Tarımın değişen düzlemi: Dikey tarım


Akıllı Hayat Akademi, gençleri Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi’ne davet ediyor Türkiye’nin her yerinden sürdürülebilirlik odaklı meseleleri kendine dert edinen ve bu konudaki bilgi birikimini artırmak isteyen üniversite öğrencisi gençler, Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi’n e davetlisiniz. Nedir? Akıllı Hayat Akademi kapsamında düzenlenecek Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi ; sürdürülebilirlik perspektifinden bütüncül ve kompakt adımlara imkân tanıyacak; dönüştürücü rolüne ve kolaylaştırıcı etkisine inanılan nitelikli bir eğitim süreci olarak imeceLAB’in yürütücülüğünde, Zorlu Holding’in ana partnerliğinde, Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nin ve SDSN Türkiye’nin akademik partnerliğinde hayata geçiyor. Neler var? 80 üniversite öğrencisi; sürdürülebilirlik liderliğinden sistem düşüncesine, iklimden suya, yaşam döngüsünden çeşitlilik ve kapsayıcılığa, etki ölçümünden tasarım odaklı düşünceye, belirsizlikte yön bulmaktan hikâye anlatıcılığına uzanan geniş bir kapsamda eğitim ve deney alanlarıyla desteklendiği bir birlikte öğrenme deneyimi yaşarken program boyunca Zorlu Holding’in Akıllı Hayat 2030 vizyonuna paralel , geleceğin sürdürülebilirlik yaklaşımını keşfetme fırsatı yakalayacak. Dahası: Akademiye seçilecek 80 genç, programı başarıyla tamamladıklarında Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nin akademik onayıyla sertifika sahibi olacak. Sıra sende: Program kapsamında 5 - 23 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek çevrimiçi eğitim ve etkinliklere katılmak için 1 Şubat tarihine kadar bu bağlantı üzerinden başvuru yapabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Tarım, teknolojinin gelişmesiyle beraber yıllardır süregelen bir dönüşüm içinde. Önceden insan alın teri ve hayvan beden gücüyle yapılan tarım, geçtiğimiz yüzyılda traktör ve benzeri araçlarla daha hızlı ve verimli hâle geldi. Gübre ve ilaç kullanımı, kimi zaman insan sağlığı pahasına da olsa, tarım için standarda dönüştü. Ancak dönüşüm burada tamamlanmadı. Artık toprağa, yağmura ve hatta güneşe ihtiyaç duymadan tarım yapılabiliyor. Dikey tarımla şehrin içindeki boş bir arsa, fesleğen veya marul yetiştirilen bir çiftlik olarak kullanılabiliyor.
Nedir?
Dikey tarım, geleneksel tarımdan farklı olarak bir tarım arazisine ihtiyaç duymuyor. Aksine dikey tarım, eğer altyapı sağlanırsa boş bir yük konteynerinin içinde bile yapılabiliyor. Çoğu dikey çiftlik, birkaç ortak prensip çevresinde operasyonlarını gerçekleştiriyor.
- Bitkiler, meyveler ve sebzeler toprakta yetişmiyor. Bunun yerine bitkiler yan yana veya üst üste olmak üzere ya besin değeri yüksek bir sisin içinde büyütülüyor, ya da bitkilerin kökleri besin değeri yüksek bir su kitlesinin içine salınıyor. Hatta bazı tesislerde bitkilerin balıkları, balıkların da bitkileri beslediği ve doğal gübrenin oluştuğu "akuaponik" sistemler kullanılıyor.
- Güneş ışığına ihtiyaç duyulmuyor. Işık LED lambalarla istenilen düzeyde ve aralıkta bitkilerin üzerine tutuluyor.
Verimli, yeşil ve kontrol edilebilir
Dikey tarım bu bağlamda değerlendirildiğinde oldukça avantajlı bir sistem olarak ön plana çıkıyor; çünkü daha çok bitki, daha dar alanlarda kontrollü bir şekilde yetiştirilebiliyor ve geleneksel tarımda bitki yetiştirmek için gereken birçok işlem ve malzeme devre dışı kalıyor. Örneğin bu şekilde bitki yetiştirmek, gübre ve ilaçlar gibi doğaya zararlı maddelerin kullanılmasının ve bunların suya karışmasının önüne geçiyor. Aynı zamanda daha az su kullanılmasına da imkân sağlıyor.
Sadece elektrik kullanarak faaliyet gösteren dikey çiftliklerin karbon ayak izi, elektrik yenilenebilir enerji kaynaklardan elde edildikçe küçülüyor. Ayrıca bu tesisler üretim sürecini ve buna bağlı olarak sıcaklık, ışık ve besin miktarı gibi parametreleri kontrol altında tutabiliyor ve verimli üretim yapabiliyor. Her yere kurulabilen dikey tarım tesisleriyle şehrin göbeğinde bile üretim yapılabildiği için lojistik süreci de optimize edilebiliyor.
Tüm bunlar göze alındığında birçok girişimci dikey çiftliklerini genişletmek için adımlar atıyor.
- Upward Farms: Brooklyn merkezli dikey tarım şirketi bu hafta yaklaşık 23 bin metrekarelik bir tesisi faaliyete geçireceğini açıkladı. 2023’ün başında açılması planlanan tesis akuaponik sistem kullanarak bitki yetiştirecek. Geçen yıl çıktığı B serisi yatırım tutunda 121 milyon dolar yatırım alan şirket gelecekte başka pazarlara açılacak.
- Infarm: Avrupa merkezli şirket, 2020’de 170 milyon dolar yatırım aldıktan sonra geçen sene çıktığı D serisi yatırım turunda 200 milyon dolar tutarında para topladı. Şirketin değerlemesi bir milyar doları aştı. Infarm CEO’su Erez Galonska, yatırımların ar-ge ve farklı pazarlarda nüfuzlarını artırmaya yönelik kullanılacağını açıkladı.
- Bowery Farming: Merkezi Manhattan’da bulunan şirket, 2015 yılından beri 500 milyon dolarlık yatırım aldı. Kasım ayında 2,3 milyar dolarlık değerlemeye sahip olan Bowery Farming, ABD’de 850’nin üstünde markete dikey çiftliğinde yetiştirdiği yeşillikleri satıyor.
Dikey tarım belki de kulağa çok doğal gelmiyor olabilir; ancak aslında geleneksel tarım sürecine hem daha yeşil hem de daha verimli ve “saf” bir alternatif olan konsept, gelecekte herkesin buzdolabında kendi marul veya yaban mersinini yetiştirmesini sağlayacak kadar yaygınlaşabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
NFT, telif haklarına eşdeğer mi? Topraksız, güneşsiz bir konteynerde yeşil sebze yetişir mi?
20 Oca 2022

