Tarımın değişen düzlemi: Dikey tarım


Akıllı Hayat Akademi, gençleri Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi’ne davet ediyor
Türkiye’nin her yerinden sürdürülebilirlik odaklı meseleleri kendine dert edinen ve bu konudaki bilgi birikimini artırmak isteyen üniversite öğrencisi gençler, Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi’n e davetlisiniz. Nedir? Akıllı Hayat…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Tarım, teknolojinin gelişmesiyle beraber yıllardır süregelen bir dönüşüm içinde. Önceden insan alın teri ve hayvan beden gücüyle yapılan tarım, geçtiğimiz yüzyılda traktör ve benzeri araçlarla daha hızlı ve verimli hâle geldi. Gübre ve ilaç kullanımı, kimi zaman insan sağlığı pahasına da olsa, tarım için standarda dönüştü. Ancak dönüşüm burada tamamlanmadı. Artık toprağa, yağmura ve hatta güneşe ihtiyaç duymadan tarım yapılabiliyor. Dikey tarımla şehrin içindeki boş bir arsa, fesleğen veya marul yetiştirilen bir çiftlik olarak kullanılabiliyor.
Nedir?
Dikey tarım, geleneksel tarımdan farklı olarak bir tarım arazisine ihtiyaç duymuyor. Aksine dikey tarım, eğer altyapı sağlanırsa boş bir yük konteynerinin içinde bile yapılabiliyor. Çoğu dikey çiftlik, birkaç ortak prensip çevresinde operasyonlarını gerçekleştiriyor.
- Bitkiler, meyveler ve sebzeler toprakta yetişmiyor. Bunun yerine bitkiler yan yana veya üst üste olmak üzere ya besin değeri yüksek bir sisin içinde büyütülüyor, ya da bitkilerin kökleri besin değeri yüksek bir su kitlesinin içine salınıyor. Hatta bazı tesislerde bitkilerin balıkları, balıkların da bitkileri beslediği ve doğal gübrenin oluştuğu "akuaponik" sistemler kullanılıyor.
- Güneş ışığına ihtiyaç duyulmuyor. Işık LED lambalarla istenilen düzeyde ve aralıkta bitkilerin üzerine tutuluyor.
Verimli, yeşil ve kontrol edilebilir
Dikey tarım bu bağlamda değerlendirildiğinde oldukça avantajlı bir sistem olarak ön plana çıkıyor; çünkü daha çok bitki, daha dar alanlarda kontrollü bir şekilde yetiştirilebiliyor ve geleneksel tarımda bitki yetiştirmek için gereken birçok işlem ve malzeme devre dışı kalıyor. Örneğin bu şekilde bitki yetiştirmek, gübre ve ilaçlar gibi doğaya zararlı maddelerin kullanılmasının ve bunların suya karışmasının önüne geçiyor. Aynı zamanda daha az su kullanılmasına da imkân sağlıyor.
Sadece elektrik kullanarak faaliyet gösteren dikey çiftliklerin karbon ayak izi, elektrik yenilenebilir enerji kaynaklardan elde edildikçe küçülüyor. Ayrıca bu tesisler üretim sürecini ve buna bağlı olarak sıcaklık, ışık ve besin miktarı gibi parametreleri kontrol altında tutabiliyor ve verimli üretim yapabiliyor. Her yere kurulabilen dikey tarım tesisleriyle şehrin göbeğinde bile üretim yapılabildiği için lojistik süreci de optimize edilebiliyor.
Tüm bunlar göze alındığında birçok girişimci dikey çiftliklerini genişletmek için adımlar atıyor.
- Upward Farms: Brooklyn merkezli dikey tarım şirketi bu hafta yaklaşık 23 bin metrekarelik bir tesisi faaliyete geçireceğini açıkladı. 2023’ün başında açılması planlanan tesis akuaponik sistem kullanarak bitki yetiştirecek. Geçen yıl çıktığı B serisi yatırım tutunda 121 milyon dolar yatırım alan şirket gelecekte başka pazarlara açılacak.
- Infarm: Avrupa merkezli şirket, 2020’de 170 milyon dolar yatırım aldıktan sonra geçen sene çıktığı D serisi yatırım turunda 200 milyon dolar tutarında para topladı. Şirketin değerlemesi bir milyar doları aştı. Infarm CEO’su Erez Galonska, yatırımların ar-ge ve farklı pazarlarda nüfuzlarını artırmaya yönelik kullanılacağını açıkladı.
- Bowery Farming: Merkezi Manhattan’da bulunan şirket, 2015 yılından beri 500 milyon dolarlık yatırım aldı. Kasım ayında 2,3 milyar dolarlık değerlemeye sahip olan Bowery Farming, ABD’de 850’nin üstünde markete dikey çiftliğinde yetiştirdiği yeşillikleri satıyor.
Dikey tarım belki de kulağa çok doğal gelmiyor olabilir; ancak aslında geleneksel tarım sürecine hem daha yeşil hem de daha verimli ve “saf” bir alternatif olan konsept, gelecekte herkesin buzdolabında kendi marul veya yaban mersinini yetiştirmesini sağlayacak kadar yaygınlaşabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
NFT, telif haklarına eşdeğer mi? Topraksız, güneşsiz bir konteynerde yeşil sebze yetişir mi?
20 Oca 2022

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.




