Zeus görse gurur duyardı: Bergamalılar tiyatro festivaline nasıl sahip çıktı?

İlki 2018’de yapılan, Türkiye’nin özgün ve lokal tiyatro organizasyonu Bergama Tiyatro Festivali bu sene Bergamalı esnaf, sivil toplum örgütleri ve gençlerin talebi ve örgütlenmesiyle, ilham verici bir dönüşüm eşliğinde hayata geçiyor. 22-24 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek festival, yerel aktörlerin bir kentin ortak hafızasına nasıl sahip çıktıklarının çarpıcı bir örneği… İşte BTF 2025 edisyonunun öyküsü…
Zeus görse gurur duyardı: Bergamalılar tiyatro festivaline nasıl sahip çıktı?

Bergama Tiyatro Festivali’ni yazmak üzere bilgisayar başına ilk oturduğumda sene 2018’di. O güne dek adım atmadığım bu kentin tarihine dair internetten birkaç satır okumuş, festivali fikir sahibi ve sanatçı arkadaşlarıyla hayata geçiren, Berlin’de yaşayan Bergamalı Öner Eren Arıkan’ın yanıtlarıyla şekillendirdiğim yazıya da “Bu festivalin fikir babası Zeus!” diye başlık atmıştım. 

Sonradan kısa adıyla BTF’nin hayatındaki yerine yakınen tanıklık ettiğim Eren’in öyküsü, o an yazılacak haber için yeterince etkileyiciydi: 19. yüzyılda Bergama’dan Berlin’e kaçırılan Zeus Altarı’yla Berlin’deki müzede göz göze geldiği anlar, Eren’in kalbinde yaşadığı kent Berlin’i, memleketi Bergama’yı ve uğraşı olan tiyatroyu birleştirecek bir festival fikrinin ilk tohumlarını atmıştı.

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Bahar Çuhadar

Tiyatro eleştirmeni ve gazeteci. Gazeteci olmaya 9 yaşında, okuduğu Körfez Savaşı haberlerini defterine baştan yazarken karar verdi. İkonik savaş muhabirlerine özenerek 'dış haberci' olma planlarıyla İstanbul Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu. Üniversitenin köklü tiyatro kulübü İstanbul İktisat Sahnesi'nde tiyatroyla tanıştı. Dünyada olan bitene sahneden bakmanın tadını, dramaturjinin gücünü keşfedince kültür sanat ve tiyatro haberciliğine yöneldi. Dünya, Radikal ve Hürriyet gazetelerinin kültür sanat sayfaları ve hafta sonu ilavelerinde muhabir ve editör olarak çalıştı. 2011'den beri düzenli olarak haftalık tiyatro eleştirileri kaleme alıyor. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği üyesi. Türkiye'yi gönüllü olarak terk eden yeni nesil göçmenleri anlattığı 'Yeni Ülke Yeni Hayat' adlı kitabın yazarı.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar