Basketbola adanmış bir hayat

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Basketbol, sevmesi kolay bir spordur. Fakat ona karşı gerçek aşkı beslemek için fedakârlıklar yapmak, maddi ve manevi zorluklara katlanmak gerekir. Yalçın Granit, basketbolun zorluklarını içselleştiren bir insandı. Hayatını sadece basketbol üzerine kuran bir basketbol dehasıydı o. Tabii başarılı da bir bilim insanı.
“Türkiye basketbolunun manevi babası” Yalçın Granit, 1 Kasım 2020’de, 88 yaşında, hayatını kaybetti.
Askılıyla kısa ama öz bir ilişki
- Yalçın Granit, henüz 25’inde askılıyı bırakan bir basketbol oyuncusuydu. Günümüzde 25 yaşındaki Avrupalı bir basketbol oyuncusu, -çok nadir yeteneklere sahip değilse- klasmanında yıldız etiketine yavaş yavaş yaklaşırken Granit; 12 kez kupa kazanan, Galatasaray’ın Yenilmez Armada’sında donanma komutanlığını üstlenen bir oyuncuydu. Ayrıca Robert Busnel’in davetiyle Fransa’ya, Racing Paris’e transfer olup Türkiye’de rotayı ülke sınırları dışına atan ilk basketbol oyuncusu olmuştu. Yani Türkiye’nin Dražen Petrović’iydi Yalçın Granit oyuncu olarak.
- 68 kez Ay-Yıldızlı formayı terletip 16 kez kaptanlık pazubandını taşıma gururu yaşadı Yalçın Granit. Bu arada, 1950’nin ilk yıllarında İstanbul Üniversitesi’nin jeoloji bölümünden mezun olan tek öğrenciydi. Fransa’da doktorasını yaptı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tatbiki Jeoloji Enstitüsü tarihinin ilk asistanı oldu. İnsan okurken bile “Yok artık” moduna giriyor, değil mi? Yani 12 kez kupa kazan, efsane ol, Paris’te oyna ve bir bilim dalında akademik düzeyde ilerle. Ve bunların hepsini 25’ine kadar yap.
Takım elbiseler ve birtakım kuramlar
- Yalçın Granit, oyunculuk kariyerinin başlarında Darüşşafaka basketbol kurumunu kurmuştu iki arkadaşıyla birlikte. 25’inde oyunculuktan emekli olduktan sonra bir gün bile beklemedi neredeyse; Darüşşafaka’nın başantrenörü oldu. 1950’lerin son yılında Daçka’ya tarihinin ilk ve tek İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazandırdı. 1974’e kadar takım elbiselerle kenarda oyuncularını başarıyla yönetti Granit.
- Bu yıllarda onlarca başarı kazanırken kuramsal bakımdan adeta bir devrim yarattı. 1960’ta eğitimle basketbolu birleştirip İTÜ hegemonyasını başlattı. Aynı süreçte ticari kimliğiyle BOTEKS firmasını kurdu. Parkelerde Granit, dönemin Amerika Birleşik Devletleri basketbolundan çıkan yazıları takip edip onları Türkiye basketboluna uyarlamanın yollarını arıyordu. İşin pratiğe dökülmesi için kuramların sağlam temellere atılması gerektiğini biliyordu. Fakat bunu, 1974’te takım elbiseleri de bırakıp elini ayağını parkelerden çekip; yönetici ve yazar olduğu dönemlerde yaptı.

1990’larda Türkiye’de basketbol kliniği
- Günümüzde Türkiye’de birçok basketbol semineri ve kliniği veriliyor. Fakat bu etkinliklerde odak noktası genelde konuşmalar üzerinden gidiyor. Asıl “basketbol klinikleri”nde odaklanılan video uygulamalarını Yalçın Granit; 1990’larda şu pek övdüğümüz hızlı dizüstülerimiz yokken yapıyordu. Türkiye’nin birçok ilçesine basketbol alanları inşa ettiriyordu. Fast Break’in kurucu yazarlarındandı. Çeşitli gazetelerde yazarlık yaptı. Türkiye Basketbol Federasyonu ve Galatasaray Basketbol Şubesi'nde çeşitli görevlerde yer aldı. Vefatına dek basketboldan kopmadı, sadece basketbol üzerine odaklandı. Hayatını sadece basketbol üzerine kurdu ve başarılı bir insan olmayı başardı.
Tonlarca ders
- Yalçın Granit, günümüzde birçoğumuzun okumaya üşeneceği uzunlukta, dolu dolu bir kariyer bıraktı ardında. Yıldız bir oyuncuydu, mükemmel bir antrenördü, ABD’deki basketbol sistemini Türkiye’ye sağlıklı şekillerde uyarlayan biriydi. Prestijli bir üniversitenin “ilkler” tarihine girmesi dâhil, birçok şeyin ilkiydi o. Ardında sadece basketbolseverlere değil; tüm gençlere tonlarca ders bıraktı. Çalışmanın, disiplinin ve umut beslemenin karşılığında elde edebileceğiniz başarıların ipuçlarını bıraktı ardında.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yusuf Yazıcı, Gasol kardeşler, Ineos Grenadiers ve Melis Gülcan. Cuma spor gündeminiz hazır.
06 Kas 2020

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



