Spor, yenilik ve mizah: Spike ve Mike

Mars Blackmon, beyaz perdeden çıkıp basketbol sahalarının en ikonik figürü Michael Jordan ile bir araya geldi.
Spor, yenilik ve mizah: Spike ve Mike

19 Kasım - Sneaks Up - Punto
Sneaks Up ile birlikte

Campus’teyiz: Sneaks Up Şehrin enerjisinden, basketboldan ve sokak kültüründen aldığı ilhamı yenilikçi bir anlayışla buluşturan Sneaks Up , Akasya AVM içinde açılan yeni mağazasında deneyim odaklı Campus konseptini hayata geçiriyor. Sneaks Up Campus: Deneyim alanları oluşturarak ilham kaynağı yaratmayı amaçlayan Campus konseptli mağazalar, inovatif ürün lansmanları, DJ performansları, kişiselleştirilmiş ürünler, dans ve basketbol atölyeleri gibi farklı etkinliklerle bütünsel bir alışveriş tecrübesi sunuyor. Neler var? PlayStation alanı, basketbol sahası, kaykay alanı ve ürünlerin nakışla kişiselleştirilebildiği Custom Studio gibi deneyim mekânları bulunduran iki katlı mağaza, aynı zamanda Ala Nail Bar ve Petra Roasting Company şubelerine de ev sahipliği yapıyor. Sneaks Up ’ın hareketli dünyasıyla tanışmak için bu bağlantıya uğrayabilir, Campus’te buluşmak için Akasya AVM mağazasını ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Spike Lee, az tanınan bir yönetmenken ilk filminden bir karakter olarak tanıdığımız Mars Blackmon, beyaz perdeden çıkıp basketbol sahalarının en ikonik figürü Michael Jordan ile bir araya geldi. Lee, büyük bir spor hayranıydı. Özellikle de çok sevdiği New York Knicks’le olan bağı bambaşkaydı. Basketbola duyduğu tutkuyu her filminde gösteren Lee, Jordan ile nasıl hem komik hem de ikonik bir ikiliye dönüştü?

Spor, sanat, yenilik ve mizah

Complex

Nike, en değerli ürününü pazarlamak için yeni bir yaklaşım arıyordu. Bir basketbolcunun hünerlerini sergilediği ya da potaya zıplarkenki ağır çekim videoların dışında bir arayışa girmişlerdi. Daha yenilikçi bir reklam umuduyla Air Jordan reklamlarını hazırlaması için işi Wieden+Kennedy ajansına verdi. Reklamcı ve reklam yazarı Jim Riswold ve Bill Davenport’ın kurduğu Wieden+Kennedy ajansı, Jordan’ın basketbolcu olması dışındaki cazibesiyle ilgileniyordu. Onun sevilebilirliği zaten kanıtlanmıştı. Yeteneklerini - ne kadar yükseğe zıpladığını artık saniyeler içinde insanlara ulaştırmanın dışında bir şey yapmak istiyorlardı. Jordan, sahadaki katı oyunuyla agresif bir profile de sahipti. Riswold ve Davenport ikilisi, Michael Jordan’ı Chicago Bull’s taraftarlarının dışında da bir kitleye ulaştırmak istiyordu. Amaçları onu ülke genelinde bir ikon haline getirmekti.  

Wieden & Kennedy tarafından tasarlanan reklamın ilhamı da ajansın kreatif direktör Jim Riswold’un Spike Lee’nin "She's Gotta Have It" filmini izledikten sonra Lee ve Jordan'ı bir araya getirme fikriyle gelişti. Riswold, "Bunu Michael'la eğlenmenin bir yolu olarak gördük,onun sadece muhteşem smaç makinesini değil, insani tarafını da sunmak istedik.” 

Nike’ın diğer reklam çekimlerinde spor, atletizm ve güç vardı. Bir spor reklamında olması gereken tüm unsurlar farklı ve geleneksel şekillerde işleniyordu fakat sanki bir şey eksikti. Sporun ilk aklımıza getirdikleri atletik, güçlü olmak, dayanıklılık, kararlılık, azim, daimi motivasyon ve asla vazgeçmemek. Bunlar arasında eksik olan şey sporcuların çoğunlukla saha dışında sergiledikleri; gülmek ya da güldürmek gibi komik olabilme potansiyelleri yani mizah. Radikal bir sapmayla ve Spike Lee ile beraber işin içine mizah da dahil oldu. Lee, Jordan’ın eğlenceli bir yanını ortaya çıkardı.
“Tıpkı Space Jam’deki Jordan gibi.” 

Risewold; “Bize bir sporcuyla nasıl dalga geçeceğimizi ve bir sporcuya nasıl engel olacağımızı öğretti çünkü çoğu sporcunun oyuncu olmaktan daha iyi işleri var. Nike reklamcılığının geleceği için bazı şeyleri harekete geçirdi.” sözleriyle Spike Lee’nin reklama nasıl yön verdiğini anlatıyor.

Spike ve Mike, Nike'ın reklamlarında mizahı ilk denediği zamandı. Mizah, zamanla Nike kampanyalarının temel unsuru haline geldi. Hem Lee hem de Jordan'ın yer aldığı çok sayıda reklamda sergilenen mizah, halkın Jordan ile ilişki kurmasını sağladı. Sahadaki agresif tavrından ayrılan ve diğer takımların korkulu rüyası olan oyuncunun farklı bir yanı gün yüzüne çıktı.

Michael Jordan ve Mars Blackmon nasıl başladı?

sole collector

Spike Lee ve Michael Jordan muhakkak bir araya gelmeliydi. Ancak öncesinde aşılması gereken birkaç engel vardı. Lee’nin reklam ajansından duyduğu ilk şey: “Michael Jordan ile ulusal bir kampanyada yer almanı istiyoruz. Mars Blackmon'u oynamanı istiyoruz. Ancak bir sorun var. Michael Jordan filmini izlemedi ve senin kim olduğunu bilmiyor” oldu. Evet, Jordon henüz She's Gotta Have It'i izlememişti. Üstelik Spike Lee de hayatında hiç reklam filmi yönetmenliği yapmamıştı. Ortaya hayallerinin peşinden gitme konusunda ısrarcı iki karakter olunca tüm engeller kısa sürede ortadan kalktı. Jordan ve Lee, ilk olarak 1987'nin sonlarında, all-star maçında yayınlanan iki reklam filmi çekmek için bir araya geldi. İlk Nike reklamı, Jordan'ın üzerine smaç basarken Mars'ın pota kenarında asılı kaldığı "Hang Time" idi. 


Filmde Jordan, tek odağı basketbol oynamak olan birisi olarak karşımıza çıktı. Lee ise antrenörlere kafayı takmış biriydi. Lee’nin Jordan’a yönelttiği "Oyundaki en iyi oyuncunun kim olduğunu biliyor musun?" sorusuna Jordan "Ayakkabılar mı? Ayakkabılar olmalı!” cevabını verdi. İkilinin yarattığı kurgusal evrende Mars Blackmon, Jordan’a tapan bir karakterden onunla başrol paylaşan bir karaktere dönüştü. Air Jordan, kısmen bu sinematik reklamlar sayesinde dünya çapında ses getirdi. Mars Blackmon karakterinde onunla birlikte ünlendi.

Mars Blackmon nasıl ortaya çıktı?

Clothing co

Spike Lee’nin 1986 yılında yayınlanan ilk yönetmenlik denemesi She's Gotta Have It için yaratılan bir karakter olan Mars Blackmon’u ilk olarak hiçbir şekilde ayakkabılarını çıkarmayan bir karakter olarak tanıdık. Bu film aynı zamanda Lee’nin çıkış projesi oldu. Filmi baştan sonra Mars Blackmon olarak yazdı ve yönetti. Bununla da kalmayıp karaktere hayat verdi. Blackmon, filmde Michael Jordan ve Air Jordan'a aşık bir karakter. Spike Lee'nin doğal karizması ve Jordan'a olan bu bağlılığı, onu kurgusal karakteriyle birlikte Nike'ın reklamlarına taşıdı.

Spike Lee; “Bu film, dünyayı orijinal spor ayakkabı tutkunu Mars Blackmon ile tanıştırdı.” Bu film sayesinde, Mars Blackmon karakteri, Nike için her şeyi değiştiren Michael Jordan'la ilişki kurdu. Hızlı konuşan, Michael Jordan takıntılı bir bisiklet kuryesi olan Mars Blackmon, Do you know? Do you know? Do you know?” direyerek sonraki repliği hatırlamaya çalıştığı taktiğiyle akıllara kazındı. Nike evrenine geçişi Air Jordan III ile oldu. O dönemlerde Air Jordan III ayakkabısını görüp de Blackmon karakterinin replikleri aklına gelmeyen yoktu. Bu başarının yarattığı etkiyi Spike Lee’nin Reklam filmi patladığında tamamen şaşırdım. Patladı, kültürü değiştirdi ve ben de bunun bir parçası olduğum için mutluyum. Ve yüzde 100 tesadüftü. sözlerinden anlamak mümkün.

Sahada ne oluyordu?

New York Times

Sıkı bir Knicks fanatiği olmasına rağmen, Lee hep Michael Jordan'ı destekledi. Jordan da her New York Knicks maçında hep motive oldu. Jordan’ın kariyeri boyunca Bulls, play-offlarda Knicks ile 5 kez karşı karşıya geldi — Chicago bu karşılaşmaların 5'ini de kazandı. Knicks, 1994 play-offlarında Chicago'yu yenmeyi başardı ancak Jordan o zamanlar beyzbol oynamak için ligden ayrılmıştı.

O dönem NBA, şu anki yapısına henüz kavuşmamıştı ve parasal sıkıntılar çekmekteydi. Mars Blackmon, NBA'i yok olmaktan kurtardı diyebilir miyiz emin değilim. Ancak Jordan ve Mars Blackmon olarak yedi Nike reklamını yöneten film yapımcısı ve aktör Spike Lee, NBA'e aynı anda pozitif, eğlenceli ve güçlü bir kimlik kazandırdı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🏀 🎬 Spor, yenilik ve mizah: Spike ve Mike

Spike Lee ve Michael Jordan nasıl hem komik hem de ikonik bir ikiliye dönüştü?

26 Kas 2022

Sneaks Up ile birlikte
Complex

YAZARLAR

Burcu Biçer

Editor @ Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

'Kış Kurdu'nun ıskaladığı hikaye: Novak Djokovic aynada kimi görüyor?

Her şeyi kazanan, bütün rekorları kıran ve rakiplerini geride bırakan biri neden hâlâ bırakamaz? "Novak Djokovic: Kış Kurdu" belgeseli, bu soruyla yola çıkıyor ama Djokovic’in karakterini tüm karmaşıklığıyla ele almak yerine çoğu kez onun kendi anlatısına teslim oluyor. Ortaya, zaferi mutlulukla karıştıran ve bütün dünya yenildiği hâlde rahatlayamayan huzursuz, çelişkili ve zaman zaman insanı öfkelendiren bir adam hakkında fazlasıyla huzurlu bir hikaye çıkıyor.

Ömer Şentürk

·

27 Ağu 2026

'Kış Kurdu'nun ıskaladığı hikaye: Novak Djokovic aynada kimi görüyor?
Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede