Suudi Arabistan'ın "fütüristik" mimari projeleri

Suudi Arabistan, yeni fütüristik mimari projeleriyle kentsel yaşamın sınırlarını sil baştan çizmeyi planlıyor.
Suudi Arabistan'ın "fütüristik" mimari projeleri

16 Mart - BANDWITT - Quando
BANDWITT ile birlikte

Dijital dönüşüm partneriniz: BANDWITT Firmaların ihtiyaçlarını belirleyerek onları en doğru teknoloji çözüm ortaklarıyla eşleştiren akıllı ve yenilikçi teknoloji eşleştirme platformu BANDWITT , iş süreçlerindeki teknoloji kullanımının artırılması ve dijital dönüşümün hayata geçirilmesi için firmaların tercih ettiği ilk adres olmayı hedefliyor. Nedir? Sayısı her geçen gün artan çözüm ortakları havuzunda Türkiye’den ve diğer ülkelerden farklı çözümleri bulunduran BANDWITT , 250’den fazla teknoloji şirketi, yazılım evi ve teknoloji girişimini araştırıp analiz ederek bulduğu çözümleri firmalarla buluşturuyor. BANDWITT ile çalışan firmalar; Teknoloji çözümlerine ulaşımında ve teknoloji satın alımındaki zorlukları geniş çözüm ortağı havuzunu kullanarak hızlıca aşabiliyor. Teknoloji ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde uygulamaya geçirerek iş süreçlerinde verimlilik ve kâr sağlıyor. Aylık esnek üyelik modeli sayesinde teknoloji dönüşümünü sabit ve uygun bütçelerle yönetme ve firmanın özel ihtiyaçlarına yönelik farklı hizmetlere ulaşma fırsatına sahip oluyor. BANDWITT hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için burayı ziyaret edebilir, size en uygun çözümlerle eşleşmek için [email protected] adresiyle iletişime geçebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Blade Runner, Ghost in the Shell ve The Jetsons gibi klasikleşmiş bilim kurgu eserlerinden alışık olduğumuz fütüristik, akıllı şehirler uzun süredir sahnede olan bir konu. Gelgelelim, pek çok insanın hayalini süsleyen ve günümüzde alışık olduğumuz şehir karmaşasına ilişkin birçok çözüm sunma vaadi veren bu şehirler henüz bir bilim kurgu elementi olmanın ötesine geçebilmiş değil.

Ancak bu durum, yakın bir gelecekte değişebilir gibi duruyor.

Suudi Arabistan, uçsuz bucaksız bir çölün ortasında sıfırdan fütüristik bir “bölge” inşa ediyor. Suudi Arabistan’ın fiili lideri, "MBS" olarak da bilinen Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın fikri olduğu belirtilen “Neom” isimli bu mega projenin yaklaşık olarak 26 bin kilometreden daha büyük bir alanı kapsayacağı aktarılıyor. Bu, Neom projesinin, 7 milyon nüfusuyla ABD’nin en kalabalık eyaleti olan Massachusetts ile aynı büyüklükte olacağı anlamına geliyor. Dahası, projenin tamamlanmasının 500 milyar dolar gibi bir karşılığı olabileceği değerlendiriliyor.

CNBC'ye verdiği röportajda "Muhammed bin Selman kendisini Suudi Arabistan'daki muhafazakar kraliyet ailesi içinde liberal bir lider olarak yansıtmak istiyor" ifadelerini kullanan Leibniz-Zentrum Moderner Orient enstitüsünden araştırma görevlisi Ali Doğan, Neom’un “Suudi Arabistan'da ve genç Suudi nüfusta bu liberalleşme sürecinin bir parçası olarak görülen mega bir proje" olduğunu değerlendiriyor.

Projeye yönelik eleştiriler ise Neom’un, ABD istihbarat yetkililerinin 2018'de gazeteci ve Suudi muhalif Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinin arkasında Prens'in olduğu sonucuna varmasının ardından Veliaht Prens'in imajını düzeltmek için yaptığı bir başka girişim olduğu yönünde. Bir diğer eleştiriye göreyse Neom, dikkatleri Suudi Arabistan'ın insan hakları sicilinden uzaklaştırmanın bir yolu.

