43. İstanbul Film Festivali: Festival Günlüğü #1

Hit Man’den My Favourite Cake’e; festivalin ilk günlerinden film izlenimleri.
43. İstanbul Film Festivali: Festival Günlüğü #1

14 Nisan - Odeabank
Odeabank ile birlikte

Odea Radyo’da ne çaldıysa şimdi hepsi Spotify’da

Yatırımda hem ufkumuzu açan hem bizi yatırımın merkezine koyan içerikler , kaçıranın izleme listesinde eksik olacak film, dizi önerileri ve gönülden bağlı olduğumuz şarkıların renk kattığı çalma listeleriyle bizleri mutlu eden Odea Radyo ;…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

16 Nisan Salı:

İstanbul Film Festivali açıldı. Sinema Onur Ödülleri, oyuncu Meral Orhonsay ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edildi. Hatırlarsan festival, tanıtım filminde “Gelin, sevdiğimiz ne varsa koruyalım” diyerek sinema biletlerini, ikonik filmlerden sahneleri ve hatta festivalle özdeşleşen (fakat maalesef Emek Sineması gibi birçok parçasını sevsek de koruyamadığımız) Beyoğlu’nun tabelalarını baloncukla naylonlara sarmalamıştı. Açılış törenindeki kürsünün aynı malzemeye sarılmış olmasının tatlılığıyla rutini biraz renklenmiş açılış töreninin ardından Richard Linklater’ın prömiyeri Venedik Film Festivali’nde yapılan ve önümüzdeki aylarda Netflix’te izleyeceğimiz yeni filmi Hit Man gösterildi. Hit Man, kolay izlenen, eğlenceli, mizahı eksik olmayan ve temposu yüksek bir film, hemen hemen tüm Linklater filmleri gibi. Tilda-Swinton-vari bir enerjiyle onlarca karaktere bürünen Glen Powell’ın sırtlandığı film, kiralık katilmiş gibi yaparak New Orleans polis teşkilatı için sivil polis olarak çalışan sıradan bir adamın sıradanın dışına çıkışını anlatıyor. 

Hit Man | Kaynak: İKSV

17 Nisan Çarşamba:

Festivaldeki ilk günümü fark etmeden Çiçek İstemez günü ilan etmişim; izlediğim üç film de kahramanı baskılara boyun eğmeyen, kendi yolunu çizen kadınlar olan bu bölümdendi. Aslı Özarslan imzalı Elbow / Ellbogen / Dirsek, Fatma Aydemir’in Almanya’da çok satan romanından uyarlanan bir ilk film ve 17 yaşındaki Hazal’ın suça karıştıktan sonra Berlin’den İstanbul’a kaçışını konu alıyor. Romanı okumadığım için kaynağını bilemesem de, filmin Almanya’dan Türkiye’ye bakışını da, Türkiye’den Almanya’ya bakışını da sorunlu ve stereotipik buldum. Berlin’deki Wedding semtinin “Düğün” olarak çevrildiği altyazının da etkisiyle oldukça kötü bir başlangıç oldu. 

Paradise Is Burning | Kaynak: İKSV

Fransa’dan Delphine Deloget imzalı All to Play For / Rien à perdre, Fransa hukuk sisteminin çıkmazlarını, evde yaşanan bir kazanın ardından çocuğunu kaybetme tehlikesi yaşayan bekar bir annenin dramı. Seyircisini bir şiddet eylemi aracılığıyla yarattığı katarsisle tezahürat attıracak kadar içine çekebilen, o çıkmazı perdeden koltuğa geçirebilen güçlü bir film. İsveç’ten Mika Gustafson’un Paradise Is Burning / Paradiset Brinner ise annelerinin ortadan kaybolmasını umursamadan kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir hayat ihtimalini kendilerine ve çevrelerine kanıtlamaya çalışan üç kız kardeşin hikayesi. Nordik sinemanın bağımsız karakterlerinin yanında kara mizahını ve iyi ışık kullanımını da iyi temsil eden filmin finali, etkisini azaltan fazladan bir sahnenin kurbanı olmuş. 


18 Nisan Perşembe:

Festivalin ikinci gününe Genç Ustalar bölümünden, Saltburn benzetmeleri nedeniyle ilgimi çeken Brief History of a Family / Jia Ting Jian Shi ile yaptım. Çin’den Lin Jianjie’nin Sundance’te prömiyer yapan filmine bu etiketin kuir anlamda değil, bir aileyi manipülasyonlarla ele geçirme teması nedeniyle yapıştırıldığını anlamam geç olmadı. Yine de filmin ağır ağır örülen gerilimi ve iki çocuğun haletiruhiyesinin “aileden dışarı itilme” ve “ailenin içine sızma” anlarında değişen renk tonları ve müzik kullanımıyla yansıtması beni tatmin etti. 

Brief History of a Family | Kaynak: İKSV

Sonraki iki filmimse Galalar ve Dünya Festivallerinden bölümlerinden oldu: Lone Scherfig’in ülkesi Danimarka ve bir süredir çalıştığı Birleşik Krallık’tan sonra neden Şili’de geçen bir dönem filmi çektiğine de, bunu yaparken neden en önemli rollerden birine anadili İspanyolca olmayan bir oyuncuyu yerleştirdiğine de anlam veremediğim roman uyarlaması The Movie Teller / La contadora de Películas, iyi bir Yeşilçam melodramı gibiydi. 20. yüzyılın ilk yarısında Atacama çölündeki madenlerde geçen film, gittikçe parçalanan bir ailenin hikayesini anlatıyor. Özellikle filmin mutlu anları, yani hikaye anlatıcılığının gücünün sinemayla olabildiğine kesiştiği ve birleştiği anları izlemesi çok zevkli. 

The Movie Teller | Kaynak: İKSV

Berlin’in en sevilenlerinden, Maryam Moghaddam ve Behtash Sanaeeha imzalı İran yapımı My Favorite Cake / Keyke Mahboobe Man ise insanın aşk arayışının ve özgürlük ihtiyacının yaştan bağımsız olduğunu hatırlatan bir ikinci bahar filmi. Berlin’e giden dostlarıma festival önerilerini sorduğum bu yazıda Nefes (Polat) şöyle demişti: “Patriyarkanın 45 yıllık teokrasi pratikleriyle birleştiğinde dahi insan olmaya dair en yalın duyguyu; hazzı nasıl yok edemeyeceğini motivasyon vererek anlatmayı başarıyor.” Katılıyor ve tavsiye ediyorum. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🗽Alex Garland’ın İç Savaş’ı, Festival günlükleri

Alex Garland’ın yeni filmi Civil War hakkında bir inceleme, 43. İstanbul Film Festivali’nin ilk günlerinden notlar.

19 Nis 2024

Odeabank ile birlikte
Civil War | Kaynak: TME Films

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Ilgaz Gökırmaklı

·

13 Eki 2026

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

12 Eki 2026

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.

Eda Solmaz

·

12 Eki 2026

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede