

Biletix’le yaz konserlerine merhaba Bugün, 20 yıldır sanatı ve sanatçıları sanatseverlerle kolayca buluşturmaya hız kesmeden devam eden Biletix’ i biraz daha yakından tanıyoruz. Neler var? İyi bir konser dinlemeye bayıldığını biliyoruz sevgili Duende okuru. Ama hepimizin kişisel favorileri var: Kimi açık havada çimlere yayılmayı sever, kimi kapalı mekân akustiğini hiçbir şeye değişmez, kimi de festival kuşudur. Biletix , farklı türden etkinliklerin derlendiği açık hava , kulüp ve festival rehberleriyle kültür sanat tutkunlarının zevklerine uygun etkinliklerle buluşmasını kolaylaştırıyor. Bizden bir tüyo: Rehberleri kullanırken bölge seçimi yaparak bulunduğun bölgedeki tüm etkinliklerden haberdar olabilirsin. Çok yakında: Hayranlarının dört gözle beklediği Louis Tomlinson , İsveçli sansasyonel şarkıcı Tove Lo , Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip Oscar and the Wolf , İngiliz indie sahnesinin önemli isimlerinden Nilüfer Yany a , şehrin en yenisi 34 Calling konserleri , rock ve metal hayranlarının gözdelerinden hem Epica hem Dream Theater , Grammy ödüllü Black Coffee , Fransız soul divası Imany ve kanatlandırmaya gelen Red Bull Istanbul Unlocked , önümüzdeki günlerde Türkiye’de, biletler ise şu an Biletix’te . Şimdiden gelecek konserlerin havasına girmek için Biletix’in Spotify listelerine göz atabilir ya da bu bağlantıyı kullanarak heyecanla beklediğin konserlerin biletlerini satın alabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Paris, 13th District / Les Olympiades
Yönetmen: Jacques Audiard
Süre: 105 dakika
Jenerik: Fransa’nın önde gelen yönetmenlerinden The Beat That My Heart Skipped, A Prophet ve Rust and Bone gibi filmlerle tanınan, Dheepan filmiyle Altın Palmiye kazanan yönetmen Jacques Audiard’ın geçtiğimiz yılki Cannes Film Festivali’nde prömiyeri yapılan son filminde kamerasını Paris’in 13. bölgesine çeviriyor. Yönetmen, çizer Adrian Tomine’in birkaç çizgi hikâyesinden uyarlanan senaryo için Audiard Céline Sciamma ve Léa Mysius’la iş birliği yapmış.
Neden izleyelim?: Audiard’ın siyah-beyaz kent hikâyesi, dört genç Parislinin kesişen hayatlarına odaklanan filmi, Paris’i tanımayanlara, Paris’te yaşamayanlara dahi tanıdık duygularla, kaygılarla ve arayışlarla sarılı. MUBI film için “Bu hayat dolu modern hikâye, bağlanma arayışındaki dört genç yetişkine odaklanıyor,” diyor. Gerçekten de onların bağlanma arayışları ve bağlanma sorunlarının etrafında şekillenen hikâyelerinde kendi hayatından bir şeyler bulmak da oldukça kolay ve hatta kaçınılmaz.
Lucie Zhang, Makita Samba, Noémie Merlant ve Jehnny Beth’ten oluşan kadro, yollarının ve sahnelerinin kesiştiği her anda büyülerken onların muazzam performanslarına Rone’un geçtiğimiz yıl Cannes Soundtrack Ödülü’nü kazanan müzikleri eşlik ediyor. Audiard, hem görsel hem işitsel hem de duygusal anlamda doyurucu bir sinema deneyimi vadediyor.
Nerede izleyebilirsin?: Paris, 13th District, geçtiğimiz haftaki Başka Çarşamba gösteriminin ardından bugün MUBI kataloğuna ekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paris, 13. Bölge incelemesi; Sons of Kemet'ten Shabaka Hutchings'le kısa bir sohbet; Harry Styles'ın yeni albümü Harry’s House.
27 May 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



