Süper Lig’de son dönemeç: Galatasaray finale, Fenerbahçe nereye?

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Süper Lig’de bitime 4 hafta kala dananın kuyruğu koptu kopacak. Liderin 8 puan gerisine düşen Fenerbahçe tarafı, yarışın bittiğine dair kabulünü başta Başkan Ali Koç’un söylemleriyle kamuoyuna ilan ediyor. Galatasaray’da resmî açıklamalar temkinli olsa da yönetimin bir yandan şampiyonluk kutlamalarına hazırlandığına dair haberler de muhabirler tarafından yazılıyor. Fenerbahçe bu akşam Başakşehir’e konuk olacak ve puan kaybetmesi hâlinde Galatasaray’ın Trabzonspor deplasmanında şampiyonluğunu ilan etme şansı bulunuyor. Fenerbahçe’nin alacağı sonuçlardan bağımsız olarak kalan 4 haftada sarı-kırmızılılar 4 puan toplarsa 25. şampiyonluğunu elde edecek ve 5. yıldızı takacak.
Son çeyreğin ilk sınavı
Punto’da şampiyonluk yarışına dair en son 2.5 ay önce yazmıştık. Ligin 25. haftasıydı, Galatasaray 6 puan farkla öndeydi ve evinde Fenerbahçe’yi ağırlayacaktı. Sarı-kırmızılılar Avrupa’dan yeni elenmişti, kadrosu formsuz, yorgun, sakat oyuncularla doluydu. Okan Buruk'un elinde bir oyun kalmamış gibiydi. Fenerbahçe ise son 7 maçını kazanmış, Avrupa’da bir üst tura yükselmişti. Rekor bonservis bedeliyle kadroya katılan Youssef En Nesyri başta olmak üzere futbolcular formdaydı. Milan Skriniar, Galatasaray’a atılan “transfer çalımı” ile kadroya katılmış, uzun süredir beklenen ve “Süper Lig bug’ı” olduğu varsayılan Talisca, Arabistan’dan Kadıköy’ün yolunu tutmuştu. Üstelik ligin son çeyreğine giriliyordu ve dünyaca ünlü teknik direktör Jose Mourinho’dan kendi camiası tarafından sert şekilde eleştirilen, sorgulanan Okan Buruk’a karşı “farkını” ortaya koymasını bekleyenlerin sayısı yüksekti.
Ama anlaşılan Mourinho “aceleci” değildi! Rakibini bu kadar formsuz hâlde yakalamışken deplasmanda elde edilecek bir derbi galibiyetiyle tüm rüzgarı arkasına alması mümkünken pasif bir 90 dakika geçirdi. Maçtan sonra Galatasaray’ı “kazanmak istememekle”, “savunma yapmakla” eleştirse de kendisinin de bu tabloyu değiştirmek için çaba sarf etmediği açıktı. Neticede deplasmandan 1 puanla döndü ve puan farkı korunmuş oldu. Belki de Galatasaray’ın nispeten daha zor görünen fikstürüne, düşen form grafiğine güvendi ve farkı kapatacağını düşündü. Büyük bir fırsatı kaçırdığının, Okan Buruk’a nefes alma, toparlanma ve yeniden sıçrama fırsatı tanıdığının farkında değildi.
Okan Buruk’un hayati çözümleri
Sezon başında defansif, yırtıcı, dinamik orta saha transferi bekleyenlere yanıtını "Sara ve Torreira'nın yanına bir de 8 numara lazım" diye bir şey okudum, herhalde 12 kişi oynayacağız. Ne oynadığımız sistemi ne de yapmak istediğimizi bilen var" açıklamasıyla veren Okan Buruk, bu yanlış tespitinin kendisine Avrupa’da başarıya mal olduğunu geç de olsa kabul etti. Torreira-Lemina orta sahasını ilk kez Fenerbahçe maçında sahaya sürdü ve rakibi kilitleme anlamında başarılı bir sonuç elde etti.
Haftaya Kasımpaşa maçında alınan 3-3’lük beraberlik sonrası bu tandemden vazgeçse de sorun orta saha ikilisinde değil Yunus Akgün’ün sakatlığında ve Dries Mertens’in formsuzluğundaydı. Barış Alper Yılmaz-Roland Sallai kanatları atletik, güçlü ama yaratıcılıktan uzaktı. Bu da takımın hücumda çözümler üretme şansını azaltıyordu. Yunus Akgün, henüz tam iyileşmese de, devresine 1-0 geride girilen Alanyaspor maçının ikinci yarısıyla takıma döndü. Galatasaray o maçı 2-1 kazandı ve ilk kritik eşiği aştı. Okan Buruk daha sonra 10 numara sorununu Mertens’in yerine Alvaro Morata’yla çözebileceği hayaline kapıldı.
Bu model Antalyaspor maçı 4-0 kazanılınca iyi sonuç vermiş gibi gözüktü ama Beşiktaş yenilgisi Buruk’u son yanlışından da döndürdü. Beşiktaş mağlubiyetinden 5 gün sonra Fenerbahçe deplasmanında çıkılan Türkiye Kupası çeyrek finali müsabakasıyla Okan Buruk doğru kurguyu buldu. Özetleyecek olursak, Lemina-Torreira ile defansif açıdan kırılgan olmayan doğru orta saha yapısı oluşturuldu, Yunus Akgün’ün iyileşmesiyle hücum kanatlarında yaratıcılık ve çeşitlilik sağlandı. Mertens’in yerine Gabriel Sara’nın geçmesiyle merkezdeki kompaktlık korundu ve yerleşik oyun güçlendirildi.
Deplasmanda net bir futbolla alınan Fenerbahçe zaferi kara bulutları dağıttı, doğru oyun Samsunspor deplasmanında rahat bir galibiyet getirdi ve işin aslı sarı-kırmızılılar o günden beri arkasına hiç bakmadı. Bodrum, Eyüp, Sivas, kupadaki Konya maçlarının hepsi sağlam futbolla kazanıldı. Hâlâ sorunlar var elbette, kış transfer döneminde tüm planlar 3-4-1-2’ye göre yapıldığı için Lemina hariç tüm hamleler aslında boşa düştü. Bu da sağ kanat beki Frankowski’nin 4’lünün sağ bekinde sıkıntı yaşamasına, İspanya millî takımının golcüsü, yüksek maliyetli Morata’nın yedek kalmasına neden oldu. Ama artık bu sorunları gelecek döneme bırakma lüksü var.
Koç ve Mourinho’nun fahiş hataları
Galatasaray son 2.5 ayda saha içindeki tüm sorunlarını teker teker çözerken Fenerbahçe tüm kritik maçlardan yara alarak çıktı. Galatasaray’a evinde yenildi, kendisinden çok daha düşük maliyetli bir kadroyla oynayan Glasgow Rangers’a elendi, içeride 10 kişi kalan Samsunspor’a, sayısız eksikle konuk ettiği Kayserispor’a puan verdi. Son olarak Kadıköy’deki Beşiktaş yenilgisi 3’e kadar düşen puan farkını yeniden 8’e çıkardı ve camia çözüldü. Bugün gelinen noktada medya otoritelerinin “iyi futbol oynatmasa da sonuç alma garantisi verdiğini” savunduğu Mourinho, tüm kritik maçları yanlış kurgular ve oyun içi müdahalelerle kaybetti. Yönetimden aldığı tüyolarla giriştiği saha dışını gerginlikle, polemikle idare etme stratejisi hem kendini kötü durumlara düşürdü hem de başka şartlarda iç krizle dağılması muhtemel Galatasaray’ı diri ve birleşik tuttu. 2 yıl üst üste şampiyon olan Galatasaray’ın rehavete gireceği vardıysa da Mourinho’nun söylemleriyle, “maymun gibi” gafıyla, Okan Buruk’a fiziksel müdahalesiyle, kaybettiği maçlardan sonra basın toplantısına çıkmamasıyla bunun önüne geçti.
Bugün Galatasaray camiası “Şen ola” tezahüratını söyleyip sezonu çifte kupayla bitirmenin, üst üste 3 kez şampiyon olmanın, beşinci yıldızı takmanın, Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılmanın hayalini kuruyor. 2014’ten beri şampiyon olamayan Fenerbahçe camiası ise hem teknik direktörünü hem oyuncu grubunu hem de Ali Koç’u ciddi şekilde tartışıyor. Ali Koç hafta içi düzenlediği basın toplantısıyla tüm bu tartışmaların ne kadar haklı olduğunu, Fenerbahçe’nin neden bir türlü -hadi insaflı eleştirmiş olalım- şeytanın bacağını kıramadığını ilk ağızdan itiraf ediyor. Sadece hocalara teknik taktik müdahaleler konusunu açıp Mourinho hakkında “Birkaç konuda ben kendisini ikaz ettim, ikazlarım gerçekleşince geldi özür diledi, bir daha böyle olmayacak dedi” anekdotunu aktarmış olması dahi içinde bulunduğu akıl tutulmasını göstermesi bakımından yeterli. Fenerbahçe buradan nereye gidecekse şu iki çelişkiyi kökünden çözerek gitmeli:
- Ali Koç, futbolu—bence zamanı çoktan geçmiş olsa da- dünyanın en meşhur hocalarından Mourinho’dan (Jesus’a da 3’lü konusunda uyarıları vardı hatırlarsanız) iyi biliyorsa neden ona 10+milyon avro maaş ödüyor?
- Mourinho’nun iddia ettiği üzere “Zaten ligi kimin kazanacağı belli” ise, “Futbolcular da bunu biliyor” ise neden Ali Koç'un dediği gibi tarihin en pahalı kadrosu kuruluyor?
Fenerbahçe’de tamamen yönetimin sorumlu olduğu krizin çözümü ancak kendilerine, hocalarına ve taraftarlarına karşı dürüst olmalarıyla başlayabilir. Mayıs-Haziran ayları bu açıdan önemli gelişmelere gebe.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



