Şirince’ye, zeytine, Efes’e ve bir aradalığa dair


Tarih, doğa ve kültürle iç içe bir yolculuk: Güllü Konakları Her çıkılan yolculuğun arkasında farklı heyecanlar, yarattığımız fırsatların da kendine has arzuları var. Bizim en sevdiğimiz kombinasyonlardan biri; elbette tarih, doğa ve kültür. Hepsinin kusursuz birleşimini deneyimleyebilmeniz için rotayı oluşturduk: Güllü Konakları . Tarihî kapılarını, bizleri birbirinden zevkli ve konforlu 12 odasına davet etmek için açan Güllü Konakları , Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (BMDTÖ) tarafından “2023 Dünyanın En İyi Turizm Köyleri” listesine layık görülen, Ege’nin göz bebeği Şirince ’de 100 yılı aşan bir geçmişi yaşatmaya devam ediyor. Türkiye’de turizmin köklü markası Martı Grubu ’nun prestijli butik oteli Güllü Konakları , aslına sadık kalınan taş ve ahşap mimarisi, şömineli suitleri, bölgenin duyularda bambaşka bir hafıza bırakan mis kokulu bahçeleri ve unutulmayacak manzaralarıyla kendimize ayırmak istediğimiz zamana mükemmel bir eşlikçi. Tarihî heyecanlar: Eşsiz bir rotadasınız. İzmir’in ev sahipliği yaptığı; Antik Efes Kenti , Artemis Tapınağı , St. John Kilisesi , Meryem Ana Evi ve daha birçok antik eserin bulunduğu bu heyecan verici bölgeyi özel turlarla gezebilir, tarihte yol alırken kültürel hazineleri keşfedebilirsiniz. Şimdi zeytin hasadı zamanı: Yılın o zamanı geldi. Daha önce tecrübe etme fırsatınız oldu mu bilmiyoruz ama Güllü Konakları ’nın kendi çiftliğinde yaşayabileceğiniz bu keyifli etkinlikle, dalından toplanmasından sıkım aşamasına kadar zeytinin sofraya uzanan tüm yolculuğuna ortak olabilirsiniz. Dahası: Otelin restoranında kullanılan ürünler kendi çiftliğinden ve tarlalarından sofralara taşınıyor. Mevsiminde yetişmiş ürünlerle hazırlanmış özel menüleri ve kendi zeytinliklerinden ürettikleri zeytinyağları tatmak için masanız hazır. Yıl boyunca misafirlerini ağırlamaya hazır olan Güllü Konakları hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Bir süredir “Birbirimizden nasıl ve neler öğrenebiliriz?”, “Birlikte yaşamak ve üretmek için nelere ihtiyaç duyuyoruz?”, “Farklı ya da benzer fikirleri, bakış açılarını, yaşantıları, bilgileri ve becerileri olan insanlar olarak bir mahalde bir araya gelirsek ortaya neler çıkar?”, “Bir mahali okumanın kaç türlü yolu vardır?”, "Mahali ortak zemin kabul ederek nasıl yeni ortaklıklar tasarlayabiliriz?", “Turist ve lokal olmak ne ifade ediyor?”, “Ne yerli, ne yabancı?” gibi sorulara; bir aradalıklara ve yeni diyaloglara alan açan buluşmalarla cevaplar arıyorduk. Yaşadığımız yeri daha derinlemesine anlamak ve birlikte yaşadığımız insanları daha yakından tanımak, muhakkak hem mahali hem mahale bakış açımızı hem de bizi dönüştürecekti. "Daha renkli” birine ve bir yere doğru.
O zaman zihin rotası oluştu: “Tanıdık–tanımadık; bildiğimiz ya da bilmediğimiz bir mahalde bir süreliğine bir araya gelip orayı araştırsak; bulduklarımıza dair düşünsek, üretsek, paylaşsak ne iyi olur” dedik. Ve SOLİ residency fikri ortaya çıktı. Bizi bir araya getirecek o yerin arayışı başladı.

Başlangıç noktası: Şirince, Güllü Konakları
Bu arayışta geçtiğimiz haftalarda SOLİ olarak daha önce hiç ayak basmadığımız bir yerde: Şirince, Selçuk’ta ilk SOLİ residency için buluştuk. Üç gün boyunca Güllü Konakları evimiz; bizse zeytinlik, orman, mahalle meydanı, bağ ve otel arasında yolda seferi olduk. Zeytin ağacına, ormana, üzüme, Efes’e ve bu topraklara dair okuduklarımızı unuttuk. En azından denedik; bir çocuk zihniyle ve merakla cevabını bildiğimiz soruları yeniden kendimize ve etrafımıza sormayı. Ee çok soru sorduk, muhtemelen daha az cevap verdik. Birbirini hiç tanımayanlar ve yeni–tanıdıklarla yabancısı olduğumuz bir mahalde bir arada yaşamak üzerine düşündük. Taşındık.
Taşınanlardan Elif (Bayram), Fikret (Kuşadalı) ve Roksan (Sarfati)’ın Şirince’ye, zeytine, Efes’e ve birlikte yaşamaya dair aralarında geçen diyalogları arşivledik.
Elif: Kişisel deneyimlerinize dayanarak Selçuk bölgesine dair zihinsel, duyusal ve coğrafi haritalar çizecek olsanız bu haritalar nereleri, hangi düşünceleri, hangi duyumsamaları, hangi yolları kapsar?
Fikret: Selçuk’a dair zihinsel bir harita çizecek olsam bu anılardan ve belli anları simgeleyen, bana anımsatacak küçük ikonlardan oluşurdu. Duyusal haritayı ise daha gördüğüm, kokladığım ve duyduğum şeylerden ibaret olarak hayal ediyorum. Belki de sadece güneşi ne kadar görebildiğimiz, ağaçların ne yoğunlukta olduğu bile olabilir bu. Coğrafi bir harita düşündüğümde de bölgenin denizle ilişkisi geliyor aklıma; Efes'in bir deniz kenti olduğu zamanlar neresi su altındaydı onu öğrenmek üzere topografyayı incelerdim.

Fikret Kuşadalı
Roksan: Kişisel deneyimlerime dayanarak Selçuk bölgesine dair yaşayan bir harita çizerdim. Bildiğimiz haritalardan değil, haritayı okuyana yön verecek merak uyandıracak bir harita; izledikçe bir adım daha atmak isteminizi sağlayacak. İçinde rüzgârın, zeytin ağaçlarının, müziğin, yemeğin, gülümsemelerin, mahallelinin, doğanın olduğu bir harita. Hatta bu haritayı kısa bir videoyla anlattım bile.
Zihinsel haritam, Selçuk bölgesine dair aklımda kalan anıları, izlenimleri ve düşünceleri yansıtırdı; o bölgeyi zihinsel olarak gezerken karşıma çıkan manzaraları ve deneyimleri betimlerdi. Mesela Efes Antik Kenti'nin büyüleyici atmosferini veya Şirince'nin sokaklarını düşünüyorum. İnsanlarla kurduğum diyalogları ve mahalle sakinlerinin hikâyelerini de anlatırdım.
Duyusal haritamda ise rüzgârın hissettirdikleri, zeytinin ve lavantanın kokusu, müziğin ritmi ve mahallelinin gülüşleri var. Bu harita, bölgede hissettiğim duygusal bağları ve duyumları anlatmak için kullanılırdı.
Coğrafi haritamın üzerinde Efes Antik Kenti'nin konumunu ve Şirince'nin sokaklarını, Pamucak sahilini, zeytin ağaçlarını ve ormanlarını koyardım.

Roksan Sarfati
Haritalar ve buluntular üzerine: Efes’ten ormana
Elif: Arkeolog, ziraat mühendisi, forager ya da tarihçi gibi değil; kendi görme ve anlama biçimlerinizle Selçuk’u ve Şirince’yi araştırmak için nasıl bir yol izlediniz?
Fikret: Şirince’ye ve Selçuk bölgesine ilk ziyaretim değil ancak uzun bir aradan sonra ilk seyahatim. Bu nedenle ilk yolum anımsamaya çalışma ve anımsadıklarımla günümüzü karşılaştırmak oldu. Değişkenlere odaklandım. Daha çok gündelik hayattan insanların arkasında bıraktığı izlere (bu bir mandalina çöpü idi bazen) ve bölgede yaşayan canlılara odaklandım. Kimler yerli kimler turist; bunu araştırdım.
Roksan: Selçuk’u ve Şirince’yi araştırmak için bildiklerimi ve daha önce bu yöreye dair duyduklarımı bir kenara bıraktım. Önyargısız bir zihinle yaklaşmaya çalıştım. İnsanların hikâyelerini dinlemek yerine, kendi hikâyelerimi yaratmayı tercih ettim. Bu şekilde gördüklerime ve hissettiklerime odaklandım.
Özellikle Efes'i gezerken sadece yolları izlemek yerine, yapıların gelişimini ve hikâyelerini takip etmeye çalıştım. Her yapı ve kalıntı, kendi başına bir hikâye anlatıyordu ve bu hikâyelerin sesine kulak verdim. Bu bana, tarih ve mimariyi daha derinden anlama fırsatı verdi.
Elif: Roksan, motiflerle çalışan biri olarak Efes’te dikkatini çeken motifler ve semboller oldu mu? Bunların anlamları hakkında daha önce bildiklerinden bağımsız olarak ve bildiklerinden referansla nasıl okumaların oldu?
Roksan: Motiflerin geçmişte tek başlarına hikâyeler anlattığını ve farklı yorumlara açık olduğunu biliyorum. Efes'teki motiflere baktığımda, bazılarının anlamları ve hikâyeleri hakkında daha önce bildiklerimden bağımsız olarak kendi yorumlarımı da ekledim.
Efes'e girdiğimde ilk gözüme çarpan basit çiçek motifiydi. Bu motif benim için bir sevgi ifadesini temsil ediyordu. Birinin çiçek koparmak yerine taşlara işlediği bu çizim, âdeta bir hediye gibiydi. İlerledikçe motifler daha fazla anlam taşımaktan ziyade dönemin hikâyelerini, gösterişi ve zenginliği yansıtıyordu. Bu motifler, Efes'e ait en büyük sanat eserlerinden biri gibiydi. Mimariyi tamamlayan ve büyük geçitleri süsleyen bu motiflerin işlenişi hayranlık uyandırıcıydı.
Sonra Efes'teki motifleri inceledikçe onların sadece estetik bir rol oynamadığını, aynı zamanda o dönemin kültürel ve tarihsel zenginliğini yansıttığını fark ettim. Bu motifler, geçmişin izlerini taşıyarak bize bu antik şehrin hikâyesini anlatıyor.

Roksan'ın kadrajında motifler
Elif: Peki Fikret, Efes’i yürüyerek, koklayarak, dinleyerek, görerek ve ona dokunarak anlamaya çalışmak kitaplardan öğrendiğinden farklı olarak sana neler düşündürdü?
Fikret: Özellikle artık orada bir yerleşim yoksa antik kentlerin bir yerlisi olmaması üzerine düşündüm. Belki çok basit ama orada yaşayan birilerinin olmamasını garipsedim. Buradan yola çıkarak biz ziyaretçilerin nelere ihtiyaç duyduğunu, nasıl müdahalelerde bulunduğunu, geride neler bıraktığını araştırdım. Orada yaşayan kedilerin ve keçilerin arkada bıraktıklarını ve her yerden fışkıran doğal bitki örtüsünü inceledim.
Elif: Bu defa belki de kitaplardan öğrendiklerinden referansla Şirince’de, ormanda hangi bitkilere rastladın, onları nasıl tanıdın?
Fikret: İlk dikkatimi çeken Cyclamen oldu. Kuru çam döküntülerinin arasında pembe pembe açmıştı. Çamlar, zeytinler, yürürken düşmemek için pek dikkat edemediğim çeşitli çalılar. Bitkileri ilk olarak yapraklarından tanımaya çalışıyorum. Varsa meyvesinden, bunlar yoksa gövdesinden. “Daha önce tırmandığım bir ağaç mı?” diye soruyorum kendime.

Göze takılanlar
Bir aradalık üzerine: Şirince'de
Elif: Bir aradalık sizin için ne ifade ediyor? Residency boyunca “bir arada” ifadesinin karşılığı bir an yaşadınız mı?
Fikret: Bir aradalık benim için gücü ifade ediyor diyebilirim. Bir deste kalemi kırmak tek bir kalemi kırmaktan zordur. Benim için bir araya gelen insanlar da daha güçlüdür; birbirinin farklı özelliklerinden beslenir, öğrenir ve büyürler.
Bağ evinde yemek için sofraya oturduğumuz zaman, en bir arada hissettiğim an oldu. Herkes sofraya az çok katkıda bulunmuş ve zamanın tadını çıkarıyor gibiydi.
Roksan: Şirince’de geçirdiğimiz süre zarfında, her anın bir arada olmanın bir parçası olduğuna inandım.
Elif: Şirince’de daha önce tanımadığınız bir grup insanla belirli bir mahalde üç gün boyunca düşünerek, sorular sorarak ve anlamaya çalışarak geçirdiğiniz vakitte neler öğrendiniz ve gözlemlediniz?