Gelin, bu mega projenin detaylarına birlikte bakalım.

Nedir?

Tartışmasız bir şekilde dünyanın en tartışmalı ve en büyük mimari projesi olan Neom, içinde en az projenin kendisi kadar “mega” boyutlarda olan birçok farklı unsuru bulunduruyor. Ancak, genel anlamıyla Neom, Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından ülkenin kalkınması için tahsis edilmiş geniş bir alan olarak tanımlanabilir. Bu noktada, Neom’un bir şehir projesi olmadığını; çok sayıda şehir, tatil köyü ve tesisi içeren bir bölge olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Proje büyük ölçüde Suudi Arabistan hükümeti adına yatırım yapan Kamu Yatırım Fonu tarafından finanse ediliyor. Neom'un inşası için kurulan ve İcra Kurulu Başkanı Nadhmi Al-Nasr tarafından yönetilen Suudi kalkınma şirketi, fonun projeye 500 milyar dolar katkıda bulunduğunu iddia ediyor. Bununla birlikte, bu plan, Suudi Arabistan'ın petrole olan bağımlılığını azaltmak amacıyla ülke ekonomisini çeşitlendirmeyi amaçlayan Vizyon 2030 planının bir parçasını oluşturuyor.

Nerede? Neleri kapsıyor?

Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında yaklaşık 26 bin 500 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Neom, güneyde Kızıldeniz; batıda ise Akabe Körfezi ile sınırlanıyor.

Neom’un, kendi içinde 10 farklı projeden oluşacağı belirtiliyor. Bunlardan şu an için en “ünlü” olanları ve hakkında en çok bilgi sahibi olduklarımız ise Line, Oxagon, Tojena ve Sindalah.

Hangi mimarlık stüdyoları tarafından tasarlanıyor?

Neom projesini tasarlayacak mimarlık stüdyolarının tam kapsamı bilinmiyor; ancak elimizde birkaç tane resmî olarak duyurulmuş isim mevcut.

Neom’un internet sitesine göre ABD merkezli mimarlık stüdyosu Aecom, projenin ortağı olarak listelenmiş bulunuyor. Projenin geliştiricisi; Bileşik Krallık merkezli Zaha Hadid Architects, Hollanda merkezli uygulama UNStudio, ABD merkezli stüdyo Aedas, Almanya merkezli stüdyo LAVA ve Avustralya merkezli stüdyo Bureau Proberts’in Trojena’nın tasarımı üzerinde çalıştığını aktarıyor. Hollanda merkezli stüdyo Mecanoo’nun da Trojena üzerinde çalıştığını doğruladığı biliniyor. Öte yandan, İtalya merkezli süperyat ve mimarlık stüdyosu Luca Dini Design and Architecture ise Sindalah’ın tasarımcıları olarak açıklandı.

Bunlara ek olarak, daha pek çok farklı stüdyo da Neom ile ilişkilendiriliyor. ABD merkezli stüdyo Morphosis’in uzun süredir Line’ın baş mimarı olduğu söyleniyor. Stüdyonun kurucusu Thom Mayne’in geçen ay “Suudi Arabistan’da hakkında konuşamayacağı büyük bir planlama işi” olarak tanımladığı bir şehir projesi üzerinde çalıştığını söylemesi de bu iddiayı doğrular nitelikte. Bununla birlikte, Line üzerinde çalıştığı düşünülen stüdyolar arasında ABD merkezli Pei Cobb Freed & Partners, Tom Wiscombe Architecture, Oyler Wu Collaborative ve HOK’un; Birleşik Krallık merkezli Adjaye Associates ve CHAP’in; Avusturya merkezli Coom Himmelblau ve Delugan Meissl Associated Architecth'in ve İtalya merkezli Studio Fuksas’ın da adı geçiyor.

Projenin tasarımına, Line’ın şehir planlama şefi olan Barselona eski belediye başkan yardımcısı Antoni Vives liderlik ediyor. Öte yandan, başlangıçta Foster + Partners’dan İngiliz mimar Norman Foster’ın Neom danışma kurulunda olduğu; ancak Kaşıkçı cinayetinin ardından projeden çekildiği belirtiliyor. Stüdyodan bir sözcünün, firmanın şu anda söz konusu proje üzerinde çalışmadığını açıklaması da bunu doğruluyor.

Ne zaman?

Neom, oldukça iddialı bir zaman çizelgesine sahip. Buna göre, mevcut durumda 2 bin 400 personelin çalışmakta olduğu ifade edilen projenin büyük bir kısmının 2030 yılına kadar inşa edilmiş olması hedefleniyor.

Tamamlanan ilk unsurun ise Sindalah olması planlanıyor. Neom’un geliştiricisine göre Sindalah’ın, ilk misafirlerini 2024 yılının başlarında kabul etmeye başlaması bekleniyor. Bunu ilk sakinlerinin 2024’e kadar taşınması ve kara kısmının 2030’a kadar tamamlanması planlanan Oxagon takip ederken Trojena’nın da 2026 yılında açılması bekleniyor.

Son olarak, Neom’un en büyük elementi olan Line’ın 2045 yılına kadar kullanıma sunulmuş olması bekleniyor. Asıl hedefin 2030 yılında 1 milyon insanın Line’da yaşaması olduğu aktarılırken konuya ilişkin yorumda bulunan pek çok kişi, bu zaman çizelgelerinin pek de inandırıcı olmadığı konusunda hemfikir olmuş durumda.

Projeyi oluşturan unsurlara dair bilinenler

Line

Neom’un en hayati parçası olarak nitelendirilen Line, fütüristik mimariye sahip 170 kilometrelik doğrusal bir şehir olarak planlanıyor. Neom bölgesi boyunca doğudan batıya uzanacağı belirtilen şehrin, 200 metre arayla yükselen 500 metre yüksekliğinde iki paralel, doğrusal ve cepheleri ayna ile kaplı gökdelenlerden oluşacağı aktarılıyor. Neredeyse Belçika büyüklüğünde olacağı tahmin edilen Line’ın 2030’a kadar inşa edilen kısmının 1,5 milyon; son hâlinin ise 9 milyon kişiye ev sahipliği yapması bekleniyor.

Line’a dair en dikkat çekici unsurlardan biri ise projede herhangi bir yol olmaması olarak karşımıza çıkıyor. Bu, şehirde otomobil kullanılamayacağı anlamına geliyor. Bunun nedeniyse, projeye göre Line’ın, şehir sakinlerinin şehri bir uçtan diğer uca sadece 20 dakikada katetmesini sağlayacak kapasiteye sahip yüksek hızlı bir treni barındıracak olması. Ayrıca, sosyal alanların şehirde yaşayanlara yalnızca 5 dakikalık yürüme mesafesinde olacağı belirtiliyor ki bunun da Line’da geçerli olacak otomobil yasağının temel nedenlerinden biri olduğu söylenebilir.

Line’ı bir proje olarak bu kadar özel kılan bir diğer şey ise şehrin tıpkı Neom’un geri kalan projelerinde de olduğu üzere “net sıfır” olacak olması. Neom'un kentsel planlamadan sorumlu yönetici direktörü Tarek Qaddumi, %100 yenilenebilir enerjinin kullanılacağı şehir için "Line'ı refah, yaşanabilirlik ve çevrenin korunmasını birleştirmek için yeni bir ölçüt belirleme konusunda eşsiz bir fırsat olarak görüyoruz." ifadelerini kullanıyor. 

Line/Neom

Bütün bunlarla birlikte, Line’ın ve genel olarak Neom’un planlanıldığı şekilde hayata geçirilmesi hâlinde kentsel alanlarda yaşam için yeni bir standart oluşturacağı söylenebilir. Tabii, modern şehirlerde var olan araba hegemonyasından hava kirliliği ve kentsel yayılmaya kadar pek çok sorun için bir çözüm sunacağı ve şehirleşme anlayışını baştan yazacağı iddia edilen Line’a yönelik eleştiriler de yok değil.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, Qaddumi, Line’ın “net sıfır karbonlu bir şehir” olacağını açık bir şekilde belirtiyor. Bir yapının net sıfır olması, o yapının kullanım ömrü boyunca açığa çıkarabileceği olası tüm emisyonların ortadan kaldırılması gerektiği anlamına geliyor. Bu da hem inşaat tedarik zincirinden kaynaklanan somutlaştırılmış karbon emisyonlarını hem de bir yapının kullanımından kaynaklanan operasyonel karbon emisyonlarını içeriyor. 

Qaddumi, bu sorunun önüne geçilmesi amacıyla Neom'un en az somutlaşmış karbona sahip ürünlerin seçilmesini sağlamak için "yeşil inşaat malzemesi" araştırmasına adanmış bir ekibi olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, önlenemeyen karbon emisyonları için de atmosferik karbonu ortadan kaldıran teknolojiler kullanılacağı belirtiliyor. 

Dezeen’e konuşan akademisyen Philip Oldfield ise bu fikre pek katılmıyor gibi duruyor. Line’ın inşasında ortaya çıkacak “büyük miktarda somutlaştırılmış karbonun” şehrin sağlayacağı görece küçük çevresel faydaları bastıracağını düşündüğünü aktaran Oldfield, "Düşük karbonlu malzemelerden 500 metre yüksekliğinde bir bina inşa edemezsiniz," diyerek bunun olağanüstü miktarda çelik, cam ve beton gerektireceğini belirtiyor. Oldfield, Line'ın inşasının 1,8 milyar tondan fazla somut karbondioksit üreteceğini tahmin ediyor ki bu miktar, Birleşik Krallık'ın tüm emisyonlarının dört yıldan fazlasına eşdeğer.

Ayrıca, her ne kadar Qaddumi, Line’ın doğrusal bir şehir olarak tasarlanmasının arkasında yerel vahşi yaşamı koruma çabaları olduğunu söylese de Oldfield, şehrin aynalı yapısının biyolojik ve yerel vahşi yaşam için de sorun oluşturabileceğini belirtiyor. Ayna gibi yansıtıcı yüzeylerin her yıl kuş ölümlerinin başlıca nedenlerinden biri olduğunu düşündüğümüzde Oldfield’ın endişeleri daha ciddi bir anlam kazanıyor.

"Dünyanın en büyük yüzen yapısı": Oxagon

Neom bölgesinin en güneyinde Kızıldeniz üzerinde inşa edilecek olan ve “Dünyanın en büyük yüzen yapısı” olacağı öne sürülen Oxagon, Süveyş Kanalı’ndan geçen gemilerden faydalanmak üzere tasarlanan sekizgen şekilli bir liman kenti ve lojistik merkezi olarak tanımlanıyor. Küçük kanallarla birbirine bağlanan su dolu meydanlar etrafında düzenlenecek olan yüzen şehrin, bir kruvaziyer terminali ve oşinografik araştırma merkezini de içereceği belirtiliyor. Ayrıca, Oxagon'un merkezinde Nesnelerin İnterneti (IoT), insan-makine füzyonu, yapay ve öngörücü zeka ve robotik gibi en gelişmiş teknolojilerin benimsenmesinin yer alacağı ve bunların tümü Neom'un hedeflerini gerçekleştirmek için tam otomatik dağıtım merkezleri ve otonom son mil teslimat varlıklarından oluşan bir ağla birleştirileceği belirtiliyor.

Neom

Oxagon’un Neom ve Krallık’ta ekonomik büyüme ve çeşitlilik için bir katalizör görevi göreceğini söyleyen Muhammed bin Salman, "Oxagon, Neom için istihdam ve büyüme yaratırken çevreyi koruyarak gelecekte dünyanın endüstriyel kalkınma yaklaşımının yeniden tanımlanmasına katkıda bulunacak. Suudi Arabistan'ın bölgesel ticaretine ve ticaretine katkıda bulunacak ve küresel ticaret akışları için yeni bir odak noktası oluşturulmasını destekleyecektir." şeklinde aktarıyor.

"Çölün kalbinde kış atmosferi": Trojena

Neom bölgesinin kuzeyine yakın Sarawat Dağlarında bir kayak merkezi olarak planlanan Trojena’nın 60 kilometrekareye yayılacağı ve yıl boyunca kayak imkânı sunacağı ifade ediliyor. Neom CEO’su Nadhmi al-Nasr’ın belirttiğine göre “çölün kalbinde kış atmosferini yaratmak” için uygun altyapıya sahip olacak olan bu tesis, Akabe Körfezi kıyısından yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta, 1.500 metre ile 2 bin 600 metre arasında değişen yüksekliklere sahip dağlık bir alanda inşa ediliyor.

Ülkede açık havada kayak yapılabilecek ilk yer olma potansiyeli taşıyan Trojena, her şeyin plana göre gitmesi hâlinde 2029 Asya Kış Oyunları’na da ev sahipliği yapacak.

"Lüks seyahatin geleceği": Sindalah

Kızıldeniz’de bir süper lüks ada tatil tesisi olarak tasarlanan ve Neom projesinin tamamlanan ilk parçası olması planlanan Sindalah’ın hedefinde yatçılık camiası yer alıyor. 840 bin metrekarelik bir alana yayılan adada 86 yataklı bir marina ve çok sayıda otel bulunacağı aktarılıyor. 

Neom

Sindalah’ı “lüks seyahatin geleceği” şeklinde tanımlayan bin Salman, "Sindalah, Neom'un Kızıldeniz'deki ilk lüks ada ve yat kulübü destinasyonu olacak ve Kızıldeniz'e doğal bir geçit sağlayarak bölgenin en heyecan verici ve çekici turizm lokasyonu hâline gelecek" ifadelerini kullanıyor.

"Riyaad'ın yeni yüzü": Yeni Murabba ve Mukaab

Kamu Yatırım Fonu tarafından açıklanan en son proje olan "Mukaab”, yukarıda bahsettiklerimizin aksine Neom’un değil, Suudi Arabistan tarafından tasarlanan bir başka oldukça tartışmalı mimari proje olan, başkent Riyad’ın kuzeybatısında inşa edilecek Yeni Murabba şehir merkezi planının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Tıpkı Neom gibi Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 planı dahilinde olan ve 19 kilometrelik bir alana yayılacağı aktarılan bu proje, "Riyad'ın yeni yüzü" olarak tanımlanıyor. Murabba şehir merkezinin odağında ise 400 metre yükseklik ve 400 metre genişliğe sahip devasa boyutlarda küp şeklinde bir gökdelen olarak tasarlanan Mukaab’ın yer alması planlanıyor. 

Deezer

Kamu Yatırım Fonu, tamı tamına 20 Empire State Binası’nı barındıracak kadar büyük olacağını iddia ettiği Mukaab gökdeleninin “dünyanın en büyük yapılarından biri” olacağını öne sürüyor. Hükümet tarafından 2030 yılına kadar tamamlanacağı ifade edilen projenin ayrıca dijital ve sanal teknolojilerden yararlanacağı ve bu şekilde oluşturulan hologramlar aracılığıyla gökdelenin “sürekli değişen ortamlar” sunacağı belirtiliyor.

Yeni Murabba’nın, 100 bini aşkın konut ve 9 bin otel odasının yanı sıra 980 bin metrekareden daha büyük bir alana yayılan mağaza ve 1,4 milyon metrekare ofis alanı içereceği aktarılıyor. Bununla birlikte, 15 dakikalık yürüme mesafesinde yaşam, çalışma ve eğlence alanları vaat eden ve havaalanına ulaşımın arabayla 20 dakika süreceğinin belirtildiği Murabba; 80 eğlence ve kültür mekânı, teknoloji ve tasarım üniversitesi, çok amaçlı sürükleyici bir tiyatro ve "ikonik" bir müzeye de ev sahipliği yapacak. 

"Cennette" problem: “Ahlaki ikilem”

Suudi Arabistan ve Londra merkezli insan hakları örgütü ALQST, geçtiğimiz yıl ekim ayında, Neom bölgesinden zorla tahliye edilen Shadli al-Huwati, Inrahim al-Huwati ve Ataullah al-Huwati isimli üç kişinin ölüm cezasına çarptırıldığını bildirdi. Projenin inşa edildiği yerde yaşayan ve tahliye edilmeye karşı çıktıkları için 2020’de gözaltına alındığı belirtilen üç vatandaş için ALQST'nin etkinlik başkanı Abdullah Aljuraywi, "Bu şok edici cezalar, Suudi yetkililerin insan haklarına karşı duyarsızlığını ve evlerinden zorla çıkarılmalarını meşru bir şekilde protesto eden Huveytat aşireti üyelerini cezalandırmak için almaya hazır oldukları acımasız önlemleri bir kez daha gösteriyor," ifadelerini kullanıyor.

Grubun bildirdiğine göre İbrahim al-Huwati, Neom projesi için arazi teminini görüşmek üzere Suudi hükümet yetkilileriyle bir araya gelen Tabuk vilayeti sakinlerinden oluşan resmî bir heyetin de parçasıydı.

Uluslararası Af Örgütü Birleşik Krallık Ekonomik İlişkiler Program Direktörü Peter Frankental ise konuya ilişkin olarak Neom'u tasarlayan mimarlık stüdyolarının "ahlaki bir ikilemle" karşı karşıya olduklarını ve projeye devam etme konusunda "iki kez düşünmeleri" gerektiğini söylüyor. Stüdyoların yukarıda bahsi geçen insan hakları ihlallerinin “farkında olmaları gerektiğini” belirten Frankental, zorla tahliyelerden nihai olarak Suudi hükümetinin sorumlu olduğunu; ancak projeyle ilgili mimarlık stüdyolarının da bu insan hakları ihlalinden mali olarak fayda sağlayacağını savunuyor. Ayrıca, Frankental, bu ahlaki ikilemin mimarlık stüdyolarının itibarlarını da etkileyebileceğini düşünüyor.

“Şirketlerin neye bulaştıklarının ve iş ilişkileri yoluyla bağlantılı olacakları insan hakları ihlallerinin ve bunun etkilerinin farkında olma sorumlulukları var," şeklinde konuşan Frankental, "Bunlar, Neom'u tasarlayan şirketleri meydana gelen insan hakları ihlallerine çok yaklaştıran faktörlerdir. Ve bu koşullar altında yatırım yapmak isteyip istemedikleri konusunda iki kez düşünmeleri gerekiyor." diye de sözlerine ekliyor.

Buna ek olarak Frankental, Neom’da çalışacak bir göçmen işçi sorunu olduğuna da dikkat çekiyor. Temizlikçiler, güvenlik görevlileri, ev işçileri ve geriye kalan tüm diğer işçiler derken burada binlerce insanın söz konusu olduğunu belirten Frankental, “İş bulma kurumlarının fahiş ücretlerine maruz kalmaları durumunda ne tür bir telafi söz konusu olacak? Çalışma koşullarından şikayetçi olurlarsa vizeleri iptal edilebilir ve bir çırpıda sınır dışı edilebilirler.” ifadelerini kullanıyor.

Dolayısıyla, zaten özünde oldukça tartışmalı olan bu projelerin insan hakları ihlallerine de konu olmasıyla birlikte, Neom'a yatırım yapan herhangi bir firmanın Suudi hükümetiyle çözmeye çalışması gereken birden fazla sorun var gibi gözüküyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

🌇 Kentsel yaşamın "geleceği"

Suudi Arabistan, yeni fütüristik mimari projeleriyle kentsel yaşamın sınırlarını sil baştan çizmeyi planlıyor.

16 Mar 2023

BANDWITT ile birlikte
Neom

YAZARLAR

İrem Denli

Teknoloji Editörü

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Doğa Yurduneri

·

13 Tem 2026

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Ümit Alan

·

10 Tem 2026

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır
QuandoQuando

HİKAYE

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Doğa Yurduneri

·

09 Tem 2026

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Doğa Yurduneri

·

06 Tem 2026

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?
QuandoQuando

HİKAYE

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?

Ümit Alan

·

03 Tem 2026

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?