Puan rekorlarının kırıldığı, 100 gol barajının zorlandığı sezona sığan bunca gerginlik, kavga ve nefret sadece Fenerbahçe-Galatasaray rekabetine bel bağlayarak Türk futbolunda sağlıklı bir yol alınamayacağının kanıtı oldu.
Kaybedince tebrik etmeyi, kazanınca edebini korumayı bilmeyen, rekabete ve rakibine saygı göstermeyen anlayış, kazanmak için her yolu mübah görüyor; kaybedince de bunu sadece komplo teorilerine bağlıyor. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin 120 yıla yaklaşan rekabetlerinde geldikleri bu nokta üzücü.
Özellikle de şu sıralar tribünlerde adı küfürlerle anılan sadece Galatasaray’ın değil Türk sporunun da kurucu figürlerinden Ali Sami Yen’in şu sözlerini hatırlayınca:
“En eski spor arkadaşımız olan Fenerbahçe kulübünün ilk adımlarında da takımımızda çalışmış olan Galatasaraylılar emek vermiştir. Bizden sonra teşekkül eden bu ilk kulüpte de kendimizin bir katkısını görmek ve şeref hissini almaktan zevk duymaktayız. Fenerbahçe ilk kurulduğunda bizim için yabancı memlekette rastlanmış bir kişi gibi idi. Ona manen ve maddeten ihtiyacımız vardı. Ondan dolayıdır ki Fenerbahçe’yi takviye etmek ve bir rakip yaratmak için bizden ayrılan Hasan Fuat, Hamit Hüsnü, Hasan Kamil, Galip, İsmet Hikmet gibi arkadaşlarımıza gücenmedik ve onları sevmeye devam ettik.”
Tarihî farkın Avrupa’da hükmü yok
Nefretten, kavgadan, küfürden, komplo teorilerinden sıyrılıp futbola geri dönersek Süper Lig tarihinde ilk iki takımın diğerlerinden en farklı şekilde koptuğu sezonu izledik. Galatasaray ve Fenerbahçe, kadro kalitesi olarak da oyun olarak da rakiplerinden çok çok ilerideydi. Ancak bu kalitenin ne kadar Avrupa çapında olduğunu, ekiplerimizin Avrupa kupalarındaki performansı gösterdi.
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi, Fenerbahçe’nin Avrupa Konferans Ligi sonuçları yer yer parıltılar barındırsa da ligimizin seviyesinin iddia edildiği kadar yukarıda olmadığının ifadesiydi. İki takımın da modern oyunun talep ettiği taktik tutarlılık ve fiziksel devamlılık alanlarında kat etmesi gereken çok yol olduğunu gördük. Süper Lig’de topun oyunda kalma süresinin düşüklüğü, temponun ve teknik kalitenin yetersizliği defoları gizliyor ancak Avrupa’da böyle bir avantaj yok. Gelecek sene Şampiyonlar Ligi’nde başarı hedefleniyorsa iki takımın da daha iyi kadro mühendisliğine, daha verimli transferlere ihtiyacı olduğu aşikar.
Yarı çıplak krallar
Galatasaray 102, Fenerbahçe 99 puanla sezonu tamamladı. Galatasaray 5, Fenerbahçe 7 maçta puan kaybetti. Galatasaray 2, Fenerbahçe 1 mağlubiyet aldı. Fenerbahçe 99, Galatasaray 92 gol attı, Fenerbahçe’nin averajı +68, Galatasaray'ınki +66. Tarihî istatistikler...
Ancak birbirleriyle oynadıkları maçlarda sahaya yansıyan futbol kalitesi feciydi. İlk maçta ev sahibi Fenerbahçe, ikinci maçta ev sahibi Galatasaray rakip kaleye isabetli şut çekemedi. 2 maçta toplam 1 gol atıldı, toplam isabetli şut sayısı ise 2’ydi. Rekabetin tek taraflılığına karşın oyun seviyesinin yerlerde gezdiğinin afişe olduğu, bir nevi “Krallar çıplak mı yahu” diye sorduran performanslardı bunlar. Geçen sezon da yarış Galatasaray’la Fenerbahçe arasında geçmişti ama geri kalanlarla aradaki fark bu kadar dramatik değildi. 3. Beşiktaş sezonu Fenerbahçe’nin 2, Galatasaray’ın 10 puan gerisinde tamamlamıştı. Bu sezon ise 3. Trabzonspor, Galatasaray’ın 35 puan gerisinde kaldı.
