Yeni nesil rekabet: Merak uyandıran, yüksek oyun zevki


Vazgeçilmez bir yazı enstrümanı: LAMY Yazmaya duyduğumuz tutkuyu kâğıda taşımanın izindeyiz. Öyle ki düşündüğümüz, hayal ettiğimiz ve geliştirdiğimiz her bir fikri kâğıda dökerken vazgeçilmez bir enstrüman bizimle: LAMY . Anlatılacak çok hikâye, hepsinin aktarılması içinse LAMY ve onun akıp giderken keyif veren mürekkebi var. Nedir? 1930’dan bu yana yazma deneyimini tutkuya dönüştüren yüksek kaliteli LAMY kalemler , Almanya’da başladığı yolculuğuna günümüzde tüm dünyaca tanınan ve önde gelen bir marka olarak devam ediyor. Neden LAMY? Çağdaş, kullanışlı ve sunduğu uzun ömürlü deneyimle öne çıkan LAMY kalemler; göz kamaştırıcı renk seçenekleri, zamanın ötesinde sade ve şık tasarımıyla yazma sürecinin başrol oyuncusu. 1966’da üretilen LAMY 2000 modeli kusursuz bir tasarım dili ortaya koyarak markanın bugüne kadar gelen tüm ürünlerinin tarzında belirleyici bir rol model oldu. Estetik ve işlevselliği bir arada sunan LAMY kalemleri incelemek için burayı ziyaret edebilir; ihtiyacın olan bakım önerileri, mürekkep, uç ve yedek ürünleri de yine orada bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Teniste merakla bekleyeceğimiz maçlar geride mi kalıyor diye düşünüyor olabilirsiniz, ancak her dönem kendi rekabetlerini çıkarıyor. Turda büyük bir dominasyon kuran Iga Swiatek ve dünya 1 numarasının kriptoniti haline gelen, ayrıca Aryna Sabalenka ile keyif seviyesi oldukça yüksek maçlar oynayan Elena Rybakina ve bir süredir ikisini de ayrı ayrı gözlemlesek de karşılıklı maçlarında ayrı bir heyecan duyduğumuz Sinner-Alcaraz.
Merak uyandıran, yüksek oyun zevki
Sevdiğiniz sporda sezon içinde en merakla beklediğiniz maçları düşünmeniz istense, sayacağınız maçlar muhtemelen tuttuğunuz takım ya da desteklediğiniz sporcu ve “ezeli” rakibi arasındakiler olacaktır. Rekabet hem söz konusu olan tarafları, hem de sporun kendisini geliştiren bir olgu. 2000’lerin ortasından bu yana tenisi takip ediyorsanız, dünyanın en güçlü rekabet kombinasyonlarından birine şahit olmuş, şanslı birisiniz. Rekabetin öznelerine mikrofon uzatıldığında, hepsi de birbirleri hakkında aynı şeyi söylüyor. Djokovic’e kulak verelim: “Kariyerimde yaşadığım büyük meydan okumalar beni bir oyuncu olarak olumlu yönde değiştirdi. Rafa ve Roger sayesinde bir bakıma bugün neysem oyum.”
Bazen, özellikle de Büyük Üçlü’ye baktığımızda, “her şeyi” kazanan birinin devam etme konusunda nasıl bu kadar istekli olabildiğine şaşırıyoruz değil mi? Rekabetin bir sporcu için nasıl bir motivasyon unsuru olduğunu, 2021’de Forbes tarafından dünyanın en çok kazanan sporcusu seçilen dövüşçü Conor McGregor şu sözlerle açıklıyor: “Saten çarşaflarım var, ipek çarşaflarım var, Mısır pamuğundan yorganlarım ve yastıklarım var. Her şeyim var. Ama bu lüks yaşama rağmen "rekabet" beni yataktan kalkmaya ve savaşmaya motive ediyor. Bundan nasıl uzak durabilirsin ki?”
Rekabet hem sporcuları hem de taraftarları oyuna bağlayan en önemli olgu. Açık söyleyeyim, günlük hayatının en az 1-2 saatini tenise ayırmazsa rahat edemeyen ben, bir süredir tenisle eski bağımı yakalayamıyorum. Oldukça keyifli geçen bir Avustralya Açık sonrası hepimizi kendi küçük dünyalarımızdan bir nebze koparan deprem felaketinin hala hissettirdikleri bunun sebeplerinden biri. Turnuva yayın haklarının pek çok platforma yayılmış olması bir başka sebep. Tabii ki Nadal’ın sakatlık, Djokovic’in aşı yasakları sebebiyle bir süredir olmayışını da hesaba katmalıyız. Son birkaç gündeyse, bir şeylerin içimde tenise dair merak ve heyecanı harekete geçirdiğini fark ediyorum: son dönemde gelişen, merak uyandıran, yüksek oyun zevki vaadeden rekabetler!
Rybakina vs. Swiatek: İlgi çekici

CNN
2022 yılında Wimbledon şampiyonu olurken oyun stili ve sakin tarzıyla çok daha fazlasının geleceğine işaret eden Elena Rybakina, 2023 Avustralya Açık 4. turunda, dünya 1 numarası Iga Swiatek’i 6-4 6-4’lük 2 sette yendi. Indian Wells yarı finalinde tekrar karşı karşıya gelen ikiliden kazanan yine 6-2 6-2 gibi rahat bir skorla Rybakina oldu.
Maç içinde az sayıda oyun kaybederek dominant maçlar sergileyen dünya 1 numarasını “B planını” uygulamaya mecbur bırakan Rybakina’ya karşı Iga’nın henüz bir çözüm bulamamış olması, bu rekabeti ilgi çekici bir noktaya taşıyor. Rybakina’ya Iga üstünde kurduğu bu baskı sorulduğunda, agresif oyun tarzını ve büyük servislerini ön plana çıkarıyor. Oyunları kısa tutmaya yönelik, çapraz backhand’lerle Swiatek’e yüklendiği oyun planı işliyor. Swiatek Avustralya Açık’taki maçı analiz ettiklerini ve dersler çıkardıklarını söylese de, bu dersleri henüz korta yansıtabilmiş değil.
Eski oyuncu ve tenis yorumcusu Pam Shriver, Rybakina ile Swiatek’in Indian Wells karşılaşmasını izlerken ikili arasındaki rekabete dair “Iga B planını kullanmıyor, bu güç saldırısına direnmiyor. Gezegene bu gece inmiş olsanız ve 1 numaranın oynadığını duysanız, bu kişi Rybakina olurdu” yorumunda bulundu. Gerçekten de Rybakina, Iga karşısında soğukkanlılığını koruyup oyun planına sadık kalarak onu normalde olduğundan çok daha fazla basit hata yapan, daha “çaresiz” bir oyuncu gibi göstermeyi başarıyor.
Iga Swiatek için kadın tenisinde aranan istikrarın en güçlü adayı yakıştırmasını yapmak yanlış olmaz. Rybakina ise son zamanlardaki performansıyla Slam şampiyonu seviyesinde kalmaya, büyük turnuvalarda favoriler arasında yer almaya devam edecek gibi görünüyor. Bu ikili arasındaki rekabet hem iki oyuncu için, hem de biz seyirciler için kazançlı olacak gibi.
Peki onlar ne düşünüyor? Rybakina Iga’yı zorlu bir rakip olarak gördüğünü belirtirken, ona karşı iyi oynadığında “herkesi yenebilirmiş gibi” hissettiğini söylüyor. Dünya 1 numarası ise, rakibinin onu daha iyi oynamaya ittiği fikrinde. Bu düşünce tanıdık, değil mi?
Rybakina vs. Sabalenka: Duygu ve vuruş yoğunluğu

WTA
Avustralya Açık’taki Rybakina-Sabalenka finali, Raducanu-Fernandez finalinden sonra son yılların en hikayeli finali olabilir. İki ismin de zorlu yollardan finale gelmesi, Rybakina’nın Sabalenka’dan önce bir Slam kazanmış olması, Sabalenka’nın çözmüş gibi göründüğü çift hatalarının maç içinde birden yeniden ortaya çıkması, iki oyuncunun büyük servisler ve büyük vuruşlarla dolu oyun tarzları, maç içinde yaşadığımız duygu geçişleri... Ben tarafsız gibi başlayıp maç içinde Rybakina’nın tarafına doğru kaymıştım. Maçın son birkaç dakikasında ise Sabalenka için gözyaşlarımı zor tutar haldeydim. Duygu yoğunluğu, vuruş yoğunluğu, kısacası bir rekabette olması gereken her şey!
Rekabetin belki de tek eksik yanı, iki ismin 4 karşılaşmalarını da Sabalenka’nın kazanmasıydı. Sabalenka kötü geçirdiği 2022 sezonunun ardından 2023’e muazzam girmiş, oynadığı 19 maçta yalnızca Dubai’de Krejcikova’ya yenilmişti. Ama Rybakina’nın rakiplerini domine eden oyuncuların aklına girmek gibi bir huyu var. Sabalenka da Rybakina’ya karşı ilk mağlubiyetini alırken, bundan kaçamadığını itiraf ediyor: "Servisimi bozdu ve ben biraz gerilmeye başladım. Topa fazladan vuruyor gibiydim. Bu onun canını o kadar yakmadı. Üçüncü sette onu biraz daha hareket ettirmeye çalıştım. Ona o kadar zaman vermemeye ve bir yandan diğer yana biraz daha hızlı hareket ettirmeye."
Rybakina’nın hiç renk vermeyen, yaptıklarını çok kolay gibi gösteren sakin, rahat ve özgüvenli tavrı ile Sabalenka’nın kendisiyle kavga eden, kendini dizginlemeye ve hata yapmamaya çalışan tavrını karşılıklı izlemek de keyif verici bir yanı bu rekabetin. Bu durum özellikle Sabalenka’nın mental gelişimine katkı sağlayabilir.
Alcaraz vs. Sinner: Gelecek vaadeden