Fikret: Bu vakitte en çok kendimi öğrendim. Yeni insanlarla vakit geçirmenin, tekrar ve derinlemesine; özenle tanışmanın ne kadar beni heyecanlandırdığını gözlemledim. “Bu heyecanı yaşadığım diğer alanlara taşıyabilir miyim?” sorusunu düşündüm.
Roksan: Özellikle kendimi dinlerken aynı zamanda çevremdeki insanları da dinlemeye özen gösterdim. Onların hikâyeleri, yaşam deneyimleri ve hissettikleri kendi deneyimlerimle buluştu. Bu deneyimlerin birleşimi, ileride hayata geçirmeyi düşündüğüm planlar konusunda bana büyük ölçüde ilham verdi.
Diğer yandan da residency, birlikte yaşamanın ve çalışmanın önemli öğretilerini sundu. Bu öğretiler, hem Şirince’de hem de bugün yaşadığım mahallede birlikte zaman geçirdiğim insanlarla ilgili beni düşündürdü.
Her birimizin farklı hayat amaçları ve yaşam tarzlarına sahip olduğunu ve bu farklılıkların bir araya geldiğinde, ortak değerleri nasıl oluşturduğunu gözlemledim. Daha iyi dinlemeyi ve soru sormayı öğrendim.
Birlikte yaşamanın ve birlikte çalışmanın gücünü ve dayanışmayı vurgulayan düşüncelerle döndüm. Birbirinden çok farklı insanlar, bir arada yaşayabilir ve ortak amaçlar için bir araya gelebilirler. Bu hem Şirince’de hem de kendi mahallemde, insanlarla daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmamı sağladı.
Elif: Aslında değinmek istediğim noktalardan biri de buydu: buradan yaşadığımız yere neler götürüyoruz? Şirince’de geçirdiğimiz günlerden hareketle yaşadığınız yerde ve yeni tanıdık—yabancılarla geliştirdiğiniz diyaloglarda nelere ihtiyaç duyduğunuzu fark ettiniz?
Fikret: Sözde İstanbul-Kadıköy adresim. Ancak bir süredir oraya ait hissetmiyorum. Özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra kendimi daha sık yer değiştirirken buldum. Sürekli seyahat hâlindeyim ve sanki yoldayken evimdeyim.
Evimde veya yolda karşılaştığım insanlarla diyaloglarda samimiyet ve biraz güvene ihtiyaç duyuyorum ya da o diyalogu sürdürecek kadar dinlenebilmiş olmaya. Bir yerde sakin kalabilmeyi tekrar öğrenmem, her gün aynı insanlarla rutin sohbetler yapabilmek üzerine kendimi geliştirmem gerek sanırım.
Roksan: Ben Teşvikiye’de yaşıyorum ve mahallem benim için önemli. Burada büyüdüm ve çevremdeki insanları yakından tanıyorum. Sokağımdaki apartman görevlilerini, ailelerini ve komşularımı biliyorum. Yıllardır buradaki bakkalın günlük koşuşturmasını izlerken halden çıkıp sokakta sebze satan ağabeyi selamlarım. En sevdiğim kahvecide saatlerimi geçiririm ve köşedeki kuaföre giderim. Çünkü mahallemde vakit geçirmekten keyif alıyorum ve böylece birlikte aynı mahalde yaşadığım insanlarları yakından tanıyor, mahallemde güvende hissediyorum.
Mahalleliyle tanıdık olmak, ihtiyaçlarımı ve duygusal gereksinimlerimi paylaşmamı kolaylaştırıyor. Onlarla ilişkimi güçlendirmek yaşadığım yeri daha güvenli kılıyor. “Mahallecilik” benim için tek taraflı bir alışveriş değil, birbirimize yardımcı olduğumuz bir ilişki şekli.
Elif: Fikret; Şirince’ye, Pamucak’a, ormana, zeytin ağacına ya da Efes’e bir soru soracak olsan hangisine, ne sorardın?
Fikret: Sanırım Efes'e sorardım: Bir zamanlar burada yaşayan insanlar nelerden ilham alırdı?
Elif: Son olarak Roksan, sen ekipten birine bir soru soracak olsan kime, ne sorardın?
Roksan: Kaan’a bir şef olarak yemekle ilişkisini sorardım. Yaptığı yemeklerde kendisinden neler kattığını merak ettim. En kısa zamanda onun mahallesine; Tomtom’a gidip Rutin’i keşfetmeyi planlıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Mahal: Şirince, Selçuk. SOLİ residency #0'ın ardından zihnimizde kalanlar: Şirince’ye, zeytine, Efes’e ve bir aradalığa dair diyaloglar.
30 Eki 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



