patates
Artık yemeklerimizin baş taçlarından birkaçı olan domates veya sivri biber gibi de bir Yeni Dünya (yani Amerika kıtaları) bitkisidir. Araştırmalara göre Peru ve kuzey Arjantin bölgeleri arasında ilk yetiştirilmeye başlanan patates bitkisi, Avrupalıların Amerika’yı keşfi ile Avrupa’ya ve oradan dünyanın geri kalanına yayılmıştır.
Ancak patates Avrupalılar tarafından pek de hoş karşılanmadı. Şekilsiz biçiminden veya sarı renginden dolayı, ya da işgal ettikleri Amerika topraklarının yerlileri yiyiyor diye belki de, Avrupa aristokrasisi patates yemeyi reddediyordu. Tarih, patatesin sadece işçi sınıfı yemeği olarak görüldüğü, hayvan yemi olarak kullanıldığı, ancak zor zamanlarda yaygın kullanıma geçildiği hikayelerle doludur.
Sebzenin adı ise tıpkı kendi gibi Yeni Dünya’dan gelmektedir. Ancak Güney Amerika yerine Karayipler’den alınmadır. İspanyolların Karayipler’e çıkışı zamanında bölgenin en yaygın dili olan, ancak maalesef günümüzde soyu tükenen Taíno dilinden batata kelimesinin alındığına işaret edilir.
İlk başlarda, tıpkı yerlilerin kullandığı şekilde, batata kelimesi sadece turuncu-kahverengi renkli tatlı patatesi ifade etmekteydi. Zaman içinde sarı patatesin farklı türlerini de kapsamıştır bu kelime. Türkçe patates, İngilizce potato, İtalyanca patata gibi kelimelerin hepsi İspanyolca patata’dan, tabii ki bu kelime de Taíno dili batata’dan gelmektedir. Türkçeye girişinin, ara dil olarak Yunancadan patátes πατάτες olması da olasıdır.
Yalnız, sarı patatese her zaman patata kelimesi ile hitap edilmiyordu demiştik. Başka ne gibi ifadeler kullanılmaktaydı?
Fransızca pomme de terre, Felemenkçe aardappel, Farsça sib-zemini سیبزمینی gibi sözlerin hepsi, patatesi ifade etmek için “yer elması” anlamında bir tabir kullanmaktadırlar.
Ancak bu kafamızı karıştırmasın, bizim Türkçede “yer elması” dediğimiz, bambaşka bir sebze, ayçiçeğine kuzen bir çiçeğin yenilebilen köküdür. (Yani görünüşü biraz patatese benzemiyor da değil.)
Almancada ise genellikle Kartoffel kelimesi kullanılır patates için. Kartoffel kelimesi benzeşmezlik yoluyla tartoffel kelimesinden, bu kelime ise İtalyanca tartufolo “trüf” sözünden gelmektedir. Bir düşünceye göre Türkçe dahil birçok dile trüf mantarının adını kazandıran bu tartufolo kelimesi Latince yine kabaca “yer elması/armudu” anlamına gelen terrae tuber sözünden gelir.
Yalnız Almanya’nın, Avusturya’nın, ve hatta İsviçre’nin bazı bölgelerinde kullanılan bir kelime daha vardır patates için. Bu kelime, Almanca “yer armudu” ifadesinin birebir karşılığı Grundbirne idir.
Grundbirne kelimesinin bir özelliği vardır, o da başka ne kadar fazla dildeki patates kelimesini türettiğidir. Sırpça ve Slovence krompir, Hırvatça krumpir, Boşnakça krompir kelimeleri gibi.
Böylece Türkçe kumpir kelimesi patates demekten başka bir şey değildir aslında . Sırpça veya Boşnakçadan, ya da bir ihtimal yöresel bir Bulgarca ağzından (çünkü anladığım kadarıyla Bulgarcada Kortoffel kelimesinden türeme kartof demektedirler) Türkçeye geçmiş olması çok muhtemeldir.
Kumpir kelimesinde olduğu gibi, alıntı bir kelimenin dilde anlamının özelleşmesi, Türkçe için bir zenginliktir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türk mutfağının en sevilen sokak yemeklerinden biri olan kumpirin ilginç bir hikayesi vardır. Ancak bu hikayeyi en iyi anlayabilmek için, önce patatesin tarihinden başlamak gerekir.
19 Oca 2022

İLGİLİ OKUMALAR


