🌿 77. Cannes Film Festivali’nde ödüller


Bitmeyen festival: PSM Loves Summer by %100 Müzik Bir mevsimle daha vedalaşırken yaza ve getirdiği tüm yeni heyecan kıpırtılarına merhaba diyoruz. Tam da yazı bizim kadar seven PSM Loves Summer by %100 Müzik konserleri yavaş yavaş şehri etkisi altına almaya başlamışken… Yazı, yarın Turkcell Sahnesi’nde buluşacağımız Kerala Dust ile karşılamak için biz çok hazırız, peki ya sen sevgili Duende okuru? Bu yaz başka hangi PSM Loves Summer by %100 Müzik konserinde buluşacağız? Randevulaşabilmemiz için hepsini aşağıda senin için sıraladık: 5 Haziran | BADBADNOTGOOD : IV adlı nefis albümü dünyaya getirdiği için kendilerine sonsuz teşekkürü borç bildiğimiz Kanadalı ekip, ruhumuzu modern caz ve hip-hop denizinde yıkamak üzere şehrimizi şereflendiriyor. 8 Haziran | Blonde Redhead : Onlarla geçen 30 yılı kutlamak üzere rock, dream pop, shoegaze’in efsane üçlüsü Blonde Redhead ile buluşuyoruz. Kariyerini Sit Down for Dinner ile taçlandıran ekibin taze şaheseri Snowman ’i canlı dinleyeceğimiz için heyecanımızı ise gizleyemiyoruz. 2 Temmuz | Black Pumas : Psychedelic soul türünün günümüzdeki en kuvvetli temsilcilerinden biri olduğunu yedi Grammy ile kanıtlayan Black Pumas, yakında şehrimizde. “Yok o bir kanıt değil” diyenler varsa da onların Black Pumas albümünü acilen, hemen, şimdi dinlemesini rica ediyoruz. 13 Ağustos | Blondshell : Patti Smith, Joy Division, ve Velvet Underground gibi efsanevi isimleri dinleyerek huzur bulan Blondshell ile melankoliyi ve hareketli tınıları aynı anda damarlarımızda hissetmeye hazırlanıyoruz. 20 Ağustos | Fontaines D.C. : Yaza daha iyi kimle hoşça kal diyebilirdik? Kimse! Sonbahara biraz İrlanda soğuğu, kendine has post-punk coşkusu ve içimizin içimize sığmadığı bir ruh hâliyle hazırlanmamız için Fontaines D.C. Dublin’den kalkıp buralara geliyor. İyi ki de geliyor, hayranların gözü çoktandır yolda. Yarın Kerala Dust ile randevumuzu unutma lütfen, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde görüşmek üzere!
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sinema sanatının ve sinema endüstrisinin kalbi her ilkbaharda olduğu gibi yine 10 gün boyunca Cannes’da attı. 14 Mayıs’ta başlayan Cannes Film Festivali’nin kapanış ve ödül töreni 25 Mayıs gecesi düzenlendi; Altın Palmiye, Anora filmi ile Sean Baker’a verildi.
Bir adım geriden: Cannes Film Festivali’nin 77. yılında Altın Palmiye için yarışacak filmlerden 19’u 12 Nisan’da açıklanmış; bunlara sonradan üç film daha, The Most Precious of Cargoes (yön. Michel Hazanavicius), The Seed of the Sacred Fig (yön. Muhammed Rasoulof) ve Three Kilometres to the End of the World (yön. Emanuel Parvu) eklenmişti. Seçkide önceki yıllarda Altın Palmiye kazanmış iki yönetmenin, Jacques Audiard (Emilia Perez) ve Francis Ford Coppola’nın (Megalopolis) da filmleri yer alıyordu. Filmleri değerlendirecek ve yönetmen, senarist ve oyuncu Greta Gerwig’in başkanlık edeceği jüride sinemacılar Ebru Ceylan, Nadine Labaki, Juan Antonio Bayona, Kore-eda Hirokazu ile oyuncular Eva Green, Pierfrancisco Favino ve Omar Sy yer aldı.
Neler oldu? Festival, 16 Mayıs’ta The Second Act (yön. Quentin Dupieux) ile açıldı. Ana yarışma ve Belirli Bir Bakış gibi yarışmalı bölümlerde ve yarışma dışı gösterimlerle onlarca filmin dünya prömiyeri festivalde yapıldı. Yarışma dışı gösterimler arasında, Türkiye dahil birçok ülkede Cuma günü gösterime giren Furiosa: A Mad Max Saga (yön. George Miller) ve Kevin Costner’ın tutku projesi Horizon: An American Saga’nın ilk filmi dikkat çekti. Yarışma dışı gösterilen filmlerden Rumours’ın (yön. Evan Johnson, Galen Johnson, Guy Maddin) oyuncuları arasında yer alan Cate Blanchett, Filistin bayrağı renklerinde giydiği elbisesiyle kırmızı halının en çok konuşulan ismi oldu.