- Bir adım sonrası: İşin kötü yanı seneye yine Galatasaray-Fenerbahçe odaklı bir rekabet izleyeceğiz. Hem gelecek sezona devreden kadro kaliteleri, hem ekonomik güçleri, hem de motivasyonları hesaba katıldığında Beşiktaş’ın, Trabzonspor’un ve Başakşehir’in denkleme dahil olması kolay gözükmüyor. Galatasaray üst üste 3., toplamda 25. şampiyonluğu elde edip 5. yıldızı takarak rakipleriyle arasındaki farkı daha da açmayı; Fenerbahçe ise 10 yıllık şampiyonluk özlemini dindirmeyi ve 4. yıldızı takarak Galatasaray’ı hem sportif hem psikolojik olarak durdurmayı hedefleyecek.
- Bir adım geriden: Farkın bu kadar az olduğu bir yarışta sonucu da koca bir sezon için “nüans” olarak tanımlanabilecek anlar, maçlar, sekanslar belirledi. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi mesaisi yaptığı dönemde, tüm kulvarlarda 20 maç üst üste kazanan Fenerbahçe’nin fazla gerisine düşmeyerek sağlam bir sezon finali için her anlamda güç depoladı. Fenerbahçe ise Galatasaray’ın yorgun ve formsuz olduğu bu kritik dönemecin zirvesindeyken rakibini evinde ağırladığı maçta aşırı temkinli hatta beraberlikle yetinen bir oyunu benimsedi ve rüzgar arkasındayken avantajını büyütecek, belki de rakibini psikolojik açıdan kıracak adımı atmaya çekindi. İsmail Kartal Ocak ayı başında “psikolojik üstünlüğün kendilerinde” olduğunu öne sürdü ama aslında o maçla ipleri rakibinin eline verdi.
Sakatlıklar ve golcü farkı
Fenerbahçe’yi geri düşüren diğer faktörler Fred ve Becao gibi omurganın kritik oyuncularının uzun süreli sakatlıklar yaşaması ve İsmail Kartal’ın buradaki eksikliği giderecek çözümleri üretememesiydi.
Oysa Galatasaray’da Okan Buruk, bir dönem sağ beksiz, bir dönem sol beksiz kalmasına rağmen Barış Alper Yılmaz, Kaan Ayhan, Berkan Kutlu gibi oyuncularından buradaki açıkları kısmen gideren jokerler yarattı. Fenerbahçe’nin devre arası transferlerinden en maliyetlisi olan Rade Krunic’in beklentileri hiç karşılayamaması, Çağlar Söyüncü alınmışken emekliliğine hazırlanan Leonardo Bonucci’nin gereksizliği de cabası… Nihayetinde Fenerbahçe ikinci yarıya güçsüzleşerek, Galatasaray ise Sacha Boey’i kaybetmesine rağmen dengesini koruyarak başladı.
Sarı-kırmızılıların Avrupa’ya bir tur daha erken veda etmesi de yorulan kadrosunu koruması bakımından hayrına oldu. Fenerbahçe’de özellikle Edin Dzeko’nun son bölümde düşen formu, gözle görülen yorgunluğu sonuçlarda belirleyiciydi. Dzeko, OPTA verilerine göre sezonun en çok net gol pozisyonundan faydalanamayan oyuncusuydu ve belki de şampiyonluk umutlarının bittiği Konya deplasmanında kaçırdıkları sezon finalinin özeti oldu.
Dzeko’nun rakibi ise onun aksine sonda vites yükseltti. 21 Ekim’deki Beşiktaş maçında yaşadığı sakatlıktan beri %100’ünü sahaya veremeyen Mauro Icardi, buna rağmen 25 golle gol kralı olurken son 10 maçta da 11 gole imzasını koydu.
Psikolojik kırılmalar
Son olarak Fenerbahçe’nin uzun maratonun kimi anlarında psikolojik olarak kırıldığına, Galatasaray’ın ise “konsantrasyon”, “Mayıslar bizimdir” gibi sakin ve özgüvenli mesajlarla camia içi ruh durumunu iyi yönettiğine tanıklık ettik. Ali Koç, zaferle dönülen Trabzonspor deplasmanı sonrası ortaya attığı “ligden çekilme” gündemi, takımını Süper Kupa finaline çıkarmaması ve “Ben varken bizi şampiyon yapmayacaklar” gibi söylemleriyle oyuncularını ve camiayı şampiyonluk düşüncesinden uzaklaştırarak belki de sarı-lacivertlilere en büyük zararı veren isim oldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid-Borussia Dortmund finaline bakıyoruz. Süper Lig'de Galatasaray'a kupayı kazandıran faktörler...
31 May 2024

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen
Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