ATP
Tenisin genç yetenekleri Jannik Sinner ve Carlos Alcaraz, 2019’da Alicante Challenger turnuvasında ilk kez karşı karşıya geldiklerinde Carlos 16 yaşını doldurmak üzereyken, Sinner da 17 yaşındaydı. Bu ilk maçın kazananı 3 sette Alcaraz olmuştu.
Yıllar içinde iki oyuncunun da ayrı ayrı gelişimini izlerken, kariyerleri gibi aralarındaki rekabet de 2022 sezonunda boyut atladı. Wimbledon’da 4 sette, Umag finalinde 3 sette Jannik Sinner galip geldi. Amerika Açık çeyrek finali, bu rekabetin şu ana kadarki en keyifli, en gelecek vaadeden maçıydı. Yerel saatle sabaha karşı 02.50’de biten, 5 saat 15 dakika ile Amerika Açık tarihinin en uzun 2. maçında, iki tarafın da baseline’dan yüksek güçle gönderdiği toplar, karşılık verebilmek için ortaya koydukları hız, atletizm ve Alcaraz’ın maç puanı kurtararak 5 sette maça noktayı koyması, maçı “epik” sıfatına yaklaştıran unsurlar.
Kariyerlerinin benzer noktalarında, hali hazırda tenisin bugününde yer edinmiş ancak tenisin yarınında da en büyük pay sahibi olması beklenen bu ikiliyi böyle bir rekabetin içinde görmek, sanırım hepimizi umutlandırdı. İki ismin fiziksel, taktiksel ve mental gelişim yolculuğuna bu rekabetin katkısının da eklenmesi, ikisini de farklı noktalara taşıyabilir.
Carlos bu rekabeti daha fazla dillendiren, bu konuda daha konuşkan olan taraf. "Gerçekten zor maçlar, yakın maçlar, yüksek kaliteli maçlar oynamayı seviyorum" Jannik harika bir oyuncu ve harika bir hücumcu. Sadece harika bir servis atışı, harika bir hareketle değil, rakibin sınırlarını zorladığı için... bu yüzden ona karşı oynamayı seviyorum, bu benim sınırlarımı zorluyor. Gerçekten odaklanmalıyım. Bunu hissetmeyi seviyorum”.
Carlitos’un bir başka basın toplantısında bu konuda kurduğu cümleler, bize çok tanıdık gelen bir tona sahip, bu da bu cümleleri Büyük Üçlü’nün ağzından duyanlar için heyecan verici: "Onu yenmek için, daha iyi bir oyuncu olmak için kendimi zorlayacağım. Sanırım onun için de aynısı olacak; Djokovic, Rafa ve Federer'in gençken yaptıkları gibi onu daha iyi bir oyuncu olması için zorlayacağım. Bence harika bir rekabet olacak! Saha dışında da çok iyi arkadaşız.”
Sosyal medyayı aktif kullanan Alcaraz, Indian Wells karşılaşmaları öncesinde Sinner’a Twitter’dan laf attı ama Sinner pek oralı olmadı. Indian Wells’te kupaya uzanarak tekrar dünya 1 numarası koltuğuna oturan ve h2h’de öne geçen Alcaraz, bu rekabetin pazarlama açısından önemini de daha iyi kavramış gibi görünüyo
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rybakina-Sabalenka-Swiatek ve Alcaraz-Sinner rekabetleri tenisin geleceği için ne anlatıyor?
21 Mar 2023

YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