Cate Blanchett | Fotoğraf: Daniel Cole/Invasion/AP
Altın Palmiye’yi hangi yönetmenin kazanacağına dair tahminler festivalin ilk günlerinden itibaren, festivali yerinde takip etme ayrıcalığına sahip olan uluslararası eleştirmenlerin yorumları ışığında yapılmaya başladı. Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği’nin (FIPRESCI) yıldız tablosunda yer alan 20 eleştirmene göre en yüksek yıldız ortalamasına sahip filmler Grand Tour (4.50, yön. Miguel Gomes), Caught by the Tides (4.00, yön. Jia Zhangke) ve Emilia Perez (3.62, yön. Jacques Audiard), festivali 10 ülkeden 12 üyesiyle takip eden Uluslararası Sinefil Topluluğu’nun (ICS) yıldız tablosuna göre en yüksek yıldız ortalamasına sahip filmler ise Grand Tour (3.88, yön. Miguel Gomes), The Seed of the Sacred Fig (3.70, yön. Muhammed Rasoulof) ve All We Imagine as Light (3.63, yön. Payal Kapadia) oldu.
25 Mayıs gecesi düzenlenen kapanış ve ödül töreninde, ana yarışmadaki ödüller 7 film arasında dağıldı. Altın Palmiye’nin sahibi, Tangerine (2015) ve The Florida Project (2017) filmleriyle tanınan, ilk kez 2021’de Red Rocket filmiyle Altın Palmiye için yarışan Sean Baker oldu. Esas karakteri bir seks işçisi olan Anora ile ödüle uzanan Baker, ödülü “geçmiş, bugün ve geleceğin tüm seks işçilerine” adadı ve konuşmasına sinemada izlenmek için yapılan filmlerin öneminin altını çizerek devam etti:
“Her ne kadar bazı teknoloji şirketleri böyle düşünmemizi istese de, telefonumuzda gezinerek, e-postalarımızı kontrol ederek ya da yarım yamalak dikkat göstererek film izlemenin doğru olmadığını dünyaya hatırlatmak gerekli. Sinemada başkalarıyla birlikte film izlemek, en iyi toplumsal deneyimlerden biridir. Arkadaşlarımızla ya da yabancılarla kahkahayı, üzüntüyü, öfkeyi, korkuyu paylaşır ve ortak bir katarsis yaşarız. Bu yüzden sinemanın geleceği başladığı yerdedir diyorum: Sinema salonunda.”

Karla Sofía Gascón | Fotoğraf: Sebastien Nogier Efe
Öte yandan: En İyi Kadın Oyuncu ödülü, Jacques Audiard’ın Emilia Pérez filminin dört oyuncusu, Selena Gomez, Karla Sofía Gascón, Zoe Saldaña ve Adriana Paz arasında paylaştırıldı. Karla Sofía Gascón, Cannes Film Festivali tarihinde ödül alan ilk trans oyuncu oldu. Jüri, politik drama The Seed of the Sacred Fig filmi nedeniyle önce festivalden çekilmesi için baskı gören, ardından sekiz yıl hapis ve kırbaç cezasına çarptırılan; yine de büyük bir risk alarak İran’ı terk eden ve festivale katılan Muhammed Rasoulof için bir de özel ödül ekledi.

Anora | Kaynak: IMDb
77. Cannes Film Festivali ödülleri
Altın Palmiye: Anora (yön. Sean Baker)
Grand Prix (Jüri Büyük Ödülü): All We Imagine as Light (yön. Payal Kapadia)
En İyi Yönetmen: Miguel Gomes (Grand Tour)
Jüri Ödülü: Emilia Pérez (yön. Jacques Audiard)
Özel Ödül: The Seed of the Sacred Fig (yön. Muhammed Rasoulof)
En İyi Senaryo: Carolie Fargeat (The Substance)
En İyi Kadın Oyuncu: Selena Gomez, Karla Sofía Gascón, Zoe Saldaña ve Adriana Paz (Emilia Pérez)
En İyi Erkek Oyuncu: Jesse Plemons (Kinds of Kindness)
Altın Kamera (En İyi İlk Film): Armand (yön. Halfdan Ullmann Tøndel)
Altın Palmiye - Kısa Film: The Man Who Could Not Remain Silent (yön. Nebojša Slijepcevic)
FIPRESCI Ödülü: The Seed of the Sacred Fig (yön. Muhammed Rasoulof)
Belirli Bir Bakış bölümü ödülleri:
Belirli Bir Bakış Ödülü: Black Dog (yön. Guan Hu)
Jüri Ödülü: L'histoire de Souleymane (yön. Boris Lojkine)
En İyi Yönetmen: Roberto Minervini (The Damned)
En İyi Kadın Oyuncu: Anasuya Sengupta (The Shameless)
En İyi Erkek Oyuncu: Abou Sangare (L'histoire de Souleymane)
Mansiyon: Norah (yön. Tawfik Alzaidi)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
77. Cannes Film Festivali’nde ödüller, Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları, Last Night with the Devil filmi.
31 May 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.




