Yücel Tuğan: “Gündemi belirlemek, hikâyeler yaratmaktan geçiyor.”

Spor spikeri Yücel Tuğan’a dövüş sporlarının özgün dinamiklerini sorduk.
Yücel Tuğan: “Gündemi belirlemek, hikâyeler yaratmaktan geçiyor.”

1 Ekim - Bir Adım Sağlık - Punto
Bir Adım Sağlık ile birlikte

Profesyonel sağlık hizmetleri platformu: Bir Adım Sağlık Yeni nesil sağlık platformu: Bir Adım Sağlık Yirmi yılı aşkın sektör tecrübesini inovasyonla buluşturan profesyonel sağlık çalışanlarının oluşturduğu yeni nesil sağlık platformu Bir Adım Sağlık , sektörde bir yeniliğe imza atıyor. Nedir? Kişiye özel sağlık hizmeti anlayışını benimseyen Bir Adım Sağlık platformu, alanında uzman sağlık profesyonellerini yanıbaşımıza getirerek hastanelerden alınabilen çeşitli sağlık hizmetlerine sadece bir adımda ulaşabilmemizi sağlıyor. Neler var? Bir Adım Sağlık’ın sunduğu hizmetler arasında bulunduğunuz yerde doktor muayenesi , hemşirelik hizmetleri , evde bakım , fizik tedavi ve rehabilitasyon , laboratuvar tahlilleri, tanılama ve görüntüleme hizmetleri gibi birçok hizmet yer alıyor. Siz de Bir Adım Sağlık ’la ihtiyacınız olan tüm sağlık hizmetlerine bir adımda ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Dövüşün spora dönüşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Diğer bireysel sporlardan ayrılan yönleri nelerdir?

İnsan var oluşundan beri dövüşmek ve savaşmak var. Savaşan toplumların yarattığı dövüş sanatlarının belirli kurallar çevresinde spora ve müsabakaya dönüşmesi ise çok eskilere dayanıyor. Dövüş sporlarını diğer sporlardan ayıran en büyük özellik, rakibe fiziksel hasar vermeye ve hasar almamaya dayalı olması. Diğer sporlarda da rakibi yenmeye çalışırsınız, fiziksel olarak yormaya ya da mental olarak kırmaya ama dövüş sporlarında amaç rakibin bedenine direkt müdahaledir.

Müsabaka alanında file, pota, kale, top, raket gibi bir araç yoktur. İnsan kendi bedeni ve onu zorlayan rakibiyle baş başadır. Yapacağı her hata, sadece bir puan kaybı değildir, aynı zamanda vücuduna aldığı bir darbedir. Bu açıdan bir ‘hayatta kalma’ mücadelesinin içindedir. Her ne kadar kurallar onu korusa da yine de aldığı risk, diğer sporlardakiyle karşılaştırılamaz. Bunun sonucunda da ortaya çıkan aslında bir spor müsabakasının ötesindedir. İnsanın zarar görebileceği tehlikeli bir durum karşısında; zihniyle, azmiyle ve tek aleti bedeniyle bu zor durumla baş etme sürecidir. Bu açıdan izleyiciye bir oyundan ziyade bir var olma çabasını seyrettirir. Tüm reaksiyonlar, duygular olağan çıplaklığıyla ortadadır. Kaldı ki işler iyi gidiyor olsa bile, bir teknik ile maç kaybedilebilir. Bu öngörülemezlik başka sporlarda da var ama en uç hâlini dövüş sporlarında görürüz. Bu açıdan sürpriz ihtimali diğer sporlardan çok daha fazladır.

Maç bittiğinde ise iki sporcu, az önce birbirlerini bitirmeye çalışmıyormuş gibi sarılırlar. Bu durumu da diğer sporlarda, özellikle bu yoğunlukta her zaman göremeyiz. İki dövüşçü birbirini beden ve zihin sınırına zorlamış, adeta bir var oluş sürecini gerçekleştirmiştir. Zaten diğer sporlar ‘oynanır’ — futbol oynamak ama ‘oynama’ fiili, dövüş sporları için kullanılamaz. Dövüş sporları yapılır — boks yapmak.

