Teenage Sex and Death at Camp Miasma: Final kızının beklenmedik hikayesi

Soğuk Savaş sürmekte, 1960’lar Amerikası’nın paranoyasını tetiklemekte, gençlik sesini yükseltmeyken 1968’e doğru sokaklarda hareket kendini daha da göstermeye başlamıştı. Yeni yetişen gençlik; hak mücadelesini, özgürlüğü, kendi sesini bulmayı sokaklarda ele ele omuz omuza deneyimliyor, çiçek çocukların dünyayı saran mücadelesi dünyanın dört bir tarafından genci biraraya getiriyordu.
Bu özgürlük ve hak mücadelesi içinde tabii ki cinsel özgürlüğün de altı çiziliyordu ve patriyarkanın kapitalist sistemin devamı için asla ve asla bozulmasını istemediği aile kavramı yeniden sorgulanmaya başlıyordu. Beden üzerine kurulan tahakkümlerden, heteronormatif ilişkilenmenin tek doğru kabul edilmesine kadar giden bu baskıcı sistemin karşısında gençler kendi bedenlerine ait kararları kendilerinin alacağı bir dünyanın hayaliyle de birlikte mücadele veriyorlardı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Sezen Sayınalp
Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun olmasının ardından sinema yazarlığıyla ilgili çalışmalara ağırlık verdi. Sinema ve psikoloji içerikli çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Sinema içeriği olan çevrimiçi ve basılı mecralarda yazmaya devam ediyor. Sinema ve psikoloji tutkusunun birleştiği kariyerine Bahçeşehir Üniversitesi'nde Sinema ve Televizyon yüksek lisans programı ile devam etti. 2019 yılında film eleştirmeni olarak başvurduğu 25. Saraybosna Film Festivali’nin Talent bölümüne seçildi. 2019 yılında SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi oldu.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!




