

78 farklı mekân, 629 etkinlik: Başkent Kültür Yolu Festivali Mariza konserinden bir kare T.C Kültür Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivalleri, 2021’in ekim ayında İstanbul Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ile başladı, 2022 yılında Ankara’da Başkent Kültür Yolu Festivali’nin eklenmesiyle devam etti. 2022 eylül ayı itibarıyla Beyoğlu Kültür Yolu ve Başkent Kültür Yolu’na, Çanakkale’de Troya Kültür Yolu ve Diyarbakır’da Sur Kültür Yolu ile Konya Mistik Müzik Festivali de dâhil oldu. 1 Ekim ’de Ankara’da başlayan Başkent Kültür Yolu Festivali ’nin sanat dolu programı tüm hızıyla devam ediyor. Başkent Kültür Festivali kapsamında bugüne kadar 78 farklı mekânda 629 etkinlik gerçekleşti. Festival 23 Ekim’de son bulacak . Konser programı: ● Süperstar Ajda Pekkan , 20 Ekim’de Türkçe Pop’un efsaneleşmiş şarkılarıyla CSO Ada Ankara sahnesinde olacak. ● Genç yetenek Sena Şener , güçlü sesiyle 22 Ekim’de Ankara Kale Kapısı’nda hayranlarıyla buluşacak. ● İspanya’nın en özel seslerinden Luz Casal , 22 Ekim’de CSO Ada Ankara’da klasikleşmiş şarkıları yorumlayacak. ● Ünlü müzisyen Yusuf İslam / Cat Stevens , 23 Ekim’de festivalin son konserinde en ünlü şarkılarını seslendirmek üzere CSO Ada Ankara’da olacak. Film gösterimleri: Festival kapsamında 21 Ekim’e kadar Bizim Büyük Çaresizliğimiz , Duvarların Ardında ve Düttürü Dünya gibi filmler CSO Ada Ankara Mavi Salon’da izleyicilerle buluşacak. Başkent Kültür Yolu Festivali ’nin sergi, konser, tiyatro ve atölye gibi farklı etkinliklerden oluşan programının tamamını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Crusade / La croustade
Yönetmen: Louis Garrel
Süre: 67 dakika
Yapım yılı: 2021
Jenerik: Louis Garrel, 2000’lerin başından beri yer aldığı filmlerde hem oyunculuk performansı hem de cazibesiyle büyüleyen bir oyuncu. Babası Philippe Garrel’in izinden giderek kameranın arkasına da geçen Louis Garrel’in yönettiği üçüncü uzun metrajlı film The Crusade, prömiyerini 2021 Cannes Film Festivali’nde yapmış, ülkemizdeki ilk gösterimi de geçtiğimiz aylardaki 41. İstanbul Film Festivali’nin komedi filmleri seçkisi "Antidepresan" kapsamında gerçekleşmişti. Film, ergen oğullarının gezegeni kurtarma planını finanse etmek için ailenin değerli eşyalarını sattığını fark eden bir çifti merkezine alıyor.
Neden izleyelim? İklim aciliyeti insanlığın birincil gündemi olması gerekirken ne yazık ki türlü sebeplerle önceliklendirilmeyen bir konu hâlinde. Gelecek bilinci ve kaygısı taşıyan zeki çocuklarsa bu konuda sesini çıkaran yetişkinlerin işbirliği yerine küçümseyici tavırlarıyla karşılaşabiliyor. Parisli çift Abel ve Marianne, evlatlarının iklim aciliyetine karşı çözüm üretmek üzere bir araya gelen ve tamamı çocuklardan oluşan bir grupla hareket ettiğini, uzun bir süredir varlığını unuttukları bazı değerli eşyalarının kaybolduğunu tesadüfen fark edince öğreniyorlar.
Garrel’in bizzat baba Abel’i canlandırdığı film, iklim aciliyetine karşı üretilebilecek fakat bütçe engeline takılan birçok çözümün finanse edilmesi için bazı ufak fedakarlıklarda bulunulması, bazı lükslerden vazgeçilmesi gerektiğini savunuyor. Çocuklar ve ebeveynleri arasındaki zekice ve eğlenceli diyaloglar, Fransa kentlerinde yaşayanların sohbetleri ve tartışmalarından oluşan o geveze komedi alt türünün aktivist bir versiyonunu inşa ediyor.
Ortaya çıkan sonuç, çocukların ciddiye alınmadığını kabul ederken çocukları kendisi de karikatürize eden bir film. Kısacık süresinin de etkisiyle kendi aksiyonlarını ve iklim aciliyetine dair düşüncelerini gözden geçirmeni sağlayacak, keyifli bir komedi bulacaksın karşında yine de.
Nerede izleyebilirsin? The Crusade, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime girdi.
Benzer işler:
- Captain Fantastic (2016, Matt Ross)
- Woman at War / Kona fer í stríð (2018, Benedikt Erlingsson)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sinemasın 007'si Bond'un 60. yaşı kutlaması, Björk'ün yeni albümü Fossora, Louis Garrel'ın distopyası.
14 Eki 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




