2003'ten kalan miras: Filenin Sultanları

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Millî takımların ve kulüp takımlarının elde ettiği uluslararası başarılarla, Türkiye’nin en çok kupa ve madalyaya sahip olduğu spor branşı voleybol. 2003 kadın millî voleybol takımının bu başarı hikâyesinin kaynağı olarak aktardığı mirasın meyveleri, onların “Artık gençlere şans verelim.” diyerek yerlerini bıraktıkları azimli ve çalışkan bir jenerasyonla alınmaya devam ediyor.
- İvme yakalamak: 1967’den sonra ilk defa, kadın voleybol millî takımlarının başarılı yükselişi sayesinde Türkiye’de gerçekleşen Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda A millî kadın voleybol takımı; Romanya, Sırbistan-Karadağ, Slovakya, Hollanda ve şampiyonanın favorisi Rusya’yı hiç set vermeden yendi. Bahar Mert, Esra Gümüş, Özlem Özçelik, Natalia Hanikoğlu, Çiğdem Can Rasna, Seda Tokatlıoğlu, Gülden Kayalar ve Neslihan Demir gibi isimlerin yer aldığı tarihi kadro, 28 Eylül’de Ankara’da gerçekleşen finalde Polonya’ya yenilerek Avrupa ikincisi oldu. Bu başarıyla 2003 Dünya Kupası, 2004 Japonya Olimpiyatları Avrupa Elemeleri ve 2005 Avrupa Voleybol Şampiyonası’na katılmaya hak kazandılar. Tüm takımın örnek mücadelesinin yanı sıra şampiyonanın “En İyi Libero” ödülünü alan Gülden Kayalar, kendi kariyerinde bir dönüm noktası yaşayarak Eczacıbaşı takımına transfer oldu.
- TRT spikerlerinin final maçını anlatırken onlara yakıştırdığı “Filenin Sultanları” lakabının da kaynağı olan ve dönemin şartları altında Türkiye’nin voleybolda varlığını gösteren bu turnuva, dünyanın da onları “Sultans of the Net” olarak tanımasını sağladı. Turnuva öncesinde, Türkiye’de olmanın ve Türkiye'deki sporseverlerin desteğinin, iyi bir derece hedefine ulaşmalarını sağlayacağına inandığını söyleyen kaptan Özlem Özçelik de bu başarıyla “uyuyan devi uyandırdıklarını” belirtti.

- Avrupa Şampiyonası’ndaki bu başarı sebebiyle, millîler Avrupa ikincisi olarak Dünya Kupası’nda yer aldı. 10 Kasım 2003'te İtalya'yla karşılaştıkları maçta, çok da ihtiyaç duymadıkları bir anda mola alarak saygı duruşunda bulunan takım, hem Türkiye'nin hem de dünyanın saygısını bir kez daha kazandı.
- Dikkatleri üzerlerine çeken Sultanlar, oynadıkları ilk final maçında o döneme kadar aldıkları en iyi derece olan Avrupa ikinciliği ve ilk Dünya Kupası katılımıyla 2003 yılında parlak bir sezon geçirdi. Birbirlerini tamamlayarak bu tarihi başarıları yakalayan kadroda yer alan sporcuların çoğu, hâlâ genç voleybolcuların yetişmesine katkı sağlıyor.
- Engeller ve destekler: 1970’den bu yana Türkiye’nin öncü voleybol takımlarını çalıştıran başantrenör Deniz Esinduy, 2003 Avrupa Voleybol Şampiyonası’na sekiz gün kala takımla birlikte kamptayken vefat etti. Ertesi gün antrenmanları olan takım için büyük bir şok olsa da her şeyin bittiğini düşünürken aslında emeklerinin karşılığını alacakları bu şampiyona onlar için yeni başlıyordu. Gençlerin ve deneyimli isimlerin bir arada yer aldığı bir takım olarak enerjileri her zaman yüksekti. Aralarındaki abla-kardeş ilişkisiyle birbirlerine destek oldular ve Avrupa Şampiyonası’ndan önce antrenörlerini kaybetmelerinin üzerine motivasyonlarını düşürmeyerek Türkiye kadın voleyboluna bir devrim yaşattılar.
- Art arda kazanılan başarılar sonucunda başlayan bu yeni dönemde, gençler üzerinde yarattıkları etki ve voleybolun Türkiye’de öz güvenli bireyler yetiştirmesine duyulan inançla Orkid, ilk kez ana sponsor olarak “kuralları baştan yazan” kadınlara destek olmuştu. Şu anda da takımın “cesaret sponsoru” olarak bu desteğini sürdürüyor.

- Miras: 2003’ün ardından “Filenin Sultanları”, voleybol dünyasındaki rekabete ve gelişmelere ayak uydurarak adlarından söz ettirmeye devam etti. Yer aldıkları turnuvalarda sadece takım olarak değil, bireysel olarak da turnuvanın enleri arasında yer aldılar.
- Yeni jenerasyonla 2011-2012 döneminde Türkiye voleybolu için ilklerin gerçekleştirildiği bir altın çağ daha yaşandı. 2003 kadrosunun genç üyelerinden Neslihan Demir, Gülden Karalar ve Esra Gümüş’ün yer aldığı takım, sekiz yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonası’nda elde ettikleri üçüncülükle Türkiye’ye bir madalya daha getirdi. Hedeflerinin artık olimpiyata gitmek olduğu belirten takım, sonraki yıl Ankara’da ev sahibi olarak yer aldıkları 2012 Londra Olimpiyatları Avrupa Elemeleri’nde sekiz Avrupa takımı arasından sıyrıldı. Millîler, finalde karşılaştıkları Polonya’yı 2003’ün rövanşını alarak yendi ve devamındaki maçları da kazanarak olimpiyatlara gitmeye hak kazandı. Aynı zamanda Türkiye tarihinde olimpiyatlara giden ilk millî takım oldu.
- Bitmeyen bu yükseliş, oluşturulan kültür ve sporculardan antrenörlere takımın her üyesinin istikrarıyla, 2020 Tokyo Olimpiyatları biletini kazanmakla sürdürülüyor. FIVB tarafından açıklanan genel sıralamada 2012’de sekizinci olan millî takım, 2020 yılı itibarıyla Çin, ABD, Brezilya ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Timo Werner, Marc Gasol, Natalia Hanikoğlu, Racing Point. Cuma spor gündeminiz hazır.
08 Oca 2021

YAZARLAR

Demet Tümkaya
Demet Tümkaya, TEVİTÖL mezunu ve şu anda Koç Üniversitesi'nde Kimya-Biyoloji Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Teknoloji ve spora ilgi duyan Demet, Aposto bünyesinde yüzme ve voleybol üzerine yazılar yazıyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




