Suudi Arabistan’ın katkılarıyla: Teniste doğum izni kazanımı!

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne doğru gidilirken WTA, tarihî bir anlaşmayı duyurdu ve bundan böyle hamile tenis oyuncularının 12 aya kadar ücretli izin kullanabileceğini açıkladı. Yeni anlaşma ayrıca evlat edinen ya da taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olanlara da 2 aylık izin sağlayacak. Dünya genelinde erkeklerin düşünmek zorunda dahi olmadığı, kadınlar için ise çoğu kez “kariyer baltalayıcı” olan bu hayati karar için elde edilen bu kazanım, kadın sporcuların eşit haklar mücadelesi için bir dönüm noktasını teşkil ediyor.
- Açıklamalar: WTA CEO’su Portia Archer, konuya dair “İlk kez bu kadar kapsamlı doğum yardımları bağımsız sporculara sağlanıyor. Ayrıca anlaşma yumurta dondurma ve tüp bebek gibi doğurganlık tedavilerine de desteği içeriyor” dedi.
WTA an itibarıyla 300’den fazla sporcunun fondan yararlanma hakkına sahip olduğunu açıklarken tur genelinde 25 aktif anne olduğu da duyuruldu. Son olarak 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanan Belinda Bencic, Ekim’de doğum izninden döndükten sonra geçen ay Abu Dabi Açık’ta tekler şampiyonluğuna imza atmıştı.
- Geçen yıllarda ise Serena Williams, Naomi Osaka, Kim Clijsters, Caroline Wozniacki, Victoria Azarenka gibi dünya 1 numarası olmuş isimler çocuk sahibi olduktan sonra spora dönmüştü.
WTA CEO'su Archer, WTA Oyuncular Konseyi üyesi olan ve aynı zamanda 8 yaşında bir oğlu olan Azarenka’nın bu fonun oluşturulmasında önemli rol oynadığını söyledi. Archer, sadece çok daha fazla para kazanan üst seviye sporcuların değil daha mütevazı kariyerlere sahip kadınların da bu anlaşmadan faydalanarak geçim sıkıntısını düşünmeden anne olabileceğine inandıklarını vurguladı. Azarenka da tur genelinde konuştukları tüm kadınların bu gelişmeden büyük heyecan duyduğunu aktardı ve doğum iznine dair hem spor içindeki tartışmaları hem de küresel tartışmaları olumlu etkileyecek bir sonuç elde edildiğini belirtti.
Tartışmalı sponsor
Kadın sporları geliştikçe, onların doğum ve ebeveynlik ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaların artması doğal bir sonuç. Bu tip anlaşmalar aynı zamanda ticari bir sektör olan sporun yükselişini devam ettirmek için de kaçınılmaz. WTA’in duyurduğu anlaşmada en dikkat çekici noktalardan biri ise bu kaynağın sağlayıcısının Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) olması. Sınırsız bir servete hükmeden ve Suudi Arabistan devletinin spor yatırımlarına verdiği stratejik desteğin yardımıyla futbol, golf, atletizm, boks, basketbol gibi pek çok spor sahasını sponsorluk anlaşmalarıyla bir yandan güçlendiren bir yandan da kendine "bağlayan" PIF, şu anda küresel çapta dünya sporunun en büyük hamisi konumunda.
- Bir adım geriden: Danimarka merkezli Play the Game inisiyatifinin araştırmasına göre spor alanında 910 sponsorluk anlaşması imzalayan Suudi Arabistan adına bu anlaşmaların 346’sı PIF tarafından hayata geçirildi.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın da çekinmeden söylediği üzere Riyad, “sporla aklanma” olarak da nitelenen bu yatırımı politik ve ekonomik kazanımlar elde etme amacıyla yapıyor.
'Kimse haberdar değildik diyemez'
Suudi Arabistan, WTA ile ortaklıklar geliştirmek için ilk adımları attığında aralarında Martina Navratilova ve Chris Evert gibi efsanelerin de olduğu bazı isimler, Riyad yönetiminin bu eğilimine dikkat çekmiş ve ülke içerisinde kadın haklarının ne kadar yetersiz durumda olduğuna vurgu yapmıştı. WTA’in kurucularından Billie Jean King ise Suudi Arabistan gibi ülkelerle etkileşime geçmenin tenisin dönüştürücü gücünden faydalanmanın tek yolu olduğunu savunmuştu. King ve mevcut WTA yönetimi, bu tip anlaşmaların demokratik açıdan dönüştürücü gücüne inanıyor.
Kimileri ise “sporla aklanma” anlaşmalarının amacının tam da ülke içinde gerçekte olan biteni gizleme olduğuna işaret ediyor. Suudi Arabistan’da kadın hakları için mücadele ederken cezaevine düşen en tanınmış aktivistlerden Loujain al-Hathloul’un kardeşi Lina al-Hathloul, bu süreçte şu açıklamayı yapmıştı:
“Eğer oraya giderseniz, hapiste işkence gören kadınların başına gelenlerin gizlenmesine aktif şekilde katkıda bulunursunuz. Suudi kadınların yeterince örtünmedikleri için tutuklanmalarına destek verirsiniz. İnsanların bu ülkede neler yaşandığını öğrenmeleri için yeterince sesimizi çıkardık. Bence oraya giden hiç kimse ‘biz bundan haberdar değildik’ diyemez.”
Özetle şu anda sporla aklanma politikaları açısından da ilginç bir noktadayız. Kadın hakları konusunda çok geride olan bir ülkenin maddi gücü, kadın sporlarındaki en ilerici adımlardan birinin atılmasını sağlıyor. Bu hamle, Riyad'ın WTA ile ilişkileri konusunda çatlak ses çıkaranları susturacak kadar ve bundan sonraki tenis yatırımlarının katlanarak artmasına imkan tanıyacak kadar güçlü.
- Ama aynı zamanda dünya kadınları için çok önemli olan ve yıllardır devam eden bir mücadelenin kazanımı olan bu gelişmenin söz konusu ülkenin vatandaşı olan, en temel haklarının tanınması için mücadele ederken cezaevine düşen ve hatta işkence gören kadınlara hiçbir faydası yok!
Riyad bir taşla üç kuş vururken, WTA yönetimi "tarih yazarken" cezaevindeki Al-Hathloul'lar sessizce unutulacak mı? Pirincin taşını tenisçiler ayıklamayacak tabii ama "sporla aklanma"nın kurnaz parçalarını birleştirme görevi de gazetecilerin omuzlarında olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınlar için 20. yüzyılda sporun hikayesini değiştiren 3 kadını anıyoruz. WTA'in Suudi Arabistan sponsorluğunda duyurduğu doğum izni hakkını masaya yatırıyoruz.
07 Mar 2025

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