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari, gazeteci Tom Parker’a verdiği röportajda yapay zekayı karar verebilen ve yeni fikirler üretebilen bir “yabancı zeka” olarak tanımlıyor. İnsanlığın dil üzerindeki hakimiyetini bu yeni aktörle paylaşmasının güç dengelerini nasıl değiştireceğini sorgulayan Harari, zeka ile bilgelik arasındaki ayrıma odaklanıyor: Zeka ucuzlayıp bollaşırken insanlık, ne isteyeceğini bilecek kadar bilge olabilecek mi?

1990’larda ABD’de tütün şirketlerine açılan davalar, sigara endüstrisinin reklam ve pazarlama pratiklerini de kökünden değiştirmişti. Aradan 30 yıldan uzun bir süre geçti. Şimdi benzer bir tartışma 29 eyaletin Meta’yı Facebook ve Instagram’ı çocukları platformda tutacak biçimde tasarlamak ve riskleri kamuoyundan gizlemekle suçladığı davada yeniden gündeme geliyor. Davanın önemi ise sosyal medyanın temel tasarımını ve reklam modelini değiştirebilecek olmasında yatıyor.

Emojiler, ilk bakışta internet ekosisteminin evrensel bir dili gibi görünse de hangi emojiyi kullandığınız, sizinle ilgili sandığınızdan çok daha fazla şey söylüyor. Bazen bir emoji, doğum tarihinizi yazmanıza gerek kalmadan hangi kuşağa ait olduğunuzu rahatlıkla ele verebiliyor.

Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.




