Tartışmayı Yeniden Öğrenmemiz Lazım

İnternette yaptığımız şeye tartışma diyebilir miyiz?
Tartışmayı Yeniden Öğrenmemiz Lazım

n okuyoruz|

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Platformer’ın kurucusu ve gazeteci Casey Newton’ın yazdığı “The phony comforts of AI skepticism” başlıklı yazı bolca tartışmaya sebep oldu. Newton’ın YZ şüphecilerini iki kampa ayırdığı ve bunların konuyu çok basite indirgeyerek önemli detayları kaçırdığını savunduğu yazısı, özellikle YZ teknolojilerini “sahte ve kötü” olarak tanımladığı gruptan eleştiri aldı. Kendisini bu grubun içerisinde bulan araştırmacılar ve akademisyenlerin çoğu Newton’ın benzer şekilde onların eleştirisini karikatürize ettiğini söyledi.

Tartışmada her iki tarafın da eleştirilerinde haklı olduğu noktalar olsa da benim sorunum tartışmanın kendisiyle alakalı. Hem Casey Newton hem de Newton’ı eleştiren kesimin önemli bir kısmı aslında gerçek anlamıyla bir tartışma yürütmektense, benim tabirimle bir sosyal medya savaşı veriyorlar.

Newton’ın tanımladığı kamplar genellikle sosyal medya platformlarında karşınıza çıkan karakterler. Gerçekten bu alanda eleştirel işler yapanların hiçbiri bu kadar basit şekilde konuya yaklaşmıyor. Ama Newton’ı eleştirenlerin önemli bir kısmı da başka şeyler yapsalar da sosyal medyada bu karakteri oynayan ve verdikleri cevaplarda da tam bir sosyal medya savaşına yakışır şekilde hareket edenlerden oluşuyor. Yani aslında ortada derinlikli bir teknoloji veya YZ teorisi tartışması yok.

Bütün bunları izlerken aklım doğal olarak son on yıldır kaç konunun bu şekilde ele alındığına ve çoğu önemli meselenin artık tartışılmak yerine sosyal medya savaşlarına malzeme edilmesine gitti. Özellikle bu platformlara daha fazla önem atfettikçe buradaki alışkanlıklar ve sözümona tartışma biçimi her yerde kendisini göstermeye başladı. İşin daha kötü yanı ise bu sorunu fark edip çözmek için çaba gösterenlerin sayısı da çok az. Bunun da iki ana sebebi olduğunu düşünüyorum.

Bunlardan birincisi sosyal medya platformlarına hakettiğinden daha fazla önem ve gerçeklik atfediliyor olması. Evet belki buralarda çok sayıda insan olabilir ama bu insanların çoğu pasif tüketici modunda, aktif olanların da kaçının gerçekten konuştuğu konuya hakim olduğunu anlamak kolay iş değil. Sosyal medyanın getirdiği her şeye etkileşim ve kazanılacak skor gözüyle bakma alışkanlığı da aktif kullanıcıların tartışma şeklini yukarıda bahsettiğim şekilde değiştirdi. Bir de tabi ki her politik grubun ve devletin elinin altında bulunan hesap yığınlarını da unutmamak gerekiyor. 

Sorunun ikinci boyutu ise bu konuda bir filtre ve editör görevi üstlenmesi gereken medya ve gazeteciliğin de kendisini büyük anlamda bu akıma kaptırmış olması. Televizyondaki tartışma programlarından köşe yazılarına, sosyal medyadaki gazetecilerden YouTube yayını yapanlara kadar hemen hepsi sağlıklı bilgiyi ve tartışma alanını sunmaktansa “sosyal medya savaşından” pay almaya odaklanmış hâldeler. Zamanında üç-beş sosyal medya paylaşımını bir araya getirip haber diye yayınlayarak başlayan süreçte artık onlar da oyunun birer aktörüne dönüştü. Bu da platformların ve orada “gündem olan” her şeye daha fazla önem atfedilmesine sebep oldu. Yani medya kendisini bir döngünün içerisine soktu.

Bütün bunlar bir araya gelince de sonucunda karşımıza çıkan manzara bu. Çoğu konuda tartışmaları şekillendiren aktörler sorunun kendisini anlamak ve çözmek yerine buna kazanılması gereken bir mücadele olarak bakmayı tercih ediyor. Hem sosyal medya algoritmaları hem de medyanın kendisi de bu aktörleri sürekli öne çıkardığı için geri kalan herkes her konuda bir taraf tutması gerektiği yanılgısına düşüyor. Tıpkı fake news gibi içi boşaltılan yankı odası ve filtre balonu kavramlarının ötesine geçmiş bir sorun var karşımızda.

Maalesef bu sorunu kısa vadede çözebilir miyiz emin değilim. İmkansız değil ama yine de birçok ciddi dönüşümü ve alışkanlıkların değişmesini gerektiriyor. Ama bu dönüşüm bir yerden başlamazsa da gittiğimiz yolun sonu pek iyi bir yere çıkmayacak gibi görünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

n okuyoruz|

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

n okuyoruz|n okuyoruz|

BÜLTEN SAYISI

🙊 Tartışmayı Yeniden Öğrenmemiz Lazım

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, Observer, konum verileri, Washington Post.

15 Ara 2024

Unsplash

YAZARLAR

n okuyoruz|

Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.

İLGİLİ OKUMALAR