Türkiye’deki dövüş ve savunma sporlarının gelişimini ve sonraki sürecini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’nin son olimpiyatta aldığı 13 madalyanın 11’i dövüş sporlarından geldi. Türkiye’nin amatörde dövüş sporlarındaki başarısını bu sayılar üzerinden görebiliyoruz. Güreş, Türkiye’nin her zaman en büyük gücü oldu. Tekvando ve özellikle kadın sporcuların çıkışıyla boks da güreşe eklendi. Bu sporlarda istikrarı korumak ve diğer dövüş sporlarını da madalya seviyesine çekmek için federasyonların sporcu yetiştirme konusunda kulüplerin önünü açması önemli.

Sporcular maalesef sadece madalya kazanınca ve büyük turnuvalar esnasında medyada görünür olabiliyorlar. Bu şekilde sürekliliği sağlamanın ve sağlıklı bir spor kültürü oluşturmanın zorluğu ortada. Belirli sporlara endeksli gündemi kırmak, karakterler ve hikâyeler yaratmaktan geçiyor. Türkiye’deki yönetsel ve ataerkil spor yapısının, sporcuların kendilerini ifade etme özgürlüklerini sınırladığını düşünüyorum. Yöneticilerin geri planda kaldığı, sporcuların daha fazla kendilerini gösterebildiği, kendilerini geliştirdiği bir sistem gerekiyor. Bununla beraber amatör sporlar tabii ki önemli ama dövüş sporlarında pek çok sporcumuz profesyonele geçmiyor ya da geçmeyi düşünmüyor. Ülkede ilgiyi artırmak için profesyoneli düşünmelerini isterim. Dünyada şu sıralarda pek çok yeni dövüş sporu ve organizasyonu popüler durumda, buralarda Türkiye’den dövüşçüleri görmek ülkede ilgiyi artıracaktır.

Anadolu Ajansı

Türkiye'nin dövüş ve savunma sporlarında yakaladığı ivmeyi nelere bağlıyorsunuz?

Kulüpler başarılarda başrolü oynuyor. Zaman zaman kulüplerin yolu, çıkan yasalarla zora girebiliyor. Amatör sporlara destek veren kulüplerin korunması önemli. Köklü kulüplere sahibiz, bununla beraber sayıları artırılabilir ve daha çok şehre yayılabilir. Özellikle kadınların azmi ve başarısı son dönemde madalya sayılarını artırıyor. Onların yarattığı ilhamı korumak, sporcunun hayatını kolaylaştırmaya çalışmak önemli. Eğitimlerini de kariyerleriyle beraber yürütebilecekleri sağlıklı bir sistem kurulmalı. Tercih yapmak zorunda kalmamalılar.

Uluslararası müsabakaları da anlatıyorsunuz. Türkiye ile bir kıyaslama yaparsak sporcular ve bu sporun altyapısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye’de başarıya endeksli bir yaklaşım var. Spora ya da sporcuya ilgi alanı oluşabilmesi için başarı şart. Diğer ülkelerde başarının dışında, madalya kazanmasa da sporcular destek ve ilgi görüyor, sponsor bulabiliyorlar. Bu spor kültürünün ülkede oluşması, halkın da spor yapabilmesi ile alakalı. Bu şekilde sporcu havuzu ve istikrar kuruluyor. Türkiye bu spor kültürünü kurma ve ülkeye yayma konusunda ekol ülkelerin çok uzağında.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🥋 Türkiye’nin madalyalarla imtihanı #5: Dövüş ve savunma sporları

Röportaj: Busenaz Sürmeneli, Ali Sofuoğlu, Meryem Çavdar ve Yücel Tuğan’a Türkiye’nin dövüş sporlarında yakaladığı ivmeyi sorduk.

01 Eki 2022

Anadolu Ajansı

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